Takip Edin

Özel Haber

HASANKEYF’TEKİ TARİHİ TAŞIYAN ÇABA MİSNAK, DÜNYADA YAPILAMAYANI YAPARAK HEM TARİHİ TAŞIDI HEM DE TARİHE GEÇTİ

Yayınlanma tarihi

-

ÇABA MİSNAK

Çaba Misnak GENEL MÜDÜRÜ Sadık Durmuş, Hasankeyf’teki tarihi taşırlarken firma olarak dünyada yapılamayanı yaparak tarih taşımada tarihe geçtiklerini ve tarih yazıdıklarını dile getiriyor.

Hasankeyf, ülkemizin en önemli tarihi bölgelerinden biri… Hasankeyf’in Ilısu Barajı’nın yapımından dolayı sular altında kalmasıyla beraber oradaki tarihi eserler gündeme gelmişti. Uzun uğraşlardan sonra o eserleri hatasız taşıyarak tarih yazan Çaba Misnak, dünyada bir ilke de imza attı. Konuyu Çaba Misnak yetkilileri ile değerlendirdik.

Hasankeyf’teki inceleri ilk ne zaman yaptınız?

1993 yılında ilk kez Hasankeyf’e gittim. O zamanlar İsviçre li bir firmanın lojistik müdürlüğünü yapıyordum. Hasankeyf’teki incelemelerimizi o zaman yapmıştık. Eserleri gördük bu eserlerin taşınabileceğini yani bunun teknik olarak mümkün olduğunu raporladık. Daha sonraki yıllarda politik nedenlerden dolayı Ilısu Barajı’nın inşaatı durduruldu. En önemli sebeplerinden birisi de burada bulunan eserlere ne olacağıydı. 2000’li yılların başlarında hükümetin değişmesi ile birlikte barajın inşaatı devam etmeye başlandı. Tabii inşaatın başlaması ile birlikte eserler de gündeme geldi.

ESERLERİN SU ALTINDA KORUNMASI GÜNDEME GELDİ

Gerekli yerlere raporlamalarda bulundunuz değil mi?

Eserlerin su altında korunması gündeme geldi. Eserleri bir şekilde su altında koruyalım konusu çok ciddi bir şekilde konuşuldu. Gelinen noktada bundan 3 yıl öncesine kadar bu tartışıldı. Bilim kurulu ve bakanlıklarının onayı ile bizim de 1993 yılında verdiğimiz raporlar doğrultusunda taşınma çalışması başladı. Bugünden 3 yıl geriye gitmemiz gerekiyor. 3 yıl boyunca hangi eserin nasıl yöntemler ile yerinden alınacağı , nasıl bir güzergah yapılacağını ve nasıl bir şekilde götürüleceği, risk analizleri, mevsimler durumlar yıllarca tartışıldı ve konuşuldu.

İLK TAŞIDIĞIMIZ ESER ZEYNEL BEY TÜRBESİ OLDU

İlk hangi eseri, nasıl taşıdınız?

Sonuç itibari ile geçen yıl başlarında ilk taşıdığımız eser Zeynel Bey Türbesi gerçekten çok önemli bir eserdi. Önemli olmasının nedeni mimarisinin tek örneği olmasıydı. Çalışmaların çoğu bunun üzerine oldu. Yapıda doğal çevreden kaynaklanan sorunlardan dolayı belirli tahribatlar olmuş. Bu tahribatlar neticesinde belirli kısımlarda özellikte taşıyıcı olan bölümler de çok büyük zafiyetler meydana gelmiş. Biz her ne kadar yapının herhangi bir darbeye ve titreşime maruz kalmayacağını belirtmiş olsak da sonuç itibari ile böyle bir eser için uzun bir mesafe diyebiliriz bu mesafede düz bir düzlemde gitmiyor. Yüzde 4’ün üzerinde bir eğim ile tırmanışta olacağız. Yapının üst kısmı yani zayıf olan kısımlarının kendisini taşıması gerektiğini söyledik. Bunun neticesinde bakanlık ilgili firmaları devreye sokup gerekli önlemleri aldı. Yapı kendisini taşıdığı sürece biz bunu taşırız. Daha sonra son 3 yıl içerisinde bir çok yöntem üzerinde çalışmalar yaptık. Bir den fazla planımız vardı. Her plan üzerinde tartışıldı. En güvenli olanını seçtik ve 2017 yılımım 12 mayısında Zeynel Bey Türbesi’ni yerinden alıp beklediğimiz süreden de kışı beklediğimiz zorluklardan da kolay bir şekilde taşımış olduk.

