Takip Edin

Sektörel Gündem

“Hedeflerimizden vazgeçmedik, yeter ki destek verilsin”

6 Şubat’ta yaşanan depremden en fazla etkilenen kentlerden biri olan Gaziantep’te, depremin ekonomik etkileri belirginleşti. Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, “Bir taraftan yaralarımızı saracak, bir taraftan da sanayimizi geleceğe taşıyacağız” dedi.

Yayınlanma tarihi

-

“Biz ülkemize, devletimize, milletimize güveniyor, bugünün zorluklarının da üstesinden birlik ve beraberlik içerisinde geleceğimize yürekten inanıyoruz” diyen Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Başkanı Adnan Ünverdi, DÜNYA’ya özel yaptığı açıklamada bölge sanayicileri olarak önceliklerinin vatandaşlarının ihtiyacına cevap vermek ve ekonomide devamlılık için üretimi, ihracatı ve istihdamı sürdürmek olduğunu söyledi.

Adnan Ünverdi, hedeflerinden vazgeçmediklerini ve hedefe ulaşabilmek için depremi yaşamış olan Gaziantep ve bölgeye yönelik hem toparlanmayı destekleyecek hem de bölgenin gelişmesine yönelik her alanda pozitif ayrımcılık yapılmasını ve uzun süreli daha etkin destek ve teşviklerin verilmesi gerektiğini aktardı.

Politika faizi düşerken reel faizin makul seviyelerde ve ulaşılabilir olması, döviz kuru ve yüksek enflasyonun kontrol altında tutulması, dalgalanmaların yaşanmamasının öncelikli beklentileri arasında yer aldığını söyleyen Adnan Ünverdi, güven veren, uzun vadeli, istikrara dayalı ekonomi politikalarının yatırımları artıracağını, üretim, ihracat ve istihdamı büyüteceğini ve her zaman ülkeye kazandıracağının altını çizdi.

Deprem nedeniyle ihracatımız büyük zarar gördü

Türkiye’nin en büyük ve en fazla istihdama sahip olan organize sanayi bölgesi ve ülke ihracatında kayda değer katkı sunan Gaziantep’in ihracatının deprem den büyük darbe aldığına dikkat çeken Başkan Ünverdi, “Deprem felaketini yaşadığımız 6 Şubat’ın ardından şehrimizin ihracatında yüzde 42,2 oranında, mart ayında ise önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,6 oranında, nisan