Takip Edin

1 Konu 1 Konuk

Çubukçu: Türkiye’de Kalıcı Bir Endüstriyel Gelişimin Olması İçin Nükleer Enerji Santrallerine İhtiyaç Bulunmakta!

Abone Ol 

Yayınlanma tarihi

-

Bu sayımızın 1Konu 1Konuk köşesinde Nükleer Mühendisler Derneği Başkanı Erol Çubukçu’yu ağırladık. 5-6 Mart’ta  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın desteğiyle Nükleer Mühendisler Derneği (NMD) ve Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi ve Fuarı’nda konuştuğumuz Çubukçu, okuyucularımız için  Türkiye’nin enerji ihtiyacından Akkuyu Nükleer Santral Projesi’ne kadar bir çok konuda önemli bilgiler verdi.

Nükleer enerji  çok tartışılan ve gündemden asla düşmeyen oldukça hassas bir  konu.Türkiye’nin nükleer enerjiye ne kadar ihtiyacı vardır?

En büyük ihtiyaç duyduğumuz enerji, sanayinin de can damarını oluşturan elektrik enerjisidir. Sanayinin elektrik enerjisi olmadan canlanıp büyümesi mümkün değildir. Sanayiye elektrik enerjisinin sürekli sunulabilir olması gerekli. Yenilenebilir enerji kaynaklarının, beklenenden de hızlı büyümesine rağmen kapasite faktörü  maalesef düşük.  Bu da sanayinin sürekli elektrik arzının karşılanmamasına neden olmakta. Diğer taraftan gelinen noktada Türkiye’nin kömür ve petrol rezervleri de kendi talebini karşılayamıyor. Dolayısıyla temel enerji yükümünü karşılayacak elektrik üretim santrallerine ihtiyacımız var. Bu anlamıyla da nükleer santraller iyi bir çözüm olarak karşımıza çıkmakta. Bunun en büyük sebebi de ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olmasına karşın nükleer santraller yılın yüzde 85’inde elektrik üretebildiği için son tahlildeki maliyetin çok düşük olmasıdır. Türkiye’de kalıcı bir endüstriyel gelişimin olması için kaçınılmaz olarak nükleer enerji santrallerine ihtiyaç bulunmakta. Eğer bunu gerçekleştiremezsek yine günlük ve anlık çözümlere yöneleceğiz, bir miktar daha doğalgaz santralleri yapacağız, ithal kömürlere bağlı kalacağız vs. Belki günü kurtarabileceğiz ama bu ülkemiz için çok pahalıya mal olacak. Bunun yanı sıra bu günlük çözümlerin çevreye verdiği zarar da cabası.

Nükleer santral maliyetlerinin ilk etapta  yüksek olması konusunu biraz daha açar mısınız?

Evet, nükleer santrallerin ilk yatırım maliyetleri yüksek. Ama bu tesislerin yaklaşık 50 yıl çalışıp enerji üreteceği düşünülürse bu yüksek maliyetin makul seviyelerin bile altına düştüğünü görüyoruz. Elektrik kw/saat fiyatlarının döviz bazlı olarak gelecek yıllarda daha da artacağı unsuru da unutulmamalıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları şu an ucuz görülse de aslında çok ciddi bir sübvansiyon var. Avrupa ülkelerinde bile bu sübvansiyonun daha çok yürütülemeyeceği yönünde şikâyetler bulunmakta.

 

Nükleer santral projelerinde özellikle hükümetlerin uzun vadeli ve değişmez anlaşmalar imzalamaları gerekiyor. Yani olası bir hükümet değişikliğinde yapımına başlanan veya başlanacak olan projelerin rafa kaldırılmaması için yapılan anlaşmalarda gerekli hukuki prosedürlerin sağlanması gerekiyor.  Akkuyu Nükleer Santral Projesi  böylesi bir anlaşmayla hayata geçti.  Santrali Ruslar yapacak ve işletecek biz de elektriği alma taahhüttü verdik. Daha sonra birilerinin çıkıp da benden önceki hükümet bu talimatı vermiş, ben kabul etmiyorum deme şansı yok.

 

 

Akkuyu Nükleer Enerji Projesi’nde şu anki durum nedir?