YAPTIĞIMIZ ÇOK ZOR BİR İŞ

Yaptığınız çok zor bir iş. Sıfır hata ile yapılması gereken bir iş. Değerlendirir misiniz?

Aslında yaptığımız iş çok zor bir iş. Biz daha da zorlanacağımızı düşünüyorduk fakat beklediğimden de kolay bir şekilde taşıdık. Herhangi bir hasar ve benzeri bir etki bırakmadan yeni yerine taşıdık. Taşıma sırasında eserin bir çok yerine sensörler yerleştirdik. Eser üzerinden herhangi bir hasar meydana geldi mi oynamalar oldu mu bunlara bakmak içindi bu sensörler. Yeni yerine götürdüğümüz zaman eseri yerine yerleştirdikten sonra sensörlerden aldığımız verilerin analizine baktık. Verilerden gördüğümüz kadarıyla eser taşındığının farkında değil çok hassas bir işçilik yaptık. Bu veriler bize güven verdi, çünkü bizim için en önemli olan şey buydu…

ARTUKLU HAMAMI

Artuklu Hamamı taşıması için neler diyeceksiniz?

Akabinde 2. sırada Artuklu Hamamı vardı. Tonaj olarak daha fazlaydı. %45 daha fazla tonaja sahipti. Yapı itibari ile aralarında farklılıklar vardı. Geniş yapı olduğu için çatlamalar ve patlamalar daha çok olabilir. Bu yüzden farklı önlemler aldık. En sağlıklı ve en mükemmel şekliyle nasıl gerçekleştirebilirizin üzerine konuştuk. Yapılan çalışmalar aylarca sürüyor, bilim kurulunun ve danışmalık yapan firmaların onayından geçiyor. Ama dönüp dolaşıp nihai olarak bizim üzerimizde kilitleniyor. Sonuçta altında bizim ekibimiz var. Biz de bize ait olan kısımda bu tür taşımalarda kullanılacak olan teknolojinin en güncel ekipmanlarını kullandık. Bu sayede elimiz güçlenmiş oldu. Bizim burada mühendislik çalışmamız, doğru ekipman seçimimiz, doğru ekipmanı doğru yerde kullanmamız bununla diğer yönü ile diğer danışman firmaların ve bilim kurulunun fikirleri doğrultusunda birleştirip böyle güzel bir işe imza atmış olduk. Şöyle özetlemek gerekirse gerekten bakıldığında bundan 5 yıl sonra gelecek nesiller tarihin yer değiştirdiğini görecekler orada. Birileri efsane olarak bahsedecekler. Bir yerde türbe dedik, bir yerde Artuklu Hamamı dedik; akabinde İmam Abdullah Zaviyesi ve minaresini taşıdık. Şimdi Zabiye’nin eyvanı var bu eyvanı da taşıdığımız zaman İmam Abdullah Zaviyesi ve külliyesi taşınmış olacak. Bu eyvan ile birlikte orta kapı değimiz çok önemli bir eser var o da önümüzde ki 15-20 gün içerisinde gerçekleşecek.

ÇABA MİSNAK

YIL SONUNA DOĞRU ÇOK ÖNEMLİ 3 TAŞIMAMIZ OLACAK

Yıl sonuna doğru çok önemli 3 taşımamız olacak. Bunların ilki Kızlar Camii… Kızlar Camii, 2 bloktan oluşuyor. Doğu ve batı bloğu. Doğu bloğu 2.500 ton civarında, batı blokunun da 1.500 ton civarında olduğu söyleniyor. Tabii her yapının kendine özel bir durumu olduğu gibi bunun da kendine özel bir durumu var. Bizim bir yapıyı kaldırmamız için temeline inmemiz gerekiyor. Temel durumu da bizi farklı çalışmalara yönlendiriyor. Buradaki caminin temeli diğerlerinde farklı… Bu yüzden çalışma sistemimiz de değişiyor. Bu iki bloktan sonra yine bu camiiye ait ortasında bulunan avlunun güney ve kuzey duvarları var; bunların da taşınması ile birlikte Kızlar Camii de taşınmış olacak. 2. eser El Rızk Camiisi. Bu camii de 1500- 2000 ton arasında. Böylelikle büyük yapılar bitmiş olacak. Bunların haricinde çeşmeler, kapılar bunların ağırlığı 300-500 ton arası taşınabilecek olan şeyler taşınacak. Havaların iyi olması durumunda taşınabilecek tüm eserlerin taşınması hedeflenmiş durumda.

