Takip Edin

Sektörel Gündem

Memiş: Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 2 milyar 700 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl dönümü olan 2023’te yüzde 28 artışla 2 milyar 700 milyon dolarlık ihracat hedeflediklerini açıkladı.

Yayınlanma tarihi

-

Yılın ilk 6 ayında 913,5 milyon dolarlık ihracata imza attıklarını belirten Başkan Veysel Memiş, ilkbahar yağışlarının mevsim normallerinde gerçekleşmesiyle hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda yaşanan ürün bolluğunun yılın ikinci yarısında ihracat performansına yansıyacağını ve uluslararası pazarlarda yeni başarı hikâyeleri yazacaklarını vurguladı.

“Hükümetten beklentimiz, kısıtlama ve kotaların tamamen kaldırılması, bakliyat ekiminin teşvik edilmesidir”

Türk hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörünün ürün işleme kapasitesi ve pazarlama kabiliyetinin çok yüksek olduğunu, ancak arz tarafında sorunlar yaşandığını ifade eden Başkan Veysel Memiş, hükümetten en büyük beklentilerinin ihracatta kısıtlama ve kota uygulamalarına son verilmesi ile nadasa bırakılan alanlarda bakliyat ekimini teşvik edecek politikaların genişletilmesi olduğunu söyledi.

Bol ve bereketli bir sezon yaşandığını kaydeden AHBİB Başkanı Veysel Memiş, hububat, bakliyat ve yağlı tohum ürünlerinde ciddi oranlarda rekolte artışı olacağını, Türk çiftçisinin yurt içi ihtiyaçları fazlasıyla karşılayacak üretimi yaptığını, geçen yıldan devreden stoklarla birlikte değerlendirildiğinde herhangi bir ihracat kısıtlamasına gerek olmadığını vurguladı.

Kırmızı mercimek ve nohutta yüzde 30’lar civarında rekolte artışı yaşandığını kaydeden Başkan Memiş, Güneydoğu illerinde hasat edilen nohut ve kırmızı mercimeğin Mersin başta olmak üzere bölgedeki fabrikalara sevkiyatının hızlandığını belirtti. Başkan Veysel Memiş, “Mersin’de işleme kapasitesi yüksek firmaların mevcut stoklarını da dikkate aldığımızda, nohut ihracatına uygulanan kotanın kaldırılmasını bekliyoruz. Kırmızı mercimekte Dahilde İşleme Rejimi (DİR) üzerinden ihracat gerçekleştirebiliyor.

Yaşanan ürün bolluğundan dolayı kırmızı mercimek ihracatının da önünün açılmasını istiyoruz. Bu konuda hem Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı yetkilileriyle görüşmelerimizi başlattık. Bakanlık yetkililerinin pozitif yaklaşım sergilemeleri bizleri sevindirdi. Yakın zamanda nohut ve kırmızı mercimek ihracatındaki engellerin kaldırılmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

Reklam

“Nadas alanlarına bakliyat ekimini yaygınlaştırarak üretimi üç katına çıkartabiliriz”

Binlerce yıldır insanlığı doyuran bakliyat ürünlerinin yüksek protein değeri, üretiminde az suya ihtiyaç duyulması, toprak verimliliği ve çevreye katkıları avantajlarıyla geleceğin gıdası olacağını, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede stratejik rol oynayabileceğini dile getiren Başkan Veysel Memiş, “Protein, vitamin ve lif yönünden zengin gıdalar arasında bulunan bakliyat çeşitleri protein kaynağı olduğu kadar çevreci özelliğiyle de büyük değer taşıyor. Dünyada en az su isteyen ürünlerden olan bakliyat çeşitleri, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede ve karbon salımının azaltılmasında büyük rol oynayabilir. Bu farkındalık yıldan yıla artıyor.

Artık çiftçiler, önce bakliyat ekip, rotasyonlarında da bakliyatı bulundurarak daha sonra elde edecekleri ürünlerdeki verimin artışını göz önüne alıyor. Çünkü bakliyat çeşitleri havadaki azotu fotosentez yoluyla alıyor ve toprağın altındaki yumrularına yüklüyor. Ürün biçildiğinde, toprak altında kalan yumrular bir süre sonra çürüyor ve gübre oluyor. Ülkemizde ekim deseninde bakliyatın mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu tercih, tarımsal gübre ihtiyacını da önemli ölçüde azaltacaktır. Aynı tarlada üç yılda bir bakliyat ekiminin teşvik edilmesi, hatta zorunlu hâle getirilmesi büyük fayda sağlayacaktır. Tarım arazilerimizi nadasa bırakmak yerine bakliyat ekimiyle değerlendirirsek yaklaşık 1,3 milyon ton olan yıllık üretim miktarını 4,5 milyon tona kadar yükseltebiliriz.

