Takip Edin

Sektörel Gündem

TOBB’da e-ihracat stratejileri masaya yatırıldı

Türkiye’deki firmaların e-ihracatla dünyaya açılabilmelerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen “e-İhracat Stratejileri Programı” ticaret sektörünün önde gelen isimlerini başkentte bir araya getirdi.

Yayınlanma tarihi

-

Global Marketing Agency (GMA) Türkiye tarafından TOBB İkiz Kuleler’de düzenlenen “e-İhracat Stratejileri Programı”nın ilk günü panellerle başladı. Yarın da eğitimlerle devam edecek etkinlik, Türkiye’nin dört bir yanından firmaların ürünlerini yurt dışında başarıyla pazarlayabilmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, programın açılışında yaptığı konuşmada, e-ihracatın Türkiye için önemli bir ihracat kanalı olduğunu söyledi. Dünya genelinde artan dijitalleşmenin tüketim davranışlarını değiştirdiğini, bunun da e-ticaret alanında büyük bir pazar yarattığını belirten Ardıç, özellikle Kovid-19 salgınının ardından bu alanda büyük bir sıçrama yaşandığını, üretimden hizmet aşamasına kadar dijital dönüşüme uyum sağlayabilen firmalar için e-ticaretin can suyu olduğunu dile getirdi.

Yeni ihracat yöntemlerinin hızla uygulanıp yaygınlaştırılmasıyla ihracata ivme kazandırılabileceğini vurgulayan Ardıç, “Zaman ve maliyet tasarrufu hepimiz için çok önemli ve e-ihracat tam olarak bunu sağlıyor, yeni pazarlara, daha geniş müşteri kitlelerine erişimi mümkün kılıyor. O halde e-ihracatı tabana nasıl yayabiliriz, bunun yollarını arayalım.” dedi.

Hedef, e-ihracat oranını yüzde 10’a çıkarmak

Ardıç, küresel satışların yaklaşık beşte birini e-ticaretin oluşturduğuna işaret ederek, “2026 yılına kadar dünyada e-ticaret hacminin 5 trilyon doları geçmesi bekleniyor. Bu büyük bir pazar ve e-ihracat için önümüzde duran büyük bir fırsattır. Şu anda ihracatımızın yüzde 3 kadarı e-ihracat kanalıyla gerçekleştiriliyor. Bu oranın yüzde 10’a çıkarılması ilk hedefimizdir.” diye konuştu.

Reklam

Çıkarılan yeni yasa ve alt mevzuatlarla e-ihracatın desteklendiğini hatırlatan Ardıç, Ticaret Bakanlığının e-ihracat için yoğun mesai yaptığını anlattı.

Ardıç, Bakanlığın e-ihracata yönelik çalışmalarını desteklediklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Firmaların depo kira ve sipariş karşılama, tanıtım ve pazar yeri desteğine kadar birçok yeni e-ihracat desteği ve projeler söz konusu. Bu destekler özellikle KOBİ’lerin e-ihracata başlaması veya mevcut operasyonlarını geliştirmeleri için büyük bir fırsattır. Türkiye aranılan bir pazar ve satılabilir ürünü çok fazla. Ülkemizin küresel büyük ve stratejik pazarlara yakınlığı da e-ihracat açısından önemli avantajlar getiriyor. Bu avantajlardan faydalanabilmek için firmaların, hızla gelişen teknolojinin olanaklarıyla stratejilerini ve operasyonlarını yeniden ele almaları gerekiyor.”

e-ihracatı tabana yaymak için hem TOBB bünyesinde hem de başkanlık görevini yürüttüğü ASO’da, firmaların dijital dönüşümünü ve bu alana olan yatırımlarını artırmak için çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirten Ardıç, şu değerlendirmede bulundu:

“Bugüne kadar küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) e-ticaret ve e-ihracata başlamaları için pek çok farkındalık projesi gerçekleştirdik. Son olarak Amazon ve Amerikan Şirketler Derneği ile yaptığımız işbirlikleriyle şirketlerimizi, Amerikan pazarı başta olmak üzere e-ihracata hazırlıyoruz. Eğitim, mentorluk ve ücretsiz danışmanlıktan oluşan projelerimizin ilk meyvesini aldık, şimdiden 3 şirketimiz Amerikan pazarında e-ihracata başladı. Tüm e-ticaret ve e-ihracat paydaşlarını, yeni girişimcileri ve üniversite öğrencilerini buluşturduğumuz, sadece ‘dijitalleşme’ konuştuğumuz, ‘TOBB Türkiye Teknoloji Buluşmaları’nı düzenliyoruz. Bugüne kadar 90’a yakın düzenlediğimiz etkinlikle 100 binden fazla girişimcimize ulaştık. 81 ilin hepsinde TOBB’a bağlı oda ve borsalarımızın da destekleriyle e-ticaret eğitimleri gerçekleştirdik.”