AKILLI EKİPMAN

Ekimpanlarınızı okuyucularımıza tanıtır mısınız?

Günümüzde teknoloji çok gelişti. Çok önemli bir eseri ya da taşımayı teknoloji yardımı ile gerçekleştirebiliyorsunuz. 1993 yılında bu eserlerin taşınabileceğinin raporlamasını biz yapmıştık. Rahatlık yapılabileceğini söylemiştik. İşin dışında olan insanlar bizim dediklerimize inanmamışlardı.  Ben sistemi ve işin teknolojisini yakından tanıyordum. 1992 yılında  SPMT ekipmanları bana yabancı değildi. Bakıldığında bu sistemler 70’li yılların sonu 80’li yılların başında dünyada kullanılmaya başlanmıştı. Bugün bu ekipmana baktığımızda bunlara akıllı ekipman diyorlar. Aslında çok doğru bir insanın yapabildiği tüm hareketleri yapabiliyor bu ekipmanlar…

MESLEKTEKİ KARİYERİMİN JÜBİLESİ OLARAK GÖRÜYORUM

Bu taşımanın sizin açınızdan önemi nedir?

O yıllarda yazılım bugünkü kadar iyi değildi. Bugün yazılımlar sayesinde şu eseri yüzde 4 eğim ile taşı bana dediğiniz zaman makine ona göre pozisyon alıp çalışıyor. Dünyada kendini kanıtlamış bir firmada çalışmış olmam sayesinde ekipmana çok iyi seviyede hakimdim. Ekipman ile neler yapabileceğimin farkındaydım. Belki manuel müdahalemiz daha fazla olacaktı. Eğer o gün bu tür çalışmalar önümüze gelmiş olsaydı çok daha fazla çalışmış olacaktık. İncelemelerimizi yaptıktan sonra bu tarihi yapıları taşıyabileceğimizi raporladık. Bundan 3 yıl önce bakanlık bize ulaştı. Durumdan bahsettiler. Gittik görüştük ikna ettik.  Kısmet oldu 25 yıl sonra tekrar bize döndü geldi. Mesleki kariyerimin bir Jübilesi olarak görüyorum bu işi… Son noktayı da bu tarihi taşıdıktan sonra koyarız diyorum. Bundan sonra yapacağımız işler ses getirmese de olur. Bundan daha iyi bir fırsat geçmez elimize. Çünkü tarihi taşımak herkese nasip olmaz. Yaptığımız iş gerçekten çok cesaret gerektiren bir iş… Biz, bilgi birikimimize ve ekipmanımıza güvendiğimiz için rahat bir şekilde işi yapmış olduk.

ÇABA MİSNAK

KENDİMİZİ KANITLAMIŞ OLDUK

Çaba Misnak çok önemli bir olayı çözdü. Türk firması olarak dünyada bir ilke imza attı. Ve bu tarz taşımaların önünü açmış oldu. Aslında bu Türkiye’nin başarısıdır. Ulusal basında bu konu, yanlış bir şekilde konuşuldu. Bizden hiçbir şekilde bahsedilmedi. Danışmanlık hizmeti veren firma da bu işi yapabilecek bir firmaydı ama biz, yaparız bunu dedik bize inanmadılar. 300-500-1000 tonluk malzemeler kaldırıyorsunuz fakat bu bildiğiniz bir iş değil dediler. Bizse evet biz onları yapıyoruz fakat işin özüne hakimiz, siz yeter ki bunu kaldırabilecek hale getirin dedik ve kendimizi kanıtlamış olduk.

