Takip Edin

Sektörel Gündem

GOOINN, girişimciler için geleceğin trendlerini açıkladı

GOOINN (Good Innovation), geleceğin müşteri ihtiyaç ve problemlerinden yola çıkarak girişimcilere çözüm tasarlamalarında yol gösterecek trendleri sekiz farklı sektörde hazırladığı raporda ayrıntılarıyla belirtiyor.

Yayınlanma tarihi

-

GOOINN, büyük şirketlerin kurum içi girişimcilik ile geliştirilen fikirlerin doğru adımlarla hayata geçmesi, yenilikçi dijital ürünler tasarlamaları için gereken inovasyon kültürünün kurulması ve global olarak ticarileşmesini sağlıyor.

GOOINN, Geleceğin Trendleri 2023 Araştırması’yla, girişimcilik ekosistemine katkı vermek için gıda teknolojilerinden perakendeye, sağlık teknolojilerinden Web 3.0’a kadar öne çıkan sektörler için geleceğe ışık tutacak trendleri detaylarıyla ortaya koydu. Girişimcilerin yaptıkları seçimlerle 2022 yılında birçok farklı sektörü mercek altına alan GOOINN ayrıca 8 farklı sektör raporu yayınladı. Her yıl oldukça geniş kapsamlı hazırlanan girişimci şirketler, girişimciler tarafından merakla beklenen ve “2022 İnovasyon-Girişimcilik” raporunu ise Ocak 2023’te açıklanacak. Sabancı Holding’den Eczacıbaşı Holding’e, Akbank’tan Zorlu Holding’e kadar büyük girişimci şirket ve kurumların inovasyon, kurum içi girişimcilik süreçlerinin danışmanlığı yapan GOOINN, tüm bunların hayata geçirilmesini de sağlıyor. 2023 yılı için trendler ve öngörüler şöyle;

Öğrenen organizasyon yapılarının önemi artıyor

Hibrit modeller geleceğin çalışma hayatını oluşturacak. Bu modeller için insan merkezli iş tasarımının yapılması, şirket kültürünün modellere entegre edilmesi, şirket içindeki liderlerin modeli yönetmek için gerekli yetkinliklere sahip olup olmadığının belirlenmesi önemli olacak. Ayrıca iş hedefleriyle örtüşecek gerekli yeteneklerin ve becerilerin kazanılması sağlanacak. En önemlisi teknolojilerin, modelleri optimize edecek uygulamaların tanımlanması ve ayarlanması büyük bir öncelik kazanacak. Özellikle beceri boşluklarının kapatılarak geliştirilmesi için yapılan çalışmalar 2030 yılına kadar net 5,3 milyon yeni iş yaratılmasına yol açabileceği öngörülmektedir. Özellikle organizasyonların klasik yapının dışına çıkarak daha canlı öğrenen organizasyon yapılarına dönüşmesi gerekiyor. Öğrenen organizasyonlar gelecek dönemlerde değişiklik gösterecek yapılara daha kolay uyum sağlayacaklar. Ayrıca, organizasyonlar için adalet ve eşitlik belirleyici konular arasında yer alacak. Yöneticilerin giderek çeşitlenen çalışan deneyimi genelinde adaleti ve eşitliği nasıl yönettiklerini ele almaları gerekiyor.

Kişiselleştirilmiş öğrenme yapısını da beraberinde getirerek her bir öğrenci için yaklaşımlar farklılaşacak