Ülkemiz genelinde yıllık 4 milyon ton bakliyat işleme kapasitesine sahip tesislerimizin hammadde sıkıntısı yaşadığı dikkate alındığında, arz açığının kapatılması için nadasa bırakılan tarım arazilerinin bakliyat ekimiyle değerlendirilmesi elzemdir.” dedi.

“Mersin, dünya bakliyat ticaretine yön veren merkezler arasında”

Reklam

Dünya bakliyat piyasasında Mersin’in çok büyük rol oynadığını, küresel ölçekte sektöre yön veren ilk 5 kentten biri konumunda bulunduğunu aktaran Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Limanı, serbest bölgesi, demir yolu ve kara yolu ağı, lojistik kültürü ve donanımlı insan kaynaklarıyla dış ticaretteki stratejik rolü yıldan yıla artan Mersin ilimiz, tarımsal ürün çeşitliliğini yüksek katma değere dönüştürerek ihracat pazarlarında etkinliğini sürekli artırıyor. Gıda ihracatında Türkiye’nin itici gücü konumunda bulunan Mersin’in dış satımında hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü lider konumda bulunuyor.

Ülkemizde yıllık 4 milyon ton ürün işleme kapasitesine sahip tesislerimiz var. Fakat, ülkemizde bu kadar ürün üretilemiyor. İhracatçı firmalarımız zengin bir müşteri portföyüne sahip. Ürün kalitemizle, işleme teknolojilerimizle ve tedarik kabiliyetlerimizle dünya klasmanında güçlü bir konumdayız. Yapmamız gereken üretimi artıracak tedbirlerin hızla devreye alınması olacaktır.

“Bulgur tanıtım hamlemizde hedef pazarlar İran, Rusya ve Endonezya”

Başkan Veysel Memiş, Türk mutfağında ayrı bir yeri olan bulgurun dünyanın dört bir yanında tüketimini yaygınlaştırmak ve ihracatını artırmak amacıyla başlattıkları tanıtım hamlesinde yol haritasının belirginleştiğini belirtti.

AHBİB olarak bulgur tanıtım faaliyetlerinde hedef ülke olarak İran, Rusya ve Endonezya’yı seçtiklerini açıklayan Başkan Veysel Memiş, “Anadolu’nun mirası olan bulgur, bizim için çok kıymetli ve bu ürünün dünya pazarlarında pirince alternatif olarak talep görmesi için çalışacağız. Uzun vadeli eylem planımızda tanıtım videoları, sosyal medya tanıtımları, tadım etkinlikleri, alım heyetleri faaliyetlerimiz olacak.

Reklam

Örneğin, Endonezya’da pirinç pişirme makineleri var. Bu ülke insanlarının damak zevkine uygun şekilde bulgur pişirme makinelerinin geliştirilmesi, sevdikleri sebzeler ve baharatlarla birlikte yeni lezzetler ortaya çıkarılması için çalışmalar yapacağız.

Bu konuda aşçılarımızla görüşüyoruz. Hedef pazar olarak belirlediğimiz ülkelerde sivil toplum kuruluşlarıyla da iş birliği yürüteceğiz. Bulgurumuzun lezzetine güveniyoruz. Güçlü bir tanıtım kampanyası ile Türk bulgurunun dünyanın dört bir yanından çok fazla talep göreceğine inanıyorum.“ diye konuştu.

“İngiltere, Fransa, Almanya ve ABD pazarlarında etkinliğimizi artırmaya çalışacağız”

AHBİB olarak geleneksel pazarlarda daha etkin hâle gelmek ve pazar çeşitliliğini artırmaya yönelik faaliyetlerde de tempo yükselttiklerini belirten Başkan Veysel Memiş, UR-GE projesi kapsamında eylül ayında İngiltere pazarına yönelik sektörel ticaret heyeti etkinliği düzenleyeceklerini, benzer faaliyeti ekim ayında Fransa’da gerçekleştirmeyi planladıklarını duyurdu.

Yine ekim ayında Fransa’daki SIAL Paris Fuarı’na info stant ile katılım sağlayacaklarını aktaran Başkan Veysel Memiş, Almanya’daki Anuga Fuarı’nda da tanıtımlar yapacaklarını, kasım ayında ise ABD’deki PLMA Fuarı’nda yeni ticaret köprüleri kurmak için çalışmalar gerçekleştireceklerini sözlerine ekledi.

Reklam

“2023’ün ilk 6 ayında sektör ihracatına yüzde 16,6 oranında destek verdik”

AHBİB’in 2023 yılı Ocak-Haziran ayları arasındaki ihracatını değerlendiren Başkan Veysel Memiş, haziran ayında 100,4 milyon dolarlık dış satım gerçekleştiren Birliğin 6 aylık süreçte 913,5 milyon dolar döviz kazandırdığını bildirdi.