BELGESELLERE KONU OLACAK BİR İŞ YAPTIK

Sık sık söylüyorlar böyle bir mühendislik böyle hassaslık beklemiyorduk diye… Kendinizi abarttığınızı düşünmüştük fakat öyle olmadığını bize gösterdiniz dediler. Ön hazırlık, kaldırma, taşıma ve konuşlandırma aşamalarını sıfır hata ile yaptık. Bu, ülkemiz adına çok büyük bir başarıdır. İleride belgesellere konu olacak bir iş yaptık. Bunlara yönelik hazırlıklar yapıyorlar. Kim yaptı dendiğinde bizi gösterecekler. Çaba Misnak’ın kurulduğu döneme kadar büyük küçük tüm işleri yabancılar yapıp gidiyorlardı. Biz kurulduktan sonra yabancıların elini ülkemizden çektirdik. Hatta bölgemizden çektirdik… Bugün Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar hükmediyoruz. Bu işi bizden başkası yapamaz diyenler şu an bu yerlere giremiyorlar. Fatih, gemileri karadan yürütmüş tarihe geçmiş… Mısır’da piramitler vinçler kullanılmadan yapılmış tarihe geçmişler… Biz de bu eserleri sular altında kalmasınlar diye bir yerden bir yere taşıdık. Resmen tarihi taşıdık… Bunların yazılması gerekiyor. Burada aslan payı ekibimize ait. Ekibimizdeki tüm arkadaşlarımı da özellikle kutlarım.

BODUR: TAKIM OYUNU İLE YAPILAMAZ, OLAMAZ DENİLENİ OLDURDUK

Çaba Misnak İnşaat Yüksek Mühendisi Proje Planlama Mühendisi ve Takım Lideri Serkan Bodur, Hasankeyf’teki tarihi taşımaların yapılmasında ‘kılı kırk yardıklarını’ ve yapılamaz, olamaz denileni takım ruhu ile oldurduklarını ifade ediyor.

Nasıl başladı nerede koşullandı nasıl ekipmanlar ile taşındı ne gibi zorluklar ile karşılaştınız tabi bu ekip işi bu ekip ile birlikte bunu nasıl yaptınız?
Barajın inşaatı çok uzun süredir planlanıyordu. Birçok engel ortaya çıkmış, finansman bulunamamış. Tabi bunlar arasındaki en önemli neden Hasankeyf’teki tarihi eserlerdi…  Bu eserler sebep gösterilerek baraj yapımı için krediler verilmedi. Devletin buna bir çözüm bulması gerekiyordu. Daha sonra ne yapabiliriz sorusu gündeme geldi. Bu eserleri nasıl koruyabiliriz sorusu gündeme geldi bunun için de bir hoca görevlendirildi. Çeşitli senaryolardan sonra bu tarihi eserleri biz taşıyabileceğimizi uzun uğraşlardan sonra taahhüt ettik ve bir re4kora imza atarak Hasankeyf’in tarihsel dokusuna zarar vermeden taşıma işlemni gerçekleştirmiş olduk. İlk olarak Zeynel Bey Türbesi’ni taşıdık. Zeynel Bey Türbesi, yaklaşık 1350 ton ağırlığında idi. Biz bunu 48 aks SPMT ile taşıdık 12 şerli römorklar olmak üzere 4 sıra römork halinde  toplamda 48 aks 4 adet powerpack(motor) ppu kullandık. Bir aks yükü yaklaşık 28.7 ton ağırlığında idi. %4 lük bir eğim ile taşındı değişken bir eğime sahip bir yoldu. Toplam 1.8 km taşındı. Taşımayı yapmadan önce çeşitli testler yapıldı test aşamasında 2x2x2,5 beton bloklar kullanıldı. Beton bloklar gene aynı ağırlığı test etmek amaçlı araca yüklendi.  Test aşamasında ki amaç hem ekipmanı hem de taşıma amacıyla yapılan yolu test etmekti. Tamamen bu işe özel 14-15 metre genişliğinde 1.8 km uzunluğunda yol inşaat edildi.

 

TAŞIMA İŞİ YAKLAŞIK 4 SAAT KADAR SÜRDÜ

Taşıma işi ne kadar sürdü?