Dünyada Edtech, yapay zeka ve dijitalleşmenin ortaya çıkmasıyla sürekli bir dijital devrim yaşıyor. 2027 yılına kadar %15,52’lik bir büyüme ile 605,40 milyar dolara ulaşması beklenen Edtech sektöründe AR ve VR teknolojisi gelecekte var olacak en büyük trendlerden biri. Bu teknolojiler öğrenme deneyimlerinde farklı deneyimler sunuyor. Bu noktada öğrenciler, bir konuyla ilgili videoyu okumak veya izlemek yerine, kavramları 3D olarak deneyimlemek için VR ve AR’yi kullanabilecekler. Veri analizi teknolojisi ise, sektörün vazgeçilmezleri arasında görülmekte. Özellikle eğitimciler verileri analiz ederek öğrencilerin hangi müfredatı anlayıp anlamadıklarını takip edebilecek, performanslarını ölçebilecek ve her bir öğrencinin en iyi nasıl öğrenebileceğine dair çıkarımlarda bulunabilecekler. Böylelikle müfredat içeriği ile ilgili düzenleme yaparak öğrencilerin ilgisini artırabilecekler. Bu durum kişiselleştirilmiş öğrenme yapısını da beraberinde getirerek her bir öğrenci için yaklaşımlar farklılaşacak. Öğrencilerin kendi programlarına göre kendi hızlarında öğrenmelerini ve ilerlemelerini sağlayan, temelde çevrimiçi öğrenme olan asenkron öğrenme ile pratik ve uygulamaları değerlendirmeler, geleceğin en dikkat çeken trendleri arasında. Bu noktada teorik sınavların oranı azaltılarak deneysel, sahada veya teorik olmayan değerlendirmelerin miktarı artırılacaktır. Bununla birlikte dikkat sürelerinin azalması, geleneksel kurslarda çok fazla zaman kaybı yaşanması ve konsantrasyon kaybının oluşması nedeniyle kısa zamanlı eğitimler önemli bir hale gelecek.

Wellness alanında yeni nesil natüralizm önemli bir konu haline geliyor

Bilindiği üzere toprakla iç içe olan kişiler daha güçlü bir bağışıklık sistemine ve daha iyi bir mental sağlığa sahiplerdir. Bu nedenle kişilerin toprak ile etkileşimde olması gün geçtikçe daha önemli bir hale gelmekte. Dolayısıyla toprakla etkileşimin fazla olacağı yeni sağlıklı yaşam alanları oluşturulmaya başlandı. Diğer yandan, günümüzün yaşlı kesimi kendilerini yaşlı olarak hissetmiyor ve yaşa göre tanımlanmak ya da sosyal olarak ayrılmak istemiyor. Bu yüzden yeni yaşam modelleri geliştirilerek genç ve yaşlı kesimin birlikte yaşamalarını destekleyecek tasarım ve stratejiler geliştirilmelidir. Eski bir şifa tekniği olan ses şifası ise bedeni bir denge ve uyuma getirmek için yeniden ön plana çıkarken ortak hamamlar, büyük ölçekli sağlıklı yaşam odaklı tatil köyleri, doğanın sanat ve zindelik ile buluştuğu halka açık parklar gibi birçok sağlıklı yaşam alanları oluşmaya başladı. Wellness alanında yeni nesil natüralizm önemli bir konu haline gelmekte. Bu noktada kişiler artık uykularına, hareketlerine, dengeli beslenmelerine ve mental sağlıklarına dikkat etmeye başlamış durumda. İnsanlığın temel değerlerine geri dönüş yaşanmakta. Aynı zamanda akıl sağlığı ve travma hakkındaki konuşmalar her zamankinden daha fazla gelişmişlik gösterdi. Sosyal medyada ortaya çıkan topluluklar, bireylerin sesini yükseltmesi ve araştırmaların hızlanması ile travma konusunda daha bilinçli bir dünya çağına girildiğini gösteriyor.

Sosyal ağlar merkeziyetsiz yapıları oluşturacak

Web 2.0,beraberinde getirdiği sosyal ağlar, bulut bilişim ve mobil teknolojinin etkisiyle insan hayatında köklü değişikliklere yol açtı. Sosyal ağlar üzerinden kullanıma sunulan uygulamalar kolaylıklar sağladığı gibi alışkanlık bağımlılıklarını da yeniden şekillendiriyor. Fark edilmeden bir değişikliğin içerisinde silsile olarak devam ederken yeniden yapılandırılan toplumsal eğilimleri belirliyor .Bilişim içerisinde ilerleyen çağın gereksinimi olarak ayrışamayacağımız sosyal ağlar, bilişim ve teknolojik sistemler toplumsal bir evriminde öncüsü oluyor. Buradan çıkan sonuç ile Web 3.0’ün ise büyük bir toplumsal değişim yaratacağı gerçeğini görebiliriz. Bu değişim doğal bir yapı altında emin adımlarla gelişerek büyüyecek. 2023 yılında pazar büyüklüğünün 6,187.3 milyon dolar olacağı öngörülen Web 3.0 sektörü, yapay zekâ işgücü piyasalarını tamamen değiştirecek, merkeziyetsizlik tüm toplumları yeniden yapılandıracak ve sınır bilişim (edge computing) süper bilgisayarların her yerden işleme gücüne izin verecek. Sosyal ağlar ve mobil teknolojiler merkeziyetsiz yapıları oluşturacak.