Projede birçok somut adım atılıp inşaata başlanmış durumda.  Burada toplam 4 ünite yapılacak. 1 ünite için izin alınmış durumda zaten. 2.’si içinde çalışmalar adım adım devam ediyor. Dolayısıyla en azından 1 üniteye garanti gözüyle bakıyoruz. Hükümet yaptığı açıklamada projenin 2023’e yetişmesini istiyor.  2-3 yıl gecikmeli de olsa bu ünite devreye girecek. 2.ünite ise bu tarihten 2-3 yıl sonra devreye girecek.

Peki, bu 1.ünitenin devreye girmesinin Türkiye Sanayisi’ne ne gibi bir katkısı olacak?

Burada 1000küsür mg/wt’lık  bir elektrik üretimi sürekli devam edecek. Bu da Türkiye elektrik enerjisinin %5’ine tekabül edecek.

Türkiye bugünkü süreçte önemli bir enerji açığı hissediyor mu?

Türkiye’nin enerji açığını bugünlerde olması gereken gibi hissetmemesinin tek nedeni, istenen büyümenin geçmiş yıllarda yakalanamamasından dolayıdır. Yani endüstri, sanayi istenilen düzeyde büyüyemedi. Türkiye daha iyi bir büyüme hızı yakaladığında göreceği en büyük kısıtlardan biri enerji açığı olacak. Akkuyu Projesini de bu anlamda önemli bir önlem olarak algılamak gerekiyor. Burada tekrar Türk Sanayicisi’nin desteklenmesi gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Bunu da temel bir politikayla yapması gerekiyor. Örneğin; işçinin kazanacağı paranın artabilmesi için sanayicinin de güçlü olması gerekiyor. Yöresel teşvik gibi yama çözümler sorunu ortadan kaldırmıyor. Devletin enerji fiyatını sanayiciye sabit bir fiyattan sunması gerekiyor.  Bu sanayicinin de rekabet gücünü artıracaktır.

Nükleer santrallerin en büyük tedarik kaynaklarını ağır kaldırma ve inşaat aşaması oluşturmakta. Örneğin Akkuyu Projesi için önümüzdeki 4-5 yıl için gerçekten de çok büyük ekipmanların ve reaktörün parçalarının taşınması için büyük tonajlı makinalar gerekli olacak. Doğaldır ki böylesi büyük bir endüstriyel tesisin yapım aşamasında birçok taşıma ve kaldırma ekipmanı kullanacak. Hatta projenin gerekiyorsa yeni yollara ve limanlara ihtiyacı olacak. Birçok alt yapı oluşturulacak. Dolayısıyla kaldırma ve taşıma sektörü için bu proje oldukça zorlu koşulları da beraberinde getirecek. Ama bunu yanı sıra da birçok yeni iş kapısı açacak. Bu da bu sektörleri durgunluk sürecinden çıkarıp daha da motive edecek.

1 Konu 1 Konuk

İSDER’den Yeni Projeler

Yayınlanma tarihi

-

Bu sayımızın 1Konu 1Konuk köşesinin misafiri İSDER Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş oldu. 18 Haziran 2021’de gerçekleşen 8. Olağan Genel Kurulu’nda İSDER’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini devralan Karataş’la sektör hakkında konuştuk.

“İSDER olarak 2023 yılı projelerinizden bahseder misiniz?”