Taşıma işi yaklaşık 4 saat kadar sürdü. Taşıma sırasında karşılan zorluk eğim değişkenleri oldu. Biz bu yapıyı yataya paralel taşıdık. Çünkü herhangi bir  eğime maruz kalmasın ve yapı bu durumdan etkilenmesin. Burada operatöre çok iş düşüyor. Yapının kenarına eğimi izleyecek 8 adet sensör bağladık. Yapının eğimini sürekli ölçmek gerekiyor sıfıra sabitlemek durumundayız. Bu değerleri 4 kişi takip etti ve değerlere göre operatöre telsizler yardımı ile bilgiler verildi. Eğimli yerlere geldiğimiz zaman römorklardaki ayarlamaları bu değerlere göre yaptık.

SADECE TAŞIMA İŞİNİ DEĞİL KALDIRMA İŞİNİ DE YAPMAMIZI İSTEDİLER

Bu noktada operatör arkadaşımıza çok iş düştü. Etrafında sensörleri izleyen arkadaşlarda full konsantrasyon halinde 4 saat boyunca bu değerleri takip etti. Nerdeyse sıfıra yakın eğim ile taşındı. Yapı bu sayede hiçbir bozulma olmadan taşındı… İlk taşımamız böylece gerçekleşmiş oldu. İlk taşıma işini yaptığımız zaman sadece taşıma işini değil kaldırma işini de bizim yapmamızı istediler. Birçok yapıyı da böylece taşıdık ve taşımaya devam edeceğiz. Kullandığımız kaldırma ekipmanlarının markası ScheuerleSPMT. Bu kadar başarılı taşıma yapmamızın nededi işin arkasında çok başarılı bir ekibin bulunmasıdır.

 

Kaç kişiydi peki bu ekip?

Toplam 11 kişiydik. 2 mühendis, 1 formen. Geri kalan ise diğer çalışan arkadaşlardan oluşuyor. Operatör, kaldırma operatörü, taşıma operatörü, yardımcı elemanlardan oluşuyor. Kaldırma  ve indirme işlemleri toplam 11 kişi ile birlikte gerçekleşiyor.  Taşıma işleminde 7 kişi civarında oluyoruz. Aktif operasyonda olan kişi sayısı 5 oluyor. Kaldırma ve taşımada çalışan kişilerden bahsediyorum. Sonuç itibari ile 11 kişilik bir ekibe sahibiz. Türkiye’deki en deneyimli olan ekibi kullanıyoruz. Bu endüstriyel bir ürün değil, bir tarihi eser… Yapılan bir hatanın telafisi ve geri dönüşü mümkün değil. O yüzden mümkün olan en iyi kondisyondaki ekip ve ekipmanı kullanmaya çalıştık. Bu iş için  yeni ekipmanlar temin edildi Enerpark’tan 0 krikolar temin edildi. Enerpark hidrolik kriko ünitesi kullanıldı. Scheuerle markaSPMT kullanıldı. Birçok risk analizi yapıldı. Karşılaşabileceğimiz her sorun hiçin hazırlıklar yaptık. Aklınıza gelebilecek her soruna karşı önlemimizi alarak biz oraya gittik.

DÜNYAKİ EN TECRÜBELİ EKİBE SAHİBİZ

Ekibimiz şuandaendüstriyel taşıma ve proje taşımacılığında kaldırma ve indirmede en tecrübeli ekipti. Sadece tarihi yapı taşıması tecrübesi yoktu. Bizde endüstriyel taşımadan gelen tecrübemizi burada kullandık. Şu an tarihi eser taşınmasında dünyaki en tecrübeli ekibe sahibiz. 4 tane büyük devasa yapı taşıdık. Dünyada bu tonajda bu yaşta bu mesafede yapılmış bir taşıma yok. Mühendislik hizmetleri tamamen kendi içerimizde. Uçak mühendisimiz bile var.

 

GECE 00:03’TE BAŞLADIĞIMIZ OLDU

Bu, bir ekip şi değil mi?

