Takip Edin

Özel Haber

TİBET MAKİNA YERLİ ÜRETİM DESTEKLENİRSE ‘MADE IN TURKEY’ DAMGASINI TÜM DÜNYAYA VURURUZ

Abone Ol 

Yayınlanma tarihi

-

Tibet Makina

Tibet Makina Genel Müdürü Tibet Arbak, disiplinli çalışarak global markalar çıkarabileceğimizi ve ‘Made In Turkey’ damgasını tüm dünyayay vurabileceğimizi ifade ediyor.

Yerli üretimin neden desteklenmesi gerektiğini, sektördeki gelişmeleri, Tibet Makine’deki son durumu Tibet Makina Genel Müdürü Tibet Arbak ile konuştuk.

GLOBAL ANLAMDA MARKASINI DUYURMUŞ KONUMA GELDİK

Tibet Makine olarak faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Tibet Makine, ilk başlarda iş ve inşaat makinaları kaldırma makinalarına yönelik önemli parçalar üretti. Kule dönüş dişlileri büyük çaplı parçalar bunlardan bazılarıdır. Daha sonra rüzgar sektörü ve savunma sanayine girdik. Şu anda savunma sanayinde kendimize geliştirdiğimiz know haw’ı ile birlikte dünyadaki 2 know haw’dan birtanesiyiz. Global anlamda da markasını duyurmuş bir firma durumuna geldik. Savunma sanayinde de dünyada 2 büyük firmadan birtanesi konumundayız.

TÜM DÖNEN HER ŞEYDE TİBET MAKİNA’NIN ALÜMİNYUM YATAKLARI VAR

Şu anda gerçekleştirmiş olduğunuz projelerden basedebilir misiniz bizlere?

Savunma sanayinde imalatı yapılan tüm dönen her şeyde Tibet Makina’nın alüminyum yatakları var.

BİR ANLAMDA TÜRKİYE’Yİ KORUYORUZ DİYEBİLİRİZ

Türkiye’yi Tibet Makine koruyor diyebilirmiyiz bu durum için?

Yani bir anlada öyle diyebiliriz. ASELSAN, ROKETSAN, Fırtına Obüsleri, Altay Tankı yani aklınıza gelebilecek Türkiye’de üretilen yerli üretimdeki tüm şeylerin parçaları Tibet Makine’den çıkıyor.

Tibet Makine olarak yerli üretimin öneminden bahseder misiniz?

Kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmeniz için üretiyor olmanız lazım. Bunu da tabi kendi ülkenizde üretiyor olmanız lazım. Mükün olduğunca çok dışa bağımlı olmadan yerli malzeme ile üretiyor olmanız lazım. Ürettiğinizi de sadece kendi ülkenizde değil, yabancı ülkelere de satabilmeniz lazım. Bunun için de çok iyi bir teknolloji geliştirip kendinize bir marka yaratmanız ve bu markayı da yurt dışında bir Türk markası olarak ıspatlamanız lazım. Biz, bugüne kadar uzun yıllar boyunca hep Türkiye’de alt yüklenici olarak çalıştık. Otomotiv sektörlerine çok iyi işler yaptık. Baktığınız zaman dünya otomotiv devlerine çok büyük oranda ürün veriyoruz. Biz Türkiye’de hala bir tane araba üretemedik. Bunun nedeni ise bizim bugüne kadar Ar-Ge’ye, mühendisliğe ve insana yatırım yapamamamızdır. Sadece bizim önümüze hazır konulanı yaptık. Verdiler, teknik resmi biz ürettik. Ama iş bu değil…

 