“Devraldığımız bayrağı her zaman daha ileri taşıma motivasyonumuz sayesinde üyelerimiz, komitelerimiz ve yönetim kurulumuz ile birlikte sektörümüz adına kıvanç ve başarı dolu bir seneyi geride bıraktık. Çıktığımız bu yolda taşıma, kaldırma ve istif makinaları sektörünün yerli ve milli gücünü çok daha ileri bir noktaya taşıyabilmek ve sektörümüzün sesini tüm dünyada duyurmak adına; hedeflerimizi, faaliyet planımızı ve stratejimizi yolun başında belirledik. İlk olarak çalışmalarımızı yürütürken birçok alanda örnek aldığımız ve bize rehberlik eden üst kuruluşumuz FEM’i (European Materials Handling Federatinon) (Avrupa İstif Makinaları Federasyonu) organizasyonel anlamda da rehber alarak başkan yardımcılığı sistemimizi yeni bir yapıya kavuşturduk. İSDER bünyesinde; platform sektöründen sorumlu bir Başkan Vekili, Forklift ve İstif, Vinç&Mobil Vinç, İmalat ilişkileri, Eğitim ve Akademik İşler, son olarak Üye İlişkilerinden sorumlu olmak üzere beş başkan yardımcılığı pozisyonu ile göreve devam edilmektedir. Her bir başkan yardımcımız dernek çatısı altında uzman oldukları alt sektörler ve alanlardan sorumlu en üst yetkili olarak görev almaktadır. Sektöre hakimiyetimizi ve hizmetimizi bu şekilde yoğunlaştırdık. Daha uyumlu çalışma, daha hızlı reaksiyon alma ve farklı dinamiklere hakim olma adına böyle bir uygulamaya geçildi. Her bir alt sektörün birbiri ile yüksek uyum ve verimlilik içerisinde yol almasını hedefliyoruz. Çünkü farklı alanların kendilerine göre farklı dinamikleri ve farklı beklentileri oluyor. Bu sayede hem üyelerimize hem ilgili sektörlere daha iyi hizmet verebilmeyi, onlarla daha sağlıklı ilgilenebilmeyi hedefliyoruz. Bizler adımlarımızı istif makinaları sektörünü daha ileriye taşımak, sağlam ve sürekliliği olan bir aile kültürü oluşturabilmek, sektörümüze ve ülkemize fayda sağlamak adına atıyoruz. Her geçen gün artan üye sayımız ile birlikte daha da kenetleniyoruz. 2023 yılın Mart ayına kadar her biri birbirinden değerli olan üyelerimizin sayısını 60’a çıkartmayı hedefliyoruz. İSDER ve kardeş derneğimiz İMDER olarak kuruluşumuzdan itibaren çalışmalarımızı sürdürürken; Türkiye’nin yeni dünyanın gereklerine uyum sağlayabilmesi için hızla inovatif eğitim modüllerine uyum sağlaması gerektiğini her zaman vurguladık. Her daim ülke genelinde birçok ufku geniş eğiticiye ve öğrenciye ulaşma misyonuna sahip olup bu kapsamda çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Kamuoyuna verdiğimiz mesajlarda, hiçbir mali kazanımın, eğitimde ilerleme sağlanmadan ve zeminini sağlam oluşturmadan kalıcı ve sürdürülebilir olamayacağını belirttik. Tüm bunların doğrultusunda; uzun yıllardır devam ettiğimiz “7 Coğrafi Bölge 7 Okul” projemizden bahsetmek isterim. Nitelikli eleman yetiştirmeyi ilke edinmiş ve bu konuda öncülük ediyor olan 7 Bölge 7 Okul Projesi kapsamında, İstif makinaları sektör mensuplarına eğitim verilmesini amaçlıyoruz; Milli Eğitim Bakanlığı, Meslek Liseleri, Üniversiteler dahil ilgili tüm resmi kurumlar ve ulusal ve uluslararası dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar ile iş birlikleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Gelecekte; sektörümüzün öncü ve lider konumunda olacak olan kuşaklarını yetiştirmek adına tohumlar ekmeye devam edeceğiz. Kuruluşumuzdan itibaren ektiğimiz tohumlar yeşerdi, filiz verdi, güçlendi ve artık kendi ayakları üstünde durmaya başladılar, bununla gurur duyuyoruz.

 

“Nitelikli Eğitimciler Yetiştirilip Türk Sanayisine Katkı Sağlanacak”

Bunun haricinde yeni dönemde Avrupa Birliği Kalkınma Fonu’nun hazırladığı İSDER ve Liman-İş Sendikası’nın birlikte hibe faydalanıcısı olduğu “Makine Teknolojileri ve Denizcilik Alanında Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Artırılması Projesi’ni hayata geçireceğiz. Altında imzamız bulunan bu değerli proje kapsamında ihracatın ve ithalatın belkemiğini oluşturan limanlarda kullanılan makine ve makine teknolojileri mercek altına alınacak olup; online platformda ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde mükemmeliyet merkezleri kurulacak, 175 meslek lisesi öğretmeni eğitim alacak, nitelikli eğitimciler yetiştirilip Türk sanayisine katkı sağlanacak.