AHBİB olarak 2023 yılı Ocak-Haziran döneminde 5 milyar 510 milyon dolarlık sektör ihracatına yüzde 16,6 oranında destek verdiklerini dile getiren Başkan Veysel Memiş, şöyle konuştu: “2023 yılı Ocak-Haziran ayları arasında 1 milyon 2 bin 61 ton ürünü uluslararası pazarlarda değerlendiren Birliğimiz, en yüksek değerlere bakliyat, pastacılık ürünleri ve bitkisel yağlarda ulaştı.

Bakliyatta yüzde 9 artışla 292,8 milyon dolarlık, pastacılık ürünlerinde yüzde 6 artışla 197,4 milyon dolarlık, bitkisel yağlarda 101,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu dönemde bölge ihracatımızın yüzde 19’unu oluşturan kırmızı mercimek ihracatından ülkemize 177,4 milyon dolar döviz kazandırdık. Yılın 6 ayında 171 ülkeye ihracat yapan Birliğimiz, en yüksek değerlere Irak, Suriye ve Almanya pazarlarında ulaştı.

Bölge ihracatımızın yüzde 27’sini oluşturan Irak’a 248,5 milyon dolarlık, Suriye’ye 61,2 milyon dolarlık, Almanya’ya 32,7 milyon dolarlık ihracat yaptık. Söz konusu dönemde ihracat hacminde 50’ye yakın ülkede anlamlı artışlar yakaladık. İhracat hacminde en güçlü artışları Suudi Arabistan, Somali, İran, Cibuti, Benin, Kenya, Avusturya, Senegal, Togo ve Tanzanya pazarlarında elde ettik.”

Reklam
Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

STILL ARSER ÜST YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de sektörünün öncü ve en güvenilir markalarından biri olan STILL ARSER’in yönetiminde yeni bir dönem başladı. 2017’den beri Genel Müdürlük görevini sürdüren Mustafa Çiper bu görevi Turgut Kırış’a devrederken, 2019’dan bu yana sürdürdüğü yönetim kurulu üyeliği görevine ise devam edecek.

İç lojistik sektörünün global markası STILL ARSER’in üst düzey yönetiminde Mayıs 2024 itibarıyla görev değişimi yaşandı. Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci olan KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER iç lojistik alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

STILL ARSER’de 2019 yılından bu yana Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’nü yürüten Turgut Kırış, Mayıs 2024 itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başladı. Mustafa Çiper ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevine devam edecek. Mustafa Çiper, 2017 yılından bu yana STILL ARSER genel müdürlük görevini yürütüyordu.

Mayıs 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam eden Mustafa Çiper,

“STILL ARSER olarak 11 yıldır Türkiye’de iç lojistik sektörünün global markası olarak, satış ve satış sonrası hizmetler, ikinci el satış ve kiralama, otomasyon çözümleri ve iş güvenliği alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Lojistik, beyaz eşya, tekstil, gıda, kimya, perakende, cam sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinin en büyük firmaları ile uzun süredir güvene dayalı iş birliğimiz devam etmekte. Bu iş birliklerinin verdiği güçle, sektörün en önemli oyuncularından biri ve lokomotif markası olmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Reklam

STILL ARSER Genel Müdürlüğü’nü Mayıs 2024 itibarıyla üstlenen Turgut Kırış da görev değişimine ilişkin yaptığı değerlendirmede; ” Yetkin çalışanlarımız ile müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. İstanbul, İzmir, Gölcük ve Çerkezköy ofislerimiz ve Türkiye’nin her yerindeki güçlü bayi ağımızla kesintisiz hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini profesyonel bir yaklaşım ile belirliyor, onların çözüm ortağı oluyoruz. Bu yaklaşımımızla, müşterilerimizin işlerini daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcıoluyor ve uzun vadeli iş birlikleri kurarak karşılıklı başarıyı hedefliyoruz. Amacımız birlikte daha da büyümek’’ dedi.

STILL ARSER’İN YENİ GENEL MÜDÜRÜ TURGUT KIRIŞ

Lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamlayan Turgut Kırış, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptı. Kariyerine 2002 yılında Atlas Copco’da başlayan Kırış, sonrasında Munters ve Konecranes’te çalıştı. 2019-2024 yılları arasında ise STILL ARSER Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

 

Reklam
Devamını oku

Haber

KARE LOJİSTİK GENEL MÜDÜRÜ BERK YALÇINKAYA: YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE BEKLEMEYE SON VERİYOR, MÜŞTERİLERİMİZE ZAMAN KAZANDIRIYORUZ

Yayınlanma tarihi

-

Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü ve İzinli Gönderici Belgeleri Türkiye’de 59 güncel lojistik firmasında bulunuyor. Bunlardan birinin de KRE Kare Lojistik olduğunu ifade eden firmanın genel müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

Reklam

YYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Reklam

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Devamını oku

Haber

ASİL TRANSPORT CO. BAŞKANI ARMAĞAN ŞAHİN: TİCARET ÇİFT TARAFLIDIR, VERİLMEYEN HER VİZE TÜRKİYE KADAR AB’YE DE KAYBETTİRİYOR!