Tabi ki ekipman almanın hiçbir mantığı yok çünkü kullanacak olan kişilerin tecrübeli olması gerekiyor. Çok özverili olmak gerekiyor. Konsantre olmak gerekiyor. Orada gece gündüz bir çalışma yapıldı. Gece 00:03’te 00:04’te başladığımız oldu. Ertesi gün 08:00-09:09’lara kadar çalıştık. Herkes müthiş özveri gösterdi. Burada yaptığımız taşımalar ulusal kanallardan canlı yayınlandı. Zaman yönetimini ekip olarak çok iyi yaptık.  Bundan sonra Kızlar Camii taşımamız var. Kızlar Camii, 2600 ton ağırlığında. Yapı çok değişken farklı yerlerinde farklı malzemeler kullanılmış bu yüzden çok hassas bir işçilik gerekiyor. Ekip ve ekipman bu noktada takım oluyor. Operatörlere çok büyük iş düşüyor. Bu işte adamların kafasının rahat olması gerekiyor. Biz, taşıma öncesinde küçük toplantılar yapıyoruz. Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasında ilk başta ekibe tamamen kendilerini dış dünyaya kapatmalarını istedim. Tam konstantrasyon ile çalıştık ve taşıma işinde muvaffak olduk.

 

 

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Özel Haber

Bursa Ağır Vasıta’nın DAF Yetkili Satış ve Servis Merkezi, Bursa Gemlik’te Açıldı

Yayınlanma tarihi

-

Taşıma ve lojistik sektörünün dinamik firması Bursa Ağır Vasıta’nın Gemlik’teki yeni DAF Yetkili Satış ve Servis Merkezi, düzenlenen törenle hizmete girdi. Satış, servis, yedek parça ve 2. el hizmetleri verecek olan merkez 11.200 metrekarelik alanda hizmet verecek. Yoğun ilginin görüldüğü açılış töreninde, Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan, DAF Türkiye Genel Müdürü Gregor Van Der Mark ve üst yönetimi, Bursa Ağır Vasıta Genel Müdürü Ahmet Uğur ile şirket yöneticileri hazır bulundu. Törenin ardından Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Koçaslan, Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan ve Bursa Ağır Vasıta Genel Müdürü Ahmet Uğur TKU MAGAZİN DERGİSİ  için özel açıklamalarda bulundu.

 

“Muhsin Koçaslan, “DAF ile 2006 Yılında Başlayan Birlikteliğimizin 16. Yılının Heyecan ve Gururunu Yaşıyoruz”

Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, yaptığı açılış konuşmasında Bursa Ağır Vasıta ile DAF grubunun yıllardır süregelen dostane ticari ilişkilerine değinerek şunları dile getirdi: “DAF ile 2006 yılında başlayan birlikteliğimizin 16. yılının heyecanını ve gururunu sizlerle birlikte yaşıyoruz. Bursa Gemlik’te bulunan tesisimiz 4.200 metrekare kapalı, 7000 m2 açık alanıyla aynı anda 30 araca hizmet verebilme kapasitesindedir. İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin tam ortasında bulunan, Gemlik Serbest Bölge’ye, Gemlik Limanı’na ve önemli yol güzergahlarına yakın konumda olan tesisimizin iç dizaynı; yedek parça bölümünden, ofislerinden, atölye bölümlerine kadar, tamamen DAF kurumsal kimlik kuralları baz alınarak, özenle yapılmıştır. Kalitesi, ürün çeşitliliği, ülkemizdeki yatırımları, satış ve satış sonrası hizmetlerindeki başarısı, ikinci el organizasyonlarıyla ticari araç segmentinin en önemli oyuncularından olan DAF ile birlikte başladığımız bu ticaret yolculuğumuzun, uzun yıllar devam edeceğine olan inancım tamdır. DAF Gemlik tesisimizin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

 

“Şirketimizin bir çeşit anayasası gibi yazılı bir aile yasası mevzuatı bulunmakta”

Açılışı töreni sonrası okurlarımız için özel açıklamalarda bulunan Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan şunları dile getirdi: “1999 yılında Koçaslanlar Otomotiv Ltd. Şti. hem kurucu ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olarak sektöre adım attım. Türkiye’de aile şirketlerinin ömrü maalesef uzun sürmüyor. Çünkü ülkemizde bir yapıyı kurmak ve büyütmek değil onun kurumsal olmasını sağlayıp uzun ömürlü bir karakter sahiplenmesi, şirketin 3. hatta 4. nesillere aktarılması oldukça zor. Bu zorlukları yakından bildiğimiz için şirketimizin bir çeşit anayasası gibi yazılı bir aile yasası mevzuatı bulunmakta. Burada görev tanımları ve kurallar çok açık bir şekilde yazılmıştır. İçindeki tanımlar ve çerçeve net olunca aile firmamızın sürekliliği konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Pandemiyle birlikte insanların ticarete bakışları ve ticari anlayışları da değişti.  Bu değişiklik beraberinde doğal olarak ticaretin şeklini de değiştirdi. Firmalar eski, geleneksel ticari şekilden uzaklaşıp yeni dönem ticarete uyum sağlamak zorunda. Çünkü şunu bir kez daha gördük ki, piyasalarda her zaman çok güçlüler ayakta kalmaz. Her koşula, zamana, mekâna ve ortama ayak uyduranlar ayakta kalır.”