Ajandamızda gündem maddesi olarak belirlediğimiz bir diğer husus ise Online Eğitim Portalı’nı hayata geçirmek. Portal sayesinde istifleme, taşıma ve kaldırma makinaları operatörlerine donanımlı bir eğitim sağlanacak olup sektörümüze katkı sağlayacağız. Eğitim faaliyetleri bizler için oldukça mühim. Çünkü İSDER olarak pazarda mevcut ticari şartlar dışında uzun yıllar iz bırakmak ana hedefimiz.

Malumunuz olduğu üzere günümüzün sürekli gelişen teknolojisi, pazarda her geçen gün artan rekabet, yatırımların finansman modeli seçimine çok büyük önem kazandırdı. Firmaların gelişmeleri ve karlılıkları ancak yatırımlarında doğru finansman seçimi ve yönetimlerindeki verimliliğin artırılması ile mümkün olabilmekte. Dünyada iş ve istif makinaları yatırımlarının finansmanında yaygın olarak kullanılan leasing yöntemi, firmaların yatırım ihtiyaçlarını karşılamada büyük avantajlar sağlıyor.

Makine kiralama yöntemi bünyemizde bulunan istif makineleri ve personel yükseltici platformlar sektörlerinin var olduğu bütün pazarlarda çok önemli bir yerde bulunuyor. Türkiye’de istif makineleri sektöründe kiralama yöntemini en fazla kurumsal müşteriler kullanıyor. Bu yöntemde talep ve ihtiyaçlara göre kısa dönem veya uzun dönem kiralama opsiyonları sunuluyor. Türkiye’de kiralama yöntemi, ilk olarak bizim sektörümüzün çalışmalarıyla yer edindi. Bu doğrultuda İSDER olarak daha önce iki farklı Kiralama Kongresi yaptık. Çünkü kiralama sektörüne verdiğimiz önem ve ciddiyet tüm uluslararası platformlarda büyük önem arz ediyor. 2023 yılının Mart ayında 3. Uluslararası Kiralama Kongresi’ni düzenlemeyi planlıyoruz. Kongreyi TOBB Bünyesinde yönetiminde olduğumuz Kiralama Alt Çalışma Grubu, MAKFED ve ERA (AB Kiralama Federasyonu) desteği ile organize edeceğiz. Kongreye kiralama sektörüyle ilgili Avrupa, Amerika ve Çin’den büyük firmalar ve üyesi olduğumuz organizasyonlardan katılım sağlanacak. Etkinliğimizi 3 gün sürecek şekilde planlıyoruz. Etkinliğimizde kiralamanın öneminin, sektördeki yerini ve son kullanıcılara faydasının tekrar altını çizeceğiz.”

 

“Mevzuatlarla ilgili yeni çalışmalarınız var mı? Bu konuda devletin ilgili kurumuyla görüşmeleriniz var mı?”

“Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de ihracat odaklı üretimin arttırılmasına katkıda bulunmak ve uluslararası doğrudan yatırımları ülkemize çekmek için kamu ve özel sektör iş birliğinde projeler geliştirmeyi hedefliyoruz. Yapacağımız çalışmalar ile amacımız istihdam imkanlarının yaratılmasına fayda sağlamak, rekabet gücünü arttırarak daha kaliteli bir piyasa oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Türk sanayisinin kalkınmasına katkıda bulunarak; sektörümüzün üretici kimliğini, katma değerli gücünü ve inovatif büyüme hamlesini tüm dünyaya duyuracak her projede aktif rol alarak ilerledik, ilerlemeye devam ediyoruz. İSDER olarak ticari diplomasi çalışmalarımıza da yeni dönemde ağırlık verdik. Çünkü kurduğumuz ve kuracağımız her yeni ilişki, sektörümüz adına önemli bir kazanım olacaktır, bunun bilincindeyiz.

 

“YEŞİL PROJELER HAKKINDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?”