Müşteri deneyimleri farklılaşıyor ve çok kanallı alışveriş ön plana çıkıyor

Sosyal medya, arama motorlarının yerini almaya başladı. Geçici içerikler ile etkileşim yükseltmek, özgün yapılar, video içerikleri ön planda olan trendler arasında. Bununla birlikte kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler marka konseptinin önemli bir parçası olmaya başladı. Markalar kullanıcı tarafından oluşturulan kodları kullanarak hem markalı içeriğin pazarlama bütçesini kısabilecekleri hem de kullanıcıları ön plana çıkarmalarına ve kendilerini değerli hissetmelerine de olanak sağlayabilecekler. Yeni nesil medya alanında internet Memes’leri artan trendler arasında görülmekte. Memes’ler içerik oluşturanların izleyicileriyle sorunsuz bir şekilde bağlantı kurması ve bir markayı genellikle eğlence unsurunu kaybetmeden tanıtması için harika bir yol. Bu içerikler markalara hedef kitleleriyle sohbet etme ve ilişki kurmanın kapılarını açıyor. Başka önemli bir nokta ise, sosyal medyanın arama motorlarının yerini almaya başlaması. Küresel olarak her yaş grubundan insan, markaları araştırmak için sosyal medyayı kullanıyor. Özellikle Z kuşağı arama yapmaktansa satın almak istedikleri markaları araştırmak için sosyal medyaya yönelmekte. Ayrıca bu kuşak iş aktivizmi trendini destekleyerek markaların zor konularda aktif olarak yer aldığını görmek istiyor. Bununla birlikte diğer önemli bir nokta sosyal medyanın reklam dünyasının kralı olmaya başlamasıdır. 2021 yılında dijital reklamlara 521 milyar dolardan fazla para harcandı. Bu rakamın 2026 yılında 876 milyar dolara ulaşabileceğini öngörülüyor.

Tüketicilerin temassız perakende deneyimi talepleri artıyor

Yerel markalar perakende rekabetini dijital olarak artırırken aynı bağlamda tüketicilerin temassız perakende deneyimi talepleri artıyor. Böylelikle ödemesiz mağazalar, hızlı ve otonom teslimatlar ana akım haline geliyor. Bununla birlikte müşteri deneyimleri farklılaşıyor ve çok kanallı alışveriş deneyimi ön plana çıkarıyor. Bunun sebebinin, tüketicilerin markalarla birden çok kanal üzerinden bağlantı kurması gösteriliyor. Satın alma yolculukları herhangi bir kanaldan başlayıp başka bir kanalda sonlanabiliyor. Bu nedenle perakende firmalarının rekabetçi kalabilmek adına bu alana önem vermesi gerekecek. Pazar büyülüğünün 2025 yılına kadar yaklaşık 31,27 trilyon dolara ulaşması beklenen perakende sektörünün interaktif deneyimler sunarak yeni bir çağ açması bekleniyor.

Pazarda 5,5 kat artış yaşandı, sanala yapılan yatırımlar arttı

Covid19 pandemisi, tüm sağlık sistemini temelden dönüştüren ve dijitalleştirilmiş sağlık hizmetleri geliştiren Healthtech pazarının hızla ve büyük ölçekte geliştirilmesinde ve benimsenmesinde büyük bir katalizör görevi gördü. Bu gelişim ele alındığında Healthtech pazarında 2016 yılından bu yana global olarak 5,5 kat artış yaşandı ve sanal hizmetlere yapılan yatırımları arttı.