TAŞERONLUKTAN KURTULUP DÜNYA PİYASASINA ÇIKMALIYIZ

Biz böyle yaparsak taşeron firma olmaya devam ederiz. Kendi ürünlerimizi, kendi markalarımızı yaratıp dünya piyasasına çıkmalıyız. Bunun en güzel örneği Kore’dir. Türkiye ile aynı zamanda otomotiv sektörüne girmiştir. Fiat’tan aldığı kalıplar ile birtakım araçlar üretmiş, daha sonrasında KİA fabrikasını kurmuştur. Arkasından Samsung markasını oluşturmuştur. Samsung da, Hundai de üretiyor.  İnanılmazlar… Güney Kore’nin birçok markası var. Uzak Doğu pazarına baktığınız zaman Güney Kore, pazarın erişilemez lideri konumunda. Dünya çapına baktığınızda çok ciddi firmaları var. Niye? Çünkü artık onlara verilen lisansla değil; kendi mühendisliği ile, kendi Ar-Ge’si ile, kendi tasarımları ile bir şeyler yaptı. Aynı zamanda ağır sanayiye baktığınız zaman Güney Kore, makine imalatında dünyada lider ülkelerden bir tanesi. Tersanelere, gemi üretimlerine baktığınızda da aynı şekildeki Kore’nin geçmişi ile Türkiye’nin geçmişi bir biri ile çok paralel gidiyor. Onlar da çok büyük savaştan çıkıyorlar. Fakirlik, yoksulluk görüyorlar. Yılmadan devam ediyorlar. Bizim de dünya piyasasına çıkmamız gerekiyor. Şu anda ucuz ülke denilen ülkeler, daha düşük kalite ürün üretiyorlar ama onlar da yatırımlarını yenileyip aynı kaliteyi yakaladığı zaman siz bu sefer ortada kalıcaksınız. Çünkü ürettiğiniz şeyin üzerindeki tek şey kendi yapabildiğiniz tasarım ve üretim olacaktır.

KENDİ MÜHENDİSLİĞİMİZİ VE AR-GE’MİZİ YAPMALIYIZ

Türkiye’de yerli üretim nasıl gelişir, yerli üretimin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de yerli üretim; çok iyi bir mühendislik ve Ar-Ge alt yapısı ile gelişir. Bunun çok basit örnekleri var. Biz, dünyanın eskiden en çok tişört satan ülkesi idik.  Bütün dünya markalarına tişört satıyorduk. 1 tişört 1 dolar bile değildi. Ama gırla gidiyordu. Bizde bizim tekstil sektörümüz şöyle iyi böyle iyi diyorduk. Şimdi ne oldu? Vietnam yapıyor, Kamboçya yapıyor. Hem de sizin yarı fiyatınıza yapıyor. Artık Türkiye’de yapılan tişörtler ucuz tişört olmadı. Artık türkiye tişört satamıyor. Kendi ülkemize satıyor. Ya da çok büyük firmalara, çok kaliteli ürün satıyor. Ama bunun da sonu gelecek. O yüzden artık biz kendi markamızı, kendi mühendisliğimizi yapacağız. Kendi Ar-Ge’mizi yapacağız.

BİR OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM…!

Yerli imalatçılar birlik olabiliyor mu?

Çok ciddi sorunlarımız var. Yıllar önce Türkiye’nin sektörel dış ticaret firmalarının bir tanesinin kurucu ortağı idim ve yönetim kurulundaydım. Her üretimi bir kişinin yaptığı toplantımızda bir iş makinesini oluşturacak kompanentlerin  yapıldığı bir gruptuk. Amacımız da dünya lideri firmalara gidip, ‘biz bu üretimlerin tamamını yapabiliyoruz’ demekti. Yapılan görüşmeler çok güzel geçiyordu. Konuşmalar harikaydı, teklifler harikaydı. Adamlar dediler ki kalite… O zaman ben de dedim ki; çoğu kişinin kalite belgesi yok. Bir tane şirkete kalite belgesi alalım, bütün şirketler ortak bir tane test labaratuvarı yapalım, herkes tek tek yapacağına maliyeti bölüşelim. Ondan sonra bütün ürünler oradan onaylanıp çıksın. Ve maalesef ki maalesef burada ismini vermek istemediğim bir yabancı global şirkete 10 liraya teklif verdiğimiz yere; bizim ortağımız şirket gidip arkadan ben size bunu 9.5 liraya yaparım dedi. Karşınızda dünya devi firmalar olunca bu tür hareketler karşısında direkt sizinle ilişkiyi kesiyor. Daha bunlar kendi içerisinde dürüst değiller diye size anında notunu veriyorlar. Maalesef böyle bir deneyimimiz de oldu. Türkiye’de de özellikle kaldırma ve taşıma kısmında bakıyorsunuz vinç işletmecileri inanılmaz bir rekabet içerisindeler. Bu rekabetten ötürü  inalımaz fiyatlara işler yapılıyor. Kimse kar etmiyor, herkes zarar ediyor. Böyle bir ticaret yapısı olmaz. Bir araya gelip belirli bir fiyat politikası oluşturup bunu herkese kabul ettirmek gerekiyor. Bizdeki mantık ve algı tamamen şu: “Sen bu işi kaç paraya yaptın? 5 lira… Tamam, ben 4.5 liraya yaparım, o diyor ben 3.5 liraya yaparım.” Hiçbir maliyet hesaplamadan, hiçbir şey yapmadan çoğu firma bu yüzden ayakta kalamıyor. Biraz ticaret bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor. Hiçbir zaman unutmamalıyız ki birlikten kuvvet doğar. Birlikte daha güçlüyüz.