Reklam

“Güven damgasını hayata geçirdik”

Ardıç, e-ticaretin ve e-ihracatın tabana yayılması, tüketicilerin güveninin artması ve KOBİ’lerin internet ortamında güvenle büyümesi için Ticaret Bakanlığının da destekleriyle “güven damgası”nı hayata geçirdiklerini söyledi.

Halihazırda 109 e-ticaret sitesine güven damgası verdiklerini aktaran Ardıç, “Güven damgası, tüketicilerin kendilerini daha güvende hissedeceği güvenli ortamı tesis etmek üzere kurgulanmış bir uygulama. Bu sitelerin teknik altyapılarını denetliyoruz. Aslında bu sitelere ideal bir e-ticaret sitesinin nasıl olması gerektiği konusunda yönlendirme yapıyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucunda da onları akredite ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

– e-Ticaret yapan kişi sayısı 68 binden 548 bine çıktı

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran da dünyanın salgın sonrası hızlanan bir değişim süreci yaşadığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

Reklam

“Daha internet kullanmaya başlayalı uzun yıllar geçmemişken ticareti ve ihracatı internet üzerinden yapmaya başladık. Dijitalleşme ve özellikle bilişim teknolojilerinde her gün yenileri eklenen gelişim birçok faaliyetin de dijital alana kaymasına neden oldu. Bunlardan biri de ticaret. Etkilediği ve hitap ettiği kesimlerin genişliği dikkate alındığında belki de en önemlilerinden birisi ticaretin elektronik yolla yapılmasıdır. Müşteri kitlesinin daha geniş, işletme maliyetlerinin daha düşük olması, 7/24 saat çalışabilme ve küresel pazarlara erişebilme imkanı, satıcılar açısından e-ticaretin avantajını oluşturuyor.”

e-ticaret ve e-ihracatın birçok avantajı beraberinde getirdiğini ancak bunun yanında çok daha büyük bir rekabet ortamı olduğunu vurgulayan Baran, “Fiziki alanda ticaret yaptığınızda müşteriniz de rakipleriniz de sınırlı ama e-ticaret yaptığınızda bütün dünya müşteriniz olduğu gibi, bütün dünya rakibiniz olabiliyor. Veri güvenliği, lojistik ve teslimat sorunları bu yeni dünyanın önemli sorunları arasında. Dünyanın gittiği yönü hepimiz takip etmek zorundayız. Dünya bir yöne gidiyor ve siz de bu yöne doğru evrilmek zorundasınız. Bu nedenle işin kurallarını bilmek, gereklerini yerine getirmek durumundasınız.” dedi.

Baran, 2019 yılında Türkiye’de 68 bin kişinin e-ticaret yaptığını, bu sayının şu anda 548 bine çıktığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“2019 yılında 136 milyar liralık e-ticaret hacmi varken 2022 yılı sonu itibarıyla bu 800 milyar liralarda. Bu rakamlara baktığımızda gerçekten önemli yol almışız. Biz ATO olarak üyelerimizin her alanda olduğu gibi bu alanda da ihtiyaçlarını, eğitimlerini, e-ticaret, e-ihracat anlamında bütün sıkıntılarını çözme gayreti içindeyiz.”

Salgında e-ihracat ve e-ticaret seferberliği başlattıklarını dile getiren Baran, üyelerine bu dönemde ücretsiz yazılım sağladıklarını, e-ticaret ve e-ihracat altyapısını oluşturduklarını ve danışmanlık desteği verdiklerini bildirdi. Baran, “Pandemi öncesinde Ankara’da e-ticaret yapan firma sayımız 6 bin civarındayken 2022 yıl sonu itibarıyla 44 binli rakamlara çıktı.” bilgisini verdi.

Reklam

8 ilde e-ticaret eğitim planı

e-Ticaret Merkezi AŞ Üst Yöneticisi Merter Özdemir de e-ihracat eğitimlerine ilişkin bilgi verdi.