Türkiye’nin yeni yatırımlarla yükseldiği, üretim ve ihracata odaklandığı bu dönemde çevreci yatırımların son derece önemli olduğunun İSDER olarak farkındayız. Kaliteli üretim ve hizmet altyapısı inşa etmek kadar, bu yapıyı sürdürülebilir kılmak da en önemli misyonlarımızdan biri. İSDER üyesi firmalarımız ile birlikte üretimden hizmet ağına kadar her süreçte sürdürülebilirliği desteklemek adına önemli adımlar atıyoruz. Nitekim enerji tasarrufunu artırmak, düşük karbonlu enerji ürünleri kullanmak; doğadaki kaynaklarla veya hâlihazırda var olan teknolojilerle karbonu yakalamak ve sıfır emisyona ulaşmak için kendi yol haritalarını çizen üyelerimizin olduğunu belirtmek isteriz.

Paris İklim Anlaşması, iklim krizi ile mücadele kapsamında bir dizi uygulama ile sektörümüze önemli sorumluluklar yüklemekte. Bu kapsamda İSDER olarak iki temel hedefimiz bulunuyor: Birincisi her alanda sürdürülebilirliği desteklemek; ikincisi ise sektörümüzün üretim zincirinde oluşabilecek karbon ayak izini azaltmaya yönelik projelerin öncüsü olmak.

Devamını oku

1 Konu 1 Konuk

İSDER’den Yeni Projeler

Yayınlanma tarihi

-

Bu sayımızın 1Konu 1Konuk köşesinin misafiri İSDER Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Karataş oldu. 18 Haziran 2021’de gerçekleşen 8. Olağan Genel Kurulu’nda İSDER’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini devralan Karataş’la sektör hakkında konuştuk.

“İSDER olarak 2023 yılı projelerinizden bahseder misiniz?”

“Devraldığımız bayrağı her zaman daha ileri taşıma motivasyonumuz sayesinde üyelerimiz, komitelerimiz ve yönetim kurulumuz ile birlikte sektörümüz adına kıvanç ve başarı dolu bir seneyi geride bıraktık. Çıktığımız bu yolda taşıma, kaldırma ve istif makinaları sektörünün yerli ve milli gücünü çok daha ileri bir noktaya taşıyabilmek ve sektörümüzün sesini tüm dünyada duyurmak adına; hedeflerimizi, faaliyet planımızı ve stratejimizi yolun başında belirledik. İlk olarak çalışmalarımızı yürütürken birçok alanda örnek aldığımız ve bize rehberlik eden üst kuruluşumuz FEM’i (European Materials Handling Federatinon) (Avrupa İstif Makinaları Federasyonu) organizasyonel anlamda da rehber alarak başkan yardımcılığı sistemimizi yeni bir yapıya kavuşturduk. İSDER bünyesinde; platform sektöründen sorumlu bir Başkan Vekili, Forklift ve İstif, Vinç&Mobil Vinç, İmalat ilişkileri, Eğitim ve Akademik İşler, son olarak Üye İlişkilerinden sorumlu olmak üzere beş başkan yardımcılığı pozisyonu ile göreve devam edilmektedir. Her bir başkan yardımcımız dernek çatısı altında uzman oldukları alt sektörler ve alanlardan sorumlu en üst yetkili olarak görev almaktadır. Sektöre hakimiyetimizi ve hizmetimizi bu şekilde yoğunlaştırdık. Daha uyumlu çalışma, daha hızlı reaksiyon alma ve farklı dinamiklere hakim olma adına böyle bir uygulamaya geçildi. Her bir alt sektörün birbiri ile yüksek uyum ve verimlilik içerisinde yol almasını hedefliyoruz. Çünkü farklı alanların kendilerine göre farklı dinamikleri ve farklı beklentileri oluyor. Bu sayede hem üyelerimize hem ilgili sektörlere daha iyi hizmet verebilmeyi, onlarla daha sağlıklı ilgilenebilmeyi hedefliyoruz. Bizler adımlarımızı istif makinaları sektörünü daha ileriye taşımak, sağlam ve sürekliliği olan bir aile kültürü oluşturabilmek, sektörümüze ve ülkemize fayda sağlamak adına atıyoruz. Her geçen gün artan üye sayımız ile birlikte daha da kenetleniyoruz. 2023 yılın Mart ayına kadar her biri birbirinden değerli olan üyelerimizin sayısını 60’a çıkartmayı hedefliyoruz. İSDER ve kardeş derneğimiz İMDER olarak kuruluşumuzdan itibaren çalışmalarımızı sürdürürken; Türkiye’nin yeni dünyanın gereklerine uyum sağlayabilmesi için hızla inovatif eğitim modüllerine uyum sağlaması gerektiğini her zaman vurguladık. Her daim ülke genelinde birçok ufku geniş eğiticiye ve öğrenciye ulaşma misyonuna sahip olup bu kapsamda çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Kamuoyuna verdiğimiz mesajlarda, hiçbir mali kazanımın, eğitimde ilerleme sağlanmadan ve zeminini sağlam oluşturmadan kalıcı ve sürdürülebilir olamayacağını belirttik. Tüm bunların doğrultusunda; uzun yıllardır devam ettiğimiz “7 Coğrafi Bölge 7 Okul” projemizden bahsetmek isterim. Nitelikli eleman yetiştirmeyi ilke edinmiş ve bu konuda öncülük ediyor olan 7 Bölge 7 Okul Projesi kapsamında, İstif makinaları sektör mensuplarına eğitim verilmesini amaçlıyoruz; Milli Eğitim Bakanlığı, Meslek Liseleri, Üniversiteler dahil ilgili tüm resmi kurumlar ve ulusal ve uluslararası dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar ile iş birlikleri gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Gelecekte; sektörümüzün öncü ve lider konumunda olacak olan kuşaklarını yetiştirmek adına tohumlar ekmeye devam edeceğiz. Kuruluşumuzdan itibaren ektiğimiz tohumlar yeşerdi, filiz verdi, güçlendi ve artık kendi ayakları üstünde durmaya başladılar, bununla gurur duyuyoruz.