DERNEKLER, SEKTÖRLERE FAYDA SAĞLIYOR

Bu birlikteliği sağlamak için birkaç tane dernek kuruldu. Bu dernekler birlikteliği sağlar mı?

Sağlar tabii ki… Özellikle bu tür derneklere baktığınız zaman, mesela VİNÇDER’e baktığınız zaman,  VİNÇDER’in içine baktığınız zaman sektörde önemli işler başarmış firmalar var. Şimdi bu firmaların tecrübelerini diğer firmalara aktarması, onlara yol göstermesi çok önemli bir şey. Bu tür kurumların faydalı olacağına inanıyorum.

HAYIFLANMAK YERİNE GELECEĞE ODAKLANMALIYIZ

Yerlileşmek için çok mu geç kaldık, yolun başında mıyız, tam olarak neresindeyiz?

Aslında çok geç kaldık. Şu anda geç kaldığımız bölüm için yapacağımız bir şey yok. Yapmamız gereken ileriye bakmak. Yapacağımız tek şey ise kaybettiğimiz zamanı nasıl telafi ederiz diye hesap yapmak. Ve hedefe nasıl daha hızlı yürürüz ona bakmamız lazım. Geri dönüp vah vah biz çok geç kaldık diye ağlamanın hiçbir anlamı yok. Biz, bu arayı nasıl kapatırız, daha hızlı nasıl reaksiyon alırız, bunlara bakmalıyız. Herkesin Ar-Ge’sini ve mühendislik alt yapısını güçlendirmesi gerekiyor.  Teknolojiyi çok yakından takip etmesi gerekiyor.  Buna yatırım yapması gerekiyor.

ESKİ MESLEK LİSESİNİN KALİTESİ İLE ŞUANKİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİNİN KALİTESİ BİLE BİR DEĞİL

Sizce sektörel anlamda verilen eğitim yeterli mi?

Meslek lisesi mezunu olan birisi olarak söylüyorum; bir kere eğitim hiç yeterli değil. İzmir motor teknik lisesi mezunuyum. Haftada 8 saat teknik resim dersini, 3 sene boyunca gördüm. Şimdi üniversitelere baktığımız zaman üniversitelerde haftada 1 saattir. Teknik lisede termodinamik dersi vardı. Liseye baktınızda 1 yıl boyunca termodinamik dersi aldık. Fakat bu süre üniversitede daha azdı. Yani şimdi eski meslek lisesinin kalitesi ile şu anki mühendislik fakültesinin kalitesi bile bir değil…

MESLEK LİSELERİNE ÖYLE BİR MUAMELE YAPTILAR Kİ…!

Çünkü meslek liselerine öyle bir muamele yaptılar ki… Meslek lisesine gideceksin de ne olucak… Ama bizim zamanımızda öyle değildi. Derlerdi ki meslek lisesine git üniversiteyi kazanırsan devam edersin, ama kazanamazsan da elinde mesleğin olur. Ve benim dönemimden çıkan arkadaşlarımın aşağı yukarı % 80’i mesleği yapıyor. Çoğu Türkiye’deki üst düzey firmalarda yönetici bir çoğu… Bizim okuduğumuz lisede öğretmen…  Kimileri öğretim görevlisi oldu. Böyle bir potansiyeli vardı okulun. Şimdi  meslek lisesinden çıkıyor çocuk,  ne yapacaksın; bir tane takside çalışırım, şoförlük yaparım. Neden elimi kirleteyim diyor. Artık insanlarda öyle bir şey oldu ki çocuğum yorulmadan para kazansın algısı yaygınlaştı. Aman elim kirlenmesin…  Alsancak’ta ofiste oturup çalışsın. Fakat her yer Alsancak değil… Herkes Alsancak’ta oturursa diğer işleri kim yapacak? İşte o yüzden de bu zihniyetin değiştirilmesi gerekiyor.