Bu eğitimlerden ilkinin Ankara’da gerçekleştirildiğini belirten Özdemir, söz konusu etkinliklerin İstanbul, Bursa, İzmir ve Gaziantep’in de içinde olduğu 8 ilde planlandığını kaydetti.

Özdemir, e-ihracatın önemine dikkati çekerek, Türkiye’nin üründen hizmete, danışmanlıktan bilete kadar birçok alanda dünyaya bir şeyler satıyor olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Etkinlikte, Ticaret Bakanlığından katılımcıların yanı sıra bazı şirket üst yöneticileri, girişimciler ile gazeteciler de e-ihracatın çeşitli yönlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Reklam

GMA Turkey’in Türkiye’deki reklam ajansı faaliyetlerini Workei Kreatif Reklam Ajansı PR, İletişim çalışmalarını da Büyülüdağ İletişim ajansı yürütüyor.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

STILL ARSER ÜST YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de sektörünün öncü ve en güvenilir markalarından biri olan STILL ARSER’in yönetiminde yeni bir dönem başladı. 2017’den beri Genel Müdürlük görevini sürdüren Mustafa Çiper bu görevi Turgut Kırış’a devrederken, 2019’dan bu yana sürdürdüğü yönetim kurulu üyeliği görevine ise devam edecek.

İç lojistik sektörünün global markası STILL ARSER’in üst düzey yönetiminde Mayıs 2024 itibarıyla görev değişimi yaşandı. Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci olan KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER iç lojistik alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

STILL ARSER’de 2019 yılından bu yana Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’nü yürüten Turgut Kırış, Mayıs 2024 itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başladı. Mustafa Çiper ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevine devam edecek. Mustafa Çiper, 2017 yılından bu yana STILL ARSER genel müdürlük görevini yürütüyordu.

Mayıs 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam eden Mustafa Çiper,

“STILL ARSER olarak 11 yıldır Türkiye’de iç lojistik sektörünün global markası olarak, satış ve satış sonrası hizmetler, ikinci el satış ve kiralama, otomasyon çözümleri ve iş güvenliği alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Lojistik, beyaz eşya, tekstil, gıda, kimya, perakende, cam sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinin en büyük firmaları ile uzun süredir güvene dayalı iş birliğimiz devam etmekte. Bu iş birliklerinin verdiği güçle, sektörün en önemli oyuncularından biri ve lokomotif markası olmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Reklam

STILL ARSER Genel Müdürlüğü’nü Mayıs 2024 itibarıyla üstlenen Turgut Kırış da görev değişimine ilişkin yaptığı değerlendirmede; ” Yetkin çalışanlarımız ile müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. İstanbul, İzmir, Gölcük ve Çerkezköy ofislerimiz ve Türkiye’nin her yerindeki güçlü bayi ağımızla kesintisiz hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini profesyonel bir yaklaşım ile belirliyor, onların çözüm ortağı oluyoruz. Bu yaklaşımımızla, müşterilerimizin işlerini daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcıoluyor ve uzun vadeli iş birlikleri kurarak karşılıklı başarıyı hedefliyoruz. Amacımız birlikte daha da büyümek’’ dedi.

STILL ARSER’İN YENİ GENEL MÜDÜRÜ TURGUT KIRIŞ

Lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamlayan Turgut Kırış, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptı. Kariyerine 2002 yılında Atlas Copco’da başlayan Kırış, sonrasında Munters ve Konecranes’te çalıştı. 2019-2024 yılları arasında ise STILL ARSER Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

 

Reklam
Devamını oku

Haber

KARE LOJİSTİK GENEL MÜDÜRÜ BERK YALÇINKAYA: YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE BEKLEMEYE SON VERİYOR, MÜŞTERİLERİMİZE ZAMAN KAZANDIRIYORUZ

Yayınlanma tarihi

-

Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü ve İzinli Gönderici Belgeleri Türkiye’de 59 güncel lojistik firmasında bulunuyor. Bunlardan birinin de KRE Kare Lojistik olduğunu ifade eden firmanın genel müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

Reklam

YYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Reklam

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Devamını oku

Haber

ASİL TRANSPORT CO. BAŞKANI ARMAĞAN ŞAHİN: TİCARET ÇİFT TARAFLIDIR, VERİLMEYEN HER VİZE TÜRKİYE KADAR AB’YE DE KAYBETTİRİYOR!