Özellikle uzaktan teşhis, uzaktan izleme ve uzaktan bakım yöntemleri, geleneksel sağlık hizmeti ortamlarının dışındaki hastaların teşhisine, izlenmesine ve yönetimine izin vererek doktorlara erişemeyen hastalar için sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırırken; bakım noktası testi, tamamlayıcı tanı testleri, moleküler ve genetik testler; tanısal erken teşhis ve ilerlemenin izlenmesi, tedavi başarısı olasılığı daha yüksek olan tedavilerin seçilmesi ve olumsuz olaylardan kaçınılması yoluyla klinik sonuçlara birçok fayda sağlayacaktır.

Ayrıca merkez laboratuvarlara olan talebi azaltarak tedavi kararları hakkında zamanında rehberlik sağlama, hastalık kontrolü gibi sağlık hizmetlerine ilişkin karar verme sürecinde önemli rol oynayacak.

Taşınabilir diyaliz makineleri gelecekte önemli bir yere sahip olacak

Kapalı devre insülin pompaları ve taşınabilir diyaliz makineleri gelecekte önemli bir yere sahip. Kapalı devre insülin pompaları diyabetik hastaların hayat standardını artırarak yaşamlarını tehdit edebilecek şiddetli hipoglisemi endişesi olmadan günlük aktivitelere katılımlarını sağlıyor. Kardiyovasküler hastalık, kronik böbrek yetmezliği ve görme bozukluğu gibi diyabetle ilgili uzun vadeli komplikasyonların azalmasına, bu durumların yönetimi ve tedavisi ile ilişkili sağlık hizmetlerinin kullanımının en aza indirilmesine yol açıyor. Taşınabilir diyaliz makineleri ise böbrek yetmezliği olan kişilere ev tabanlı diyalizlere erişmek için daha fazla seçenek sağlayabilecek yeni nesil cihazlar sunmakta. Daha az yer kaplamaları sayesinde tedavi konumunda daha fazla esneklik yaratarak seyahat sürelerini azaltma gibi birçok avantaj sağlayacak.

Girişimciler, optimize bir tedarik zinciri yaratmak için çalışıyor

Tüketiciler hem sağlık hem de çevresel kaygılar nedeniyle alternatif protein kaynaklarına yönelirken 3 boyutlu baskı, fermantasyon ve moleküler biyolojideki gelişmeler sürdürülebilir alternatif protein üretim çözümlerinin geliştirilmesini sağlamaktadır. Gıda şirketleri, bu tip gelişmeler sayesinde endüstriyel et üretimindeki etik kaygıları ve karbon ayak izini dengeleyebilmek için çalışıyorlar. Tüketiciler, satın aldıkları gıda ürünlerinin kalitesi konusunda daha hassas hale geldiler ve gıda güvenliği endişe kaynağı oldu. Bu nedenle gıda güvenliği ve şeffaflığı gün geçtikçe önem kazanmakta. Tüketiciler arasında beslenme bilincindeki artış, kişiselleştirilmiş beslenme çözümlerine olan talebi artırmakta. Tedarik zinciri operasyonlarının optimize edilmesi için gıda yönetimi çözümleri geleceğin trendleri arasında görülmekte.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

Kentlerin gıda ihtiyacını dikey tarım karşılayacak

İGSAŞ’ın çözüm ortağı olduğu, Tarım ve Ormancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi” projesinde hasat başladı. 300 metrekarelik alanda 20 dekara karşılık gelecek üretim yapılıyor. İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, “Burası bir tarla ama toprak, güneş, rüzgar yok. Yüksek teknoloji barındırıyor” dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Üzerinden geçip gittiğimiz zeminin metrelerce altında bir grup araştırmacı, laboratuvar ortamında beyaz önlükleriyle dolaşıyor, borularla döşenmiş led ışıklı odalarda bitki üretiyor, ürünlerini çeşitlendirmek, pazara çıkmak için planlar yapıyor.

Birkaç yıl öncesine kadar bir film karesi olabilecek bu görüntü bugün hayatın bir parçası olmuş durumda. İstanbul gibi bir metropolün tam merkezinde Kağıthane’de yerin 30 metre altında bulunan odalarda fesleğen, marul hatta çilek üretiliyor. İGSAŞ’ın çözüm ortağı olduğu Tarım ve Ormancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi” projesinde artık hasat yapılıyor.

Eksi 8’inci katta üretiliyor

2022 Aralık ayında açılan merkez, Kağıthane Belediyesi’ne ait kapalı otoparkın eksi 8’inci katında faaliyetlerini sürdürüyor. 30 metre derinlikte ve güneşsiz alanda sadece led ışıklarla tarım ürünleri yetiştiriliyor. Merkez, İngiltere’de 33 metre derinlikte hayata geçirilen projenin ardından dünyada kapalı tarım uygulamasının yapıldığı en derin ikinci proje olma özelliği taşıyor.

İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, merkezi “Burası bir tarla ama toprak, güneş, rüzgar yok. İşçilik ihtiyacı çok düşük. Yüksek teknoloji barındırıyor. Minimum gübre kullanılıyor. Zirai ilaca gerek yok. Lojistik maliyeti yok. İklim koşullarından bağımsız” olarak tanımlıyor. Merkezde 12 ay boyunca istenilen her ürünü üretmek mümkün.

Ünal, “Sibirya’da yetişen bir ürünle, ekvatorda yetişen bir ürünü yan yana odalarda üretebilirsiniz. Bir tarlada marulu yılda en iyi 3 kere ekersiniz. Bu sistemde 6-7 hasat elde etmek mümkün” diyor. Merkezde bitkiler raflardaki sıvıların içinde, yine led ışıkları altında büyüyor. İlkay Ünal, “Biz illa bitki topraktan çıksın istiyoruz. Bitki toprağın içinde minerale vitamine ulaşmak için çabalıyor zaten. Onu bulmakta zorlanıyor. Bana şöyle bir soru gelmişti; Artık toprağa ekilmeyecek mi?

Öyle bir şey mümkün değil siz buğdayı, mısırı, şeker pancarını hatta havucu bile burada yetiştirme şansına sahip değilsiniz. Burada yeşil sebzeleri yetiştirin, onları o sahalardan çekin toprağa daha fazla diğer hububat ürünlerini ekin. Yani alanları değiştirelim. Marul için tarlayı kullanmayalım, marulu buraya taşıyalım daha verimli olsun.

Toprak analizi yaparak o toprakta hangi element ihtiyacı varsa onu besleyelim ona göre o toprakta ona göre ekim yapalım” diyor. Ünal, merkezde 300 metrekarede yapılan üretimin dışarıda 20 dekar üretime eşdeğer olduğuna da dikkat çekiyor. Brüt 700, net 330 metrekare bir alanda üretim yapılıyor. Merkezin metrekare maliyeti yaklaşık 17 bin, toplam 5 milyon lira civarında. Bu hesabın içinde inşaat maliyeti yok. Çünkü yeri belediye tahsis etmiş. Sadece kurulum ve mühendislik var.

İnşaat, güneş paneli kurulumu da dahil edildiğinde yatırımın metrekare maliyeti 100 bin lira civarında hesaplanıyor. Dikey tarımın şimdilik tek dezavantajı elektrik maliyeti. Çünkü elektrik ihtiyacını şebekeden karşılıyor. Ancak çatı tipi GES kurulumuyla enerji maliyetini düşürmek mümkün. Öte yandan bu alanda yatırım yapmak isteyen girişimcilerin merkezden bilgi alabilecekleri belirtiliyor.

İGSAŞ tarım şirketi oluyor Projenin çözüm ortağı olan İGSAŞ son yıllarda yaptığı yatırımlarla bir tarım grubu olma yolunda. Şirketin tüketimi yüksek olan üre gübresinin tek üreticisi olduğunu kaydeden Ünal, 2022de hububat ticaretine başlandığını, Samsun’da organomineral gübre tesisi kurmak için çalışıldığını ve yem sektöründe yeni bir yatırım hazırlıkları yapıldığını belirtiyor. Yem yatırımı için bir danışman firmayla anlaşan İGSAŞ, bölge analizlerini bitirmiş. İlk etapta 500 bin tonluk bir kapasiteyle işe başlanması planlanıyor.

Yatırımın tahmini tutarı ise 40-50 milyon dolar civarında. Ünal, Samsun’daki organomineral yatırımı hakkında şu bilgileri veriyor: “Ürün gamında organomineral eksikti. Samsun’a 200 bin tonluk tesisi kuruyoruz. Bu senenin son çeyreğinde deneme üretimi başlayacak. İhracat yapmak gibi bir hedefimiz de var.” Kocaeli’nde üre fabrikası olan şirket aynı yerde ikinci bir üre fabrikası daha kuracak. Bununla ilgili yatırım teşvik belgesi açıklandı. Grup bütün yatırımları tamamladığında 2 milyonluk gübre üretim kapasitesine ulaşacak. Bu, Türkiye’nin üretim kapasitesinin dörtte biri anlamına geliyor.

Su tüketiminde yüzde 95 tasarruf

İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi, Kağıthane Belediyesi’nin tahsis ettiği Yeni Kültür Merkezi binasının -8. katında, 700 metrekare büyüklüğündeki otopark alanında -30 metre derinlikte bulunuyor. Bu özelliği ile dünyanın en derin ikinci tarımsal üretim tesisi. Tesiste toplam 330 metrekare alanda 3 adet bitki üretim ünitesi ve 1 adet tohum çimlendirme ünitesi bulunuyor. Üretim her biri 1 metrekarelik tablalarda gerçekleştiriliyor. 3 üretim ünitesinde toplam 384 adet üretim tablası bulunuyor. Fide yetiştirme ünitesinde ise toplam 26 adet tabla yer alıyor.

Toplam 275 metre kareden oluşan 3 ünitede yapılan bitkisel üretim tarlada yapılan yaklaşık 20 dekar üretime eşdeğer durumda. Bir fide ortalama 20 günde ekime hazır olurken, tesisin fide yetiştirme ünitesi yıllık 540 bin adet kapasiteye sahip. Şu anda fesleğen ve marul olmak üzere iki adet ürün yetiştiriliyor. Tam kapasite üretimde yıllık 24 bin adet marul, 4 ton fesleğen yetiştiriliyor. Fideden hasada ortalama 30 günlük bir süreç geçiyor. Su tüketiminde yüzde 95 oranında tasarruf sağlanıyor. Bir laboratuvar ortamı gibi çalışıldığı için tarımsal zararlılar bulunmuyor. Bu yüzden tarımsal ilaç tüketimi sıfır.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Şarj ağı alan ilk perakende şirketi Migros oldu

Migros, elektrikli araçlara şarj hizmeti sunmak ve Türkiye’deki elektrikli araç dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla kurduğu Migen Enerji ile “Şarj Ağı İşletmeci Lisansı” alan ilk perakende şirketi oldu.

Yayınlanma tarihi

-

Migros, elektrikli araçlar için şarj hizmeti sunan istasyonlarını bu ay içinde hizmete açacak. Migros Ticaret Yatırım Geliştirme ve İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Şevki Tuncer, ilk etapta şarj istasyonlarının İstanbul’daki mağazalarda hizmete gireceğini ardından da Türkiye’ye yayacaklarını söyledi. Tuncer, “Yılın ilk yarısına kadar 19 ilde 50’yi aşkın mağazada hizmet vermeye başlayacağız” dedi.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Çırağan Palace Shop’tan özel lezzetler

Çırağan Sarayı’nın online alışveriş sitesi Çırağan Palace Shop, Sevgililer Günü’nü romantik dokunuşlarla taçlandırmak isteyenlere özel benzersiz ve leziz hediyelikler sunuyor.

Yayınlanma tarihi

-

Çırağan Palace Shop lezzetleri, Şubat ayında Sevgililer Günü’ne özel romantizm ve aşk temalı el yapımı konsept lezzetleriyle sevgililerin kalbini çalıyor.

Birbirinden leziz kalpli çikolatalar, frambuazlı pembe makaronlar, çeşit çeşit aşk temalı pastalar, kırmızı renkte kalpli ekmekler, Çırağan Sarayı’nın baklava oda sında Gaziantepli baklava şefleri tarafından hazırlanan kalpli mor baklavalar ve çok daha fazla romantik hediye, sevdiğine Saray mutfağından bir lezzet armağan etmek isteyenleri bekliyor. Birbirinden benzersiz lezzetlerle dolu Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan beş çayı konsepti ise romantik sohbetlerin en keyifli eşlikçisi oluyor.

Devamını oku

Trend olan

EnglishTurkish