TUREB KONGRESİ DAHA İYİ YERLERE GELECEK

TUREB Kongresi’nin bu yılki sempozyumu hakkında neler söylemek istersiniz?

İçerik olarak baktığını zaman sonuçta sektör belli, konuşulacak konular belli… Fakat özellikle bu sene yerli üretime, yerlileşmeye olan ilgi ve alaka daha büyük. Aslında baktığınız zaman gün çektikçe  geçmişten günümüze doğru bakınca kendi kalitesinin üzerine kalite koyarak yola devam ediyor.  Daha iyi yerlere geliceğine de inanıyorum.

Rüzgar elektirik santrallerinin sektöre kattığı ivmeden bahseder misiniz?

 

İlk başlarda firma yurt dışından geliyordu, tirbünü buraya kuruyordu, parasını alıyordu ve gidiyordu. Bunun Türkiye’ye bir katkısı olmuyordu. Şimdi baktığınız zaman firmalar; kanadı burada üretelim, kuleyi burada yapalım demeye başladı. Türkiye’de yavaş yavaş tedarik zinciri oluşmaya başladı. Bunun haricinde yıllar önce kurulmuş tirbünlerin kompanentleri eskiyor bunların yerine yenilerini koyulacak. Ama bununla ilgili servis, yedek parça vs gibi konularda firmalar muhatap aramaya başlıyor. Bu da yerli üretici için bir fırsat. Bu yüzden bu hareketlenme çok güzel. Firmalara baktığınız zaman bu potansiyeli gören firmalar Türkiye’de üretim yaptırmaya başladı. Bu da işin güzel tarafı…

Dışarıdan yatırımcı çekebiliyor muyuz bu konuda?

Şu anki ekonomik duruma baktığınız zaman biraz zor. Dışarıdan herkes ön yargı ile bakıyor. Bu ön yargıyı kırmakiçin kendimizi doğru anlatmamız gerekiyor. Mesela ENERKON’un Türkiye’de bu kadar çok yatırım yapmasının nedeni ENERKON’un Türkiye’de çok eski bir geçmişinin olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’yi çok yakından tanıyan bir firma… ENERKON’un kendi içerisindeki ekibin Türkiye için bir şeyler yapmaya uğraşan iyi bir ekip olması da burada bir diğer etkendir.

KENDİMİZİ DOĞRU ANLATMALIYIZ

Kendimizi çok iyi bir şekilde anlatmamız lazım. Ben, yıllardır söylüyorum. Turizmde tanıtım demek gidip stant açıp, lokum dağıtıp, adamın kafasına fes takıp, fotoğraf çektirmek demek değildir. Bunu ısrarla yaptığımız için turizm gelişmedi. Bugün Yunanistan’a baktığınızda ne kadar turist çektiğini göreiliyorsunuz. Yurt dışından gelen müşterilerimiz İzmir’i, gençlerimizi görünce; ‘Türkiye’yi biz böyle medeni, uygar, gelişmiş bir yer ıolarak bilmiyorduk’ diyorlar. Özellikle eğitime bakış açımızı değiştirmemiz lazım. Türkiye’ye  nitelikli eleman yetiştiren okulları kurmamız lazım. Evet, üniversite mezunu gençlerimiz çok, doğru ama 1 milyon tane her sene hiçbir şey öğrenmemiş üniversite mezunu mühendis çıkıcağına 500 tane iyi mühendis çıkarmalıyız. O diğer 500 tane ise iyi bir teknisyen olsun.  O zaman işler daha kolay yürür.

TİBET ARBAK KİMDİR?