 

“Nitelikli Eğitimciler Yetiştirilip Türk Sanayisine Katkı Sağlanacak”

Bunun haricinde yeni dönemde Avrupa Birliği Kalkınma Fonu’nun hazırladığı İSDER ve Liman-İş Sendikası’nın birlikte hibe faydalanıcısı olduğu “Makine Teknolojileri ve Denizcilik Alanında Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Artırılması Projesi’ni hayata geçireceğiz. Altında imzamız bulunan bu değerli proje kapsamında ihracatın ve ithalatın belkemiğini oluşturan limanlarda kullanılan makine ve makine teknolojileri mercek altına alınacak olup; online platformda ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde mükemmeliyet merkezleri kurulacak, 175 meslek lisesi öğretmeni eğitim alacak, nitelikli eğitimciler yetiştirilip Türk sanayisine katkı sağlanacak.

Ajandamızda gündem maddesi olarak belirlediğimiz bir diğer husus ise Online Eğitim Portalı’nı hayata geçirmek. Portal sayesinde istifleme, taşıma ve kaldırma makinaları operatörlerine donanımlı bir eğitim sağlanacak olup sektörümüze katkı sağlayacağız. Eğitim faaliyetleri bizler için oldukça mühim. Çünkü İSDER olarak pazarda mevcut ticari şartlar dışında uzun yıllar iz bırakmak ana hedefimiz.

Malumunuz olduğu üzere günümüzün sürekli gelişen teknolojisi, pazarda her geçen gün artan rekabet, yatırımların finansman modeli seçimine çok büyük önem kazandırdı. Firmaların gelişmeleri ve karlılıkları ancak yatırımlarında doğru finansman seçimi ve yönetimlerindeki verimliliğin artırılması ile mümkün olabilmekte. Dünyada iş ve istif makinaları yatırımlarının finansmanında yaygın olarak kullanılan leasing yöntemi, firmaların yatırım ihtiyaçlarını karşılamada büyük avantajlar sağlıyor.