Yayınlanma tarihi

-

Ticaretin çift taraflı bir işlem olduğunu aktaran Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Alınamayan her vize, Türkiye kadar AB ülkelerine de zarar vermektedir. Demode vize uygulamasının kalkması, yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde bunun yerine hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

 İhracat odaklı büyümeyi hedef edinen Türkiye’de sanayicinin en önemli paydaşı konumunda bulunan lojistik sektörünün en büyük sorunlarından birini vize konusu oluşturuyor. TIR sürücülerinin vize konusunda yaşadığı problemler, son yıllarda zirve yapmış durumda.

Vize konusunda şoförlerin randevu almak için bile uzun süreler beklemek zorunda bırakıldığını kaydeden Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Sektörde sürücülerimize yönelik kısa süreli vize veriliyor. Uzun süreli vizeler verilmemesini anlayabiliyorum. Kısa süreli verilen vizeler için hızlı vize almayı sağlayabilecek bir sistem oluşturulmalıdır. Hızlı vize alabilmemiz durumunda sektör olarak birçok sıkıntımızın önüne geçeceğiz. Çünkü şu anda vize alabilmek konusunda en az 1-2 aylık randevularla uğraşmak zorunda kalıyoruz” dedi.

ALINAMAYAN HER VİZE, ÜLKEMİZE EKONOMİK OLARAK KAYBETTİRİYOR

TIR sürücülerinin Avrupa Birliği (AB) bölgesine girebilmeleri için öncelikli olarak vize alabilmeleri gerektiğini aktaran Şahin, Schengen randevusunda sorunlar olduğunu, yeni sürücülerin vize başvurularının reddedildiğini, deneyimli sürücülere ise kısa süreli vize verildiğini belirtti. Vize konusundaki bu kaotik durum nedeniyle AB’nin Türkiye’den talep ettiği ürünlerin Türk lojistik firmaları ve Türk vatandaşı profesyonel TIR sürücülerince teslim edilemediğinin altını özenle çizen Şahin, bu durumda sadece Türkiye’nin değil, küresel yatırımcıların, üreticilerin, ticari işletmelerin ve tüketicilerin kısacası uluslararası ticaretin yara aldığını vurguladı.

Reklam

Alınamayan her vizenin ülkemize ekonomik açıdan kaybettirdiğine işaret eden Şahin, “Şoförlerimizin vize alamaması araçlarımızın işleyememesi demektir. Şoföre bağlı olarak kullanılamayan ve atıl durumda bekleyen TIRlarımız ülkemiz ekonomisine eksi yazılmasına neden olmaktadır. Yollarda Türk TIRlarının serbestçe dolaşması, vize engeline takılmadan kilometrelerce yol kat etmesi gerekmektedir. Dünya ticaretini vizelerle, kotalarla, geçiş engellemeleri ile zora sokan sistemin artık değişmesi gerekmektedir. Yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde daha hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Vize konusunda AB’nin kolaylık tanıması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Turizm vizeleri ile ticari vizelerin birbirinden ayrı işlemlere tabi tutulması gerektiğini aktaran Şahin, özellikle tatil dönemlerinde kimseyi yormayacak şekilde yeni bir vize sistemini talep ettiklerini belirtti.

VİZE UYGULAMASI İLE EN ÇOK ZARARI AB ÜLKELERİ GÖRÜYOR!

Türkiye’de çok önemli AB sermayeli şirketlerin olduğunu belirten Şahin, bu demode vize uygulaması ile en çok zararı gören taraflardan birinin AB ülkeleri olduğunu belirtti. Türkiye-AB arasında çok ciddi bir ticaret yaşandığını kaydeden Şahin, AB’ye alınmayan Türkiye’nin aslında dolaylı olarak AB ülkesi olduğunu, çünkü Türkiye’de çok sayıda AB ülkesi yatırımcının fabrikası ve ürünleri ile ticarette başı çektiğini söyledi. Büyük potansiyeli olan AB-Türkiye ticaretindeki büyümeye engel olan vize probleminin faturasını Türkiye kadar AB’nin de ödediğini aktaran Şahin, ticaretin çok yönlü bir süreç olduğunu ve bu sürecin tıkanmaması gerektiğini son olarak özenle vurguladı.

Devamını oku

Trend olan