1969 izmir doğumluyum. İzmir Motor Teknik Lisesi, daha sonrasında Kocaeli Mühendislik Fakültesi’ni bitirdim. Daha sonra 1 sene kadar lisan için yurt dışında bulundum. Sonrasında geldiğimde aile şirketimiz olan şirkette çalışmaya başladım. Meslekteki tecrübem 30 yıl kadar oluyor. Okul yıllarımda da şirkette çalışıyordum. Geldikten sonra şirkette farklı bir vizyon, farklı bir misyon çizerek şu anki imalatımızı yaptığımız konuya yöneldik. Sadece bu işe focuslandık ve kendimize bu işi seçtik. Türkiye’de de bu alanda ilklerden birtanesi durumundayız.

 

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Özel Haber

Bursa Ağır Vasıta’nın DAF Yetkili Satış ve Servis Merkezi, Bursa Gemlik’te Açıldı

Yayınlanma tarihi

-

Taşıma ve lojistik sektörünün dinamik firması Bursa Ağır Vasıta’nın Gemlik’teki yeni DAF Yetkili Satış ve Servis Merkezi, düzenlenen törenle hizmete girdi. Satış, servis, yedek parça ve 2. el hizmetleri verecek olan merkez 11.200 metrekarelik alanda hizmet verecek. Yoğun ilginin görüldüğü açılış töreninde, Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan, DAF Türkiye Genel Müdürü Gregor Van Der Mark ve üst yönetimi, Bursa Ağır Vasıta Genel Müdürü Ahmet Uğur ile şirket yöneticileri hazır bulundu. Törenin ardından Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Koçaslan, Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan ve Bursa Ağır Vasıta Genel Müdürü Ahmet Uğur TKU MAGAZİN DERGİSİ  için özel açıklamalarda bulundu.

 

“Muhsin Koçaslan, “DAF ile 2006 Yılında Başlayan Birlikteliğimizin 16. Yılının Heyecan ve Gururunu Yaşıyoruz”

Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan, yaptığı açılış konuşmasında Bursa Ağır Vasıta ile DAF grubunun yıllardır süregelen dostane ticari ilişkilerine değinerek şunları dile getirdi: “DAF ile 2006 yılında başlayan birlikteliğimizin 16. yılının heyecanını ve gururunu sizlerle birlikte yaşıyoruz. Bursa Gemlik’te bulunan tesisimiz 4.200 metrekare kapalı, 7000 m2 açık alanıyla aynı anda 30 araca hizmet verebilme kapasitesindedir. İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin tam ortasında bulunan, Gemlik Serbest Bölge’ye, Gemlik Limanı’na ve önemli yol güzergahlarına yakın konumda olan tesisimizin iç dizaynı; yedek parça bölümünden, ofislerinden, atölye bölümlerine kadar, tamamen DAF kurumsal kimlik kuralları baz alınarak, özenle yapılmıştır. Kalitesi, ürün çeşitliliği, ülkemizdeki yatırımları, satış ve satış sonrası hizmetlerindeki başarısı, ikinci el organizasyonlarıyla ticari araç segmentinin en önemli oyuncularından olan DAF ile birlikte başladığımız bu ticaret yolculuğumuzun, uzun yıllar devam edeceğine olan inancım tamdır. DAF Gemlik tesisimizin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

 

“Şirketimizin bir çeşit anayasası gibi yazılı bir aile yasası mevzuatı bulunmakta”

Açılışı töreni sonrası okurlarımız için özel açıklamalarda bulunan Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Koçaslan şunları dile getirdi: “1999 yılında Koçaslanlar Otomotiv Ltd. Şti. hem kurucu ortağı hem de yönetim kurulu üyesi olarak sektöre adım attım. Türkiye’de aile şirketlerinin ömrü maalesef uzun sürmüyor. Çünkü ülkemizde bir yapıyı kurmak ve büyütmek değil onun kurumsal olmasını sağlayıp uzun ömürlü bir karakter sahiplenmesi, şirketin 3. hatta 4. nesillere aktarılması oldukça zor. Bu zorlukları yakından bildiğimiz için şirketimizin bir çeşit anayasası gibi yazılı bir aile yasası mevzuatı bulunmakta. Burada görev tanımları ve kurallar çok açık bir şekilde yazılmıştır. İçindeki tanımlar ve çerçeve net olunca aile firmamızın sürekliliği konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz.