Makine kiralama yöntemi bünyemizde bulunan istif makineleri ve personel yükseltici platformlar sektörlerinin var olduğu bütün pazarlarda çok önemli bir yerde bulunuyor. Türkiye’de istif makineleri sektöründe kiralama yöntemini en fazla kurumsal müşteriler kullanıyor. Bu yöntemde talep ve ihtiyaçlara göre kısa dönem veya uzun dönem kiralama opsiyonları sunuluyor. Türkiye’de kiralama yöntemi, ilk olarak bizim sektörümüzün çalışmalarıyla yer edindi. Bu doğrultuda İSDER olarak daha önce iki farklı Kiralama Kongresi yaptık. Çünkü kiralama sektörüne verdiğimiz önem ve ciddiyet tüm uluslararası platformlarda büyük önem arz ediyor. 2023 yılının Mart ayında 3. Uluslararası Kiralama Kongresi’ni düzenlemeyi planlıyoruz. Kongreyi TOBB Bünyesinde yönetiminde olduğumuz Kiralama Alt Çalışma Grubu, MAKFED ve ERA (AB Kiralama Federasyonu) desteği ile organize edeceğiz. Kongreye kiralama sektörüyle ilgili Avrupa, Amerika ve Çin’den büyük firmalar ve üyesi olduğumuz organizasyonlardan katılım sağlanacak. Etkinliğimizi 3 gün sürecek şekilde planlıyoruz. Etkinliğimizde kiralamanın öneminin, sektördeki yerini ve son kullanıcılara faydasının tekrar altını çizeceğiz.”

 

“Mevzuatlarla ilgili yeni çalışmalarınız var mı? Bu konuda devletin ilgili kurumuyla görüşmeleriniz var mı?”

“Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de ihracat odaklı üretimin arttırılmasına katkıda bulunmak ve uluslararası doğrudan yatırımları ülkemize çekmek için kamu ve özel sektör iş birliğinde projeler geliştirmeyi hedefliyoruz. Yapacağımız çalışmalar ile amacımız istihdam imkanlarının yaratılmasına fayda sağlamak, rekabet gücünü arttırarak daha kaliteli bir piyasa oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Türk sanayisinin kalkınmasına katkıda bulunarak; sektörümüzün üretici kimliğini, katma değerli gücünü ve inovatif büyüme hamlesini tüm dünyaya duyuracak her projede aktif rol alarak ilerledik, ilerlemeye devam ediyoruz. İSDER olarak ticari diplomasi çalışmalarımıza da yeni dönemde ağırlık verdik. Çünkü kurduğumuz ve kuracağımız her yeni ilişki, sektörümüz adına önemli bir kazanım olacaktır, bunun bilincindeyiz. 

 

“YEŞİL PROJELER HAKKINDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?”

Türkiye’nin yeni yatırımlarla yükseldiği, üretim ve ihracata odaklandığı bu dönemde çevreci yatırımların son derece önemli olduğunun İSDER olarak farkındayız. Kaliteli üretim ve hizmet altyapısı inşa etmek kadar, bu yapıyı sürdürülebilir kılmak da en önemli misyonlarımızdan biri. İSDER üyesi firmalarımız ile birlikte üretimden hizmet ağına kadar her süreçte sürdürülebilirliği desteklemek adına önemli adımlar atıyoruz. Nitekim enerji tasarrufunu artırmak, düşük karbonlu enerji ürünleri kullanmak; doğadaki kaynaklarla veya hâlihazırda var olan teknolojilerle karbonu yakalamak ve sıfır emisyona ulaşmak için kendi yol haritalarını çizen üyelerimizin olduğunu belirtmek isteriz.

Paris İklim Anlaşması, iklim krizi ile mücadele kapsamında bir dizi uygulama ile sektörümüze önemli sorumluluklar yüklemekte. Bu kapsamda İSDER olarak iki temel hedefimiz bulunuyor: Birincisi her alanda sürdürülebilirliği desteklemek; ikincisi ise sektörümüzün üretim zincirinde oluşabilecek karbon ayak izini azaltmaya yönelik projelerin öncüsü olmak.

 

Devamını oku

1 Konu 1 Konuk

Bu sayımızda ‘1Konu 1Konuk köşemizin sayfalarını  Doç. Dr. Ömer Faruk Görçün’ün okuyucularımız için kaleme aldığı ‘Ağır taşımacılık, kaldırma ve proje lojistiği endüstrisinin güncel problemleri ve geleceği’ adlı makalesine açtık.

Yayınlanma tarihi

-

tku magazin

Ağır taşımacılık, kaldırma ve proje lojistiği endüstrisinin güncel problemleri ve geleceği

Ağır taşımacılık bilindiği gibi tüm ülkelerin yanı sıra, Türkiye’nin en kilit endüstrilerinden birisidir. Özellikle inşaat başta olmak üzere altyapı ve üstyapı yatırımlarının performansı verimliliği ve başarısı büyük ölçüde ağır taşımacılık ve kaldırma endüstrisinin performansına büyük ölçüde bağımlıdır. Bununla birlikte söz konusu sektör son derece spesifik ve ciddi uzmanlık gerektiren mühendislik tabanlı lojistik uygulama ve operasyonlardan oluşmaktadır. Bu yönüyle klasik lojistik uygulamalardan farklıdır. Dolayısıyla operasyon süreçlerinin verimli etkin ve yüksek performansla yürütülmesinin yanı sıra mevcut risklerin ortadan kaldırılması ya da en azından minimize edilmesi sadece operasyonları yürüten işletmeler değil aynı zamanda kamu ve yerel otoriteler, inşaat ve altyapı endüstrileri, ile bireyleri doğrudan ve dolaylı bir biçimde etkilemektedir. Dolayısıyla, proje lojistiği uygulamaları çok sayıda paydaşı önemli ölçüde etkilemektedir. Buna karşılık, iyi niyetli ve yoğun çabalara rağmen hem bu riskleri azaltacak hem de endüstrinin verimliliğini ve etkinliğini artıracak, ek olarak sektöre büyük ölçüde düzen sağlayacak bir yasal düzenleme boşluğu henüz tümüyle giderilememiştir.

Mevcut durumda kamu otoritelerinin son derece olumlu ve iyi niyetli yaklaşımlarına ek olarak endüstrinin ve akademik çevrelerin yoğun çaba ve desteğine rağmen endüstride yeterli düzeyde ve tatmin edici bir ilerleme sağlanamamıştır. Buna neden olan ya da en azından etki eden birçok faktörün yanı sıra, ilgili yasal düzenlemenin kamu otoritesinde bir komisyon ya da komite yerine bir yönetici tarafından üstlenilmesinin de etkisi vardır. Özellikle yoğun iş yüküne ek olarak bu tür bir yükümlülüğün de bir kişinin üzerinde olması iyi niyetli girişimlere rağmen henüz sonuca ulaşılamamasına neden olmaktadır. Bunun için bir komisyon olarak ve kesin bir takvim belirlenerek çalışılması sonuca ulaşmakta etkili olabilir

Yasal düzenleme boşluğunun yanı sıra ağır taşımacılık ve kaldırma endüstrisi geçtiğimiz dönemde tüm insanlığı büyük ölçüde etkileyen küresel pandeminin etkileri ile başa çıkmaya çalışmış ve perakende ve diğer endüstriler kadar olmasa da belirli ölçüde etkilenmiştir. Buna karşılık küresel pandeminin etkileri daha çok operasyonların belirli ölçüde yavaşlaması şeklinde ortaya çıkmış ancak kapanma vb önlemlerden perakende kadar etkilenmemiştir. Bununla birlikte, pandeminin en önemli etkilerinden birisi küresel düzeyde enflasyon ve enerji fiyatlarının artması olmuştur. Bunun kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede endüstri etkilemesi kaçınılmaz olabilir. Özellikle küresel düzeyde enerji maliyetlerinin artması ağır kaldırma ve taşımacılık endüstrisini büyük ölçüde zorlayabilir.

Buna ek olarak, enerji fiyatlarının artmasının yanı sıra, son dönemde ortaya çıkan Ukrayna ve Rusya arasındaki savaş ağır taşımacılık ve kaldırma endüstrisini daha yüksek düzeyde etkileyebilir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi endüstrinin en yüksek düzeyde iş yaptığı ülkelerin başında bu iki ülkenin gelmesi olabilir. Savaş sürdükçe bu ülkede altyapı, üstyapı ve inşaat yatırımları askıya alınabilir ve bu nedenle endüstri bir süreliğine sıkıntıya girebilir. Buna karşılık, savaşın sonunda bu ülkelerin yeniden yapılanma süreçlerinde artması söz konusu olan altyapı ve üstyapı yatırımları Türk ağır taşımacılık ve kaldırma endüstrisi için yeni fırsatlar yaratabilir. Dolayısıyla bu süreçte mali, teknik ve operasyonel güçlerine bağlı olarak ayakta kalabilecek işletmeler gelecek için yeni fırsatlarla karşılaşabilir.

 

Devamını oku

Trend olan

EnglishTurkish