 

“Lojistiğin Yaşamsal Derecedeki Önemini Anladık”

Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan ise okurlarımız için verdiği demeçte; “Bugün hizmete açtığımız tesisle DAF ve TIRSAN markalarının satış ve satış sonrası servis faaliyetlerinde müşterilerimizin hizmetinde olacağız.  Çok yakın bir gelecekte Bolu bölgesinde de Bursa Ağır Vasıta’nın bir şubesini açacağız. Pandemiden sonra ülke olarak lojistiğin ne kadar önemli olduğunun farkına vardık. Lojistiğin yaşamsal derecedeki önemini de önümüzdeki yakın süreçlerden öğreneceğiz. Bazı dünya ülkelerinin ihracatının büyük bir kısmını lojistik sektörü oluşturmakta. Örneğin Polonya; bizden oldukça küçük bir ülke. Uluslararası taşımacılıkla lojistik sektörünün bu ülkeye kazandırdığı katma değer çok ama çok yüksek.”

 

Bursa Ağır Vasıta A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Uğur da açıklamasında; “17 yıldır Koçaslanlar bünyesinde çalışmaktayım. Yapmış olduğumuz tüm işler tamamen müşteri odaklı. Holdingimizin yarattığı istihdam, yaptığı yatırımlar ülke ekonomisine önemli bir katma değer sağlamakta. Türkiye’nin özellikle batı yakasında öncü bir kuruluşuz. Bu tesis DAF için Türkiye’de yapılmış olan en büyük tesis. Bu tesis için yaklaşık 40 trilyon liralık bir yatırım gerçekleştirdik.” dedi.

Devamını oku

Özel Haber

İlklerin Firması VESA Platform

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de personel yükseltici platform sektörüne yön veren firmalardan biri olan VESA Platform, dünyadaki en iyi personel yükseltici platform üreticileri arasında ilk 10’a girmek gibi oldukça büyük bir hedefe sahip. VESA Platform Kurucu Ortağı – Elektrik-Elektronik Mühendisi İbrahim Başcı firmasını anlattı.

“VESA Platform olarak firmanızın faaliyet konularından bahseder misiniz? Yerli imalata verdiğiniz katma değer hakkında neler söylemek istersiniz?”

“VESA PLATFORM, ulusal ve uluslararası alanda ‘Personel Yükseltici Platform’ sektörüne yenilikçi ve kaliteli çözümler getirmek amacıyla Şubat 2019’da Konya’da kurulmuştur. Personel yükseltici platformlar için oluşturulmuş EN 280 standardını referans alarak; rekabetçi, teknolojik ve yenilikçi ürünler üretip personel yükseltici platform pazarında kendine yer edinmeyi planlamaktadır. Sektörün ihtiyaçlarını karşılamak adına; çeşitli çalışma yüksekliklerine sahip paletli, araç üstüne montajlı ve kendinden yürüyüşlü-lastik tekerlekli gibi modellerle sektöre hizmet verme amacındadır. KOSGEB Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı ile Türkiye’de bir ilk olan; tek kişilik kapıdan geçebilen, palet yürüyüşlü, eklemli, örümcek platform projesi olan T18AJ’yi ortaya çıkararak ürünü ticarileştirmiştir. Daha sonra 28m çalışma yüksekliğine sahip araç üstü V28 modelini üretmiştir. Yakın zamanda tasarımını ve imalatını gerçekleştirdiği SPR serisi 4×2 kendinden yürüyüşlü 18m ve 22m platformları İSTANBUL SHIPYARD’a teslim ederek özel projelere uygun çözümler sunabileceğini ispatlamıştır.”

 

VESA Platform Çözüm Demek!

VESA Platform, elektrik-elektronik ve makine mühendisliği disiplinlerinin buluşmasıyla, ürünlerini tamamen kendisi tasarlayıp, mühendislik hesaplamalarını ve analizlerini yapabilmekte, makinelerin yazılımlarını kendi bünyesinde geliştirerek sorunsuz (trouble-free) ürünler üretebilmektedir. Aynı zamanda bu yapı sayesinde sektörün gereksinimlerine, müşteri taleplerine, ürün üzerindeki özelleştirmelere hızlıca çözümler sunabilmektedir.

 

“2022 yılı için hedef ve projeleriniz nelerdir? Türkiye pazarınızda nasıl bir yeriniz nasıl olacak?”

Genç bir firma olduğumuz için öncelikli hedefimiz VESA Platform’un ismini, ürünlerini ve kalitesini sektöre tanıtmak. Ürettiğimiz makinelerle insanların yüksekte güvenle çalışmasına olanak sağlamaktadır. Bu yüzden ‘insan hayatı’nın hiçbir maddi değerle kıyaslanamayacağının bilincinde olarak, emniyet sisteminden kesinlikle taviz vermeden ve bu bilinci fiyat odaklı yaklaşan müşterilerimize de aşılamaktır. Kaldı ki Türkiye’de üretilen her personel yükseltici platformun EN 280 standardına uygun şekilde üretilmesi yasal zorunluluktur ve istisnasız şekilde emniyet sistemine sahip olmalı ve platformlarda bu standarda uygun ekipmanlar kullanılmalıdır. Yurtdışında ciddi görüşmeler yürütmekteyiz, bunun meyvelerini yıl sonuna doğru toplayarak ülkemizin ihracatına katkı sağlamak ve Türk malının kalitesini dünyaya da göstermek istiyoruz. Ayrıca önümüzdeki yıl için, sektörün yurtdışı en az bir fuarına katılmak ve bu fuarlarda ürünlerimizi sergilemeyi hedefliyoruz.  Ürün gruplarımızda ise tasarımını tamamladığımız T25AJ model 25m çalışma yüksekliğine sahip örümcek platformumuzun imalatını gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Devamını oku

Özel Haber

HBA AKÜ’den Lityum Aküler

Yayınlanma tarihi

-

Lityum akü üretimine başlayan HBA Akü bu alanda oldukça başarılı bir performans sergileyerek piyasadan önemli talepler alacağının sinyalini verdi. Konuyla ilgili HBA Akü Genel Müdürü  Ali Baykal’la konuştuk.

Uzun süredir lityum akü Ar-Ge’sinde önemli aşamalar katettiklerini dile getiren Baykal, “Çalışmalarımıza büyük bir titizlikle devam ediyoruz. Manlift, eklemli platformların lityum akülerinde çok güçlü bir performans elde ettik” ifadelerini kullandı.

HBA Akü’nün  manlift sektörüne yönelik üreteceği yerli lityum akülerle sektöre büyük bir ivme kazandıracaklarını iddia eden Baykal, “Lityum akülerde performans oldukça yüksektir. Makaslı platformlar için örnek vermek gerekirse; kurşun asit akümülatörlerde %80 deşarja kadar çalışma voltaj aralığı yaklaşık 24V-20V iken lityum pil gruplarında 25.6V-24V’tur. Lityum gruplarda voltaj deşarj eğrisi yataya yakın olduğundan dolayı, günlük kullanımda, makinada performans düşüşü olmamaktadır. Bununla birlikte kurşun asit akümülatörlerden yaklaşık 1/3 oranında daha az hacme sahip olduklarından dolayı talebe göre günlük kullanımda büyük akülü makinaların ulaştığı kullanım süresine de kolaylıkla ulaşılabilinir”.

“Lityum Akülerde de Aynı Özveri ile Hareket Edeceğiz” 

Baykal şu şekilde devam etti: “Lityum akü ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır. Yaklaşık beş yıldır lityum aküler tasarlayıp üretmekteyiz. Kullanmış olduğumuz ürünlerde önceliğimiz kalite ve performans. Kurşun asit akülerde her zaman ürünümüzün ve yapmış olduğumuz işlerin arkasında olduğumuzu müşterilerimiz bilmektedir. Lityum akülerde de aynı özveri ile hareket edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.”

Devamını oku
Reklam hba.com.tr
Reklam hba.com.tr

Trend olan

EnglishTurkish