Pandemiyle birlikte insanların ticarete bakışları ve ticari anlayışları da değişti.  Bu değişiklik beraberinde doğal olarak ticaretin şeklini de değiştirdi. Firmalar eski, geleneksel ticari şekilden uzaklaşıp yeni dönem ticarete uyum sağlamak zorunda. Çünkü şunu bir kez daha gördük ki, piyasalarda her zaman çok güçlüler ayakta kalmaz. Her koşula, zamana, mekâna ve ortama ayak uyduranlar ayakta kalır.”

 

“Lojistiğin Yaşamsal Derecedeki Önemini Anladık”

Bursa Ağır Vasıta Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Koçaslan ise okurlarımız için verdiği demeçte; “Bugün hizmete açtığımız tesisle DAF ve TIRSAN markalarının satış ve satış sonrası servis faaliyetlerinde müşterilerimizin hizmetinde olacağız.  Çok yakın bir gelecekte Bolu bölgesinde de Bursa Ağır Vasıta’nın bir şubesini açacağız. Pandemiden sonra ülke olarak lojistiğin ne kadar önemli olduğunun farkına vardık. Lojistiğin yaşamsal derecedeki önemini de önümüzdeki yakın süreçlerden öğreneceğiz. Bazı dünya ülkelerinin ihracatının büyük bir kısmını lojistik sektörü oluşturmakta. Örneğin Polonya; bizden oldukça küçük bir ülke. Uluslararası taşımacılıkla lojistik sektörünün bu ülkeye kazandırdığı katma değer çok ama çok yüksek.”

 

Bursa Ağır Vasıta A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Uğur da açıklamasında; “17 yıldır Koçaslanlar bünyesinde çalışmaktayım. Yapmış olduğumuz tüm işler tamamen müşteri odaklı. Holdingimizin yarattığı istihdam, yaptığı yatırımlar ülke ekonomisine önemli bir katma değer sağlamakta. Türkiye’nin özellikle batı yakasında öncü bir kuruluşuz. Bu tesis DAF için Türkiye’de yapılmış olan en büyük tesis. Bu tesis için yaklaşık 40 trilyon liralık bir yatırım gerçekleştirdik.” dedi.

Devamını oku

Özel Haber

İlklerin Firması VESA Platform

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de personel yükseltici platform sektörüne yön veren firmalardan biri olan VESA Platform, dünyadaki en iyi personel yükseltici platform üreticileri arasında ilk 10’a girmek gibi oldukça büyük bir hedefe sahip. VESA Platform Kurucu Ortağı – Elektrik-Elektronik Mühendisi İbrahim Başcı firmasını anlattı.

“VESA Platform olarak firmanızın faaliyet konularından bahseder misiniz? Yerli imalata verdiğiniz katma değer hakkında neler söylemek istersiniz?”

“VESA PLATFORM, ulusal ve uluslararası alanda ‘Personel Yükseltici Platform’ sektörüne yenilikçi ve kaliteli çözümler getirmek amacıyla Şubat 2019’da Konya’da kurulmuştur. Personel yükseltici platformlar için oluşturulmuş EN 280 standardını referans alarak; rekabetçi, teknolojik ve yenilikçi ürünler üretip personel yükseltici platform pazarında kendine yer edinmeyi planlamaktadır. Sektörün ihtiyaçlarını karşılamak adına; çeşitli çalışma yüksekliklerine sahip paletli, araç üstüne montajlı ve kendinden yürüyüşlü-lastik tekerlekli gibi modellerle sektöre hizmet verme amacındadır. KOSGEB Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı ile Türkiye’de bir ilk olan; tek kişilik kapıdan geçebilen, palet yürüyüşlü, eklemli, örümcek platform projesi olan T18AJ’yi ortaya çıkararak ürünü ticarileştirmiştir. Daha sonra 28m çalışma yüksekliğine sahip araç üstü V28 modelini üretmiştir. Yakın zamanda tasarımını ve imalatını gerçekleştirdiği SPR serisi 4×2 kendinden yürüyüşlü 18m ve 22m platformları İSTANBUL SHIPYARD’a teslim ederek özel projelere uygun çözümler sunabileceğini ispatlamıştır.”

 

VESA Platform Çözüm Demek!

VESA Platform, elektrik-elektronik ve makine mühendisliği disiplinlerinin buluşmasıyla, ürünlerini tamamen kendisi tasarlayıp, mühendislik hesaplamalarını ve analizlerini yapabilmekte, makinelerin yazılımlarını kendi bünyesinde geliştirerek sorunsuz (trouble-free) ürünler üretebilmektedir. Aynı zamanda bu yapı sayesinde sektörün gereksinimlerine, müşteri taleplerine, ürün üzerindeki özelleştirmelere hızlıca çözümler sunabilmektedir.

 

“2022 yılı için hedef ve projeleriniz nelerdir? Türkiye pazarınızda nasıl bir yeriniz nasıl olacak?”

Genç bir firma olduğumuz için öncelikli hedefimiz VESA Platform’un ismini, ürünlerini ve kalitesini sektöre tanıtmak. Ürettiğimiz makinelerle insanların yüksekte güvenle çalışmasına olanak sağlamaktadır. Bu yüzden ‘insan hayatı’nın hiçbir maddi değerle kıyaslanamayacağının bilincinde olarak, emniyet sisteminden kesinlikle taviz vermeden ve bu bilinci fiyat odaklı yaklaşan müşterilerimize de aşılamaktır. Kaldı ki Türkiye’de üretilen her personel yükseltici platformun EN 280 standardına uygun şekilde üretilmesi yasal zorunluluktur ve istisnasız şekilde emniyet sistemine sahip olmalı ve platformlarda bu standarda uygun ekipmanlar kullanılmalıdır. Yurtdışında ciddi görüşmeler yürütmekteyiz, bunun meyvelerini yıl sonuna doğru toplayarak ülkemizin ihracatına katkı sağlamak ve Türk malının kalitesini dünyaya da göstermek istiyoruz. Ayrıca önümüzdeki yıl için, sektörün yurtdışı en az bir fuarına katılmak ve bu fuarlarda ürünlerimizi sergilemeyi hedefliyoruz.  Ürün gruplarımızda ise tasarımını tamamladığımız T25AJ model 25m çalışma yüksekliğine sahip örümcek platformumuzun imalatını gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Devamını oku

Özel Haber

HBA AKÜ’den Lityum Aküler

Yayınlanma tarihi

-

Lityum akü üretimine başlayan HBA Akü bu alanda oldukça başarılı bir performans sergileyerek piyasadan önemli talepler alacağının sinyalini verdi. Konuyla ilgili HBA Akü Genel Müdürü  Ali Baykal’la konuştuk.

Uzun süredir lityum akü Ar-Ge’sinde önemli aşamalar katettiklerini dile getiren Baykal, “Çalışmalarımıza büyük bir titizlikle devam ediyoruz. Manlift, eklemli platformların lityum akülerinde çok güçlü bir performans elde ettik” ifadelerini kullandı.

HBA Akü’nün  manlift sektörüne yönelik üreteceği yerli lityum akülerle sektöre büyük bir ivme kazandıracaklarını iddia eden Baykal, “Lityum akülerde performans oldukça yüksektir. Makaslı platformlar için örnek vermek gerekirse; kurşun asit akümülatörlerde %80 deşarja kadar çalışma voltaj aralığı yaklaşık 24V-20V iken lityum pil gruplarında 25.6V-24V’tur. Lityum gruplarda voltaj deşarj eğrisi yataya yakın olduğundan dolayı, günlük kullanımda, makinada performans düşüşü olmamaktadır. Bununla birlikte kurşun asit akümülatörlerden yaklaşık 1/3 oranında daha az hacme sahip olduklarından dolayı talebe göre günlük kullanımda büyük akülü makinaların ulaştığı kullanım süresine de kolaylıkla ulaşılabilinir”.

“Lityum Akülerde de Aynı Özveri ile Hareket Edeceğiz” 

Baykal şu şekilde devam etti: “Lityum akü ihtiyaçları her geçen gün artmaktadır. Yaklaşık beş yıldır lityum aküler tasarlayıp üretmekteyiz. Kullanmış olduğumuz ürünlerde önceliğimiz kalite ve performans. Kurşun asit akülerde her zaman ürünümüzün ve yapmış olduğumuz işlerin arkasında olduğumuzu müşterilerimiz bilmektedir. Lityum akülerde de aynı özveri ile hareket edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.”

Devamını oku

Trend olan

EnglishTurkish