Yayınlanma tarihi

-

Ticaretin çift taraflı bir işlem olduğunu aktaran Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Alınamayan her vize, Türkiye kadar AB ülkelerine de zarar vermektedir. Demode vize uygulamasının kalkması, yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde bunun yerine hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

 İhracat odaklı büyümeyi hedef edinen Türkiye’de sanayicinin en önemli paydaşı konumunda bulunan lojistik sektörünün en büyük sorunlarından birini vize konusu oluşturuyor. TIR sürücülerinin vize konusunda yaşadığı problemler, son yıllarda zirve yapmış durumda.

Vize konusunda şoförlerin randevu almak için bile uzun süreler beklemek zorunda bırakıldığını kaydeden Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Sektörde sürücülerimize yönelik kısa süreli vize veriliyor. Uzun süreli vizeler verilmemesini anlayabiliyorum. Kısa süreli verilen vizeler için hızlı vize almayı sağlayabilecek bir sistem oluşturulmalıdır. Hızlı vize alabilmemiz durumunda sektör olarak birçok sıkıntımızın önüne geçeceğiz. Çünkü şu anda vize alabilmek konusunda en az 1-2 aylık randevularla uğraşmak zorunda kalıyoruz” dedi.

ALINAMAYAN HER VİZE, ÜLKEMİZE EKONOMİK OLARAK KAYBETTİRİYOR

TIR sürücülerinin Avrupa Birliği (AB) bölgesine girebilmeleri için öncelikli olarak vize alabilmeleri gerektiğini aktaran Şahin, Schengen randevusunda sorunlar olduğunu, yeni sürücülerin vize başvurularının reddedildiğini, deneyimli sürücülere ise kısa süreli vize verildiğini belirtti. Vize konusundaki bu kaotik durum nedeniyle AB’nin Türkiye’den talep ettiği ürünlerin Türk lojistik firmaları ve Türk vatandaşı profesyonel TIR sürücülerince teslim edilemediğinin altını özenle çizen Şahin, bu durumda sadece Türkiye’nin değil, küresel yatırımcıların, üreticilerin, ticari işletmelerin ve tüketicilerin kısacası uluslararası ticaretin yara aldığını vurguladı.

Reklam

Alınamayan her vizenin ülkemize ekonomik açıdan kaybettirdiğine işaret eden Şahin, “Şoförlerimizin vize alamaması araçlarımızın işleyememesi demektir. Şoföre bağlı olarak kullanılamayan ve atıl durumda bekleyen TIRlarımız ülkemiz ekonomisine eksi yazılmasına neden olmaktadır. Yollarda Türk TIRlarının serbestçe dolaşması, vize engeline takılmadan kilometrelerce yol kat etmesi gerekmektedir. Dünya ticaretini vizelerle, kotalarla, geçiş engellemeleri ile zora sokan sistemin artık değişmesi gerekmektedir. Yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde daha hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Vize konusunda AB’nin kolaylık tanıması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Turizm vizeleri ile ticari vizelerin birbirinden ayrı işlemlere tabi tutulması gerektiğini aktaran Şahin, özellikle tatil dönemlerinde kimseyi yormayacak şekilde yeni bir vize sistemini talep ettiklerini belirtti.

VİZE UYGULAMASI İLE EN ÇOK ZARARI AB ÜLKELERİ GÖRÜYOR!

Türkiye’de çok önemli AB sermayeli şirketlerin olduğunu belirten Şahin, bu demode vize uygulaması ile en çok zararı gören taraflardan birinin AB ülkeleri olduğunu belirtti. Türkiye-AB arasında çok ciddi bir ticaret yaşandığını kaydeden Şahin, AB’ye alınmayan Türkiye’nin aslında dolaylı olarak AB ülkesi olduğunu, çünkü Türkiye’de çok sayıda AB ülkesi yatırımcının fabrikası ve ürünleri ile ticarette başı çektiğini söyledi. Büyük potansiyeli olan AB-Türkiye ticaretindeki büyümeye engel olan vize probleminin faturasını Türkiye kadar AB’nin de ödediğini aktaran Şahin, ticaretin çok yönlü bir süreç olduğunu ve bu sürecin tıkanmaması gerektiğini son olarak özenle vurguladı.

Devamını oku

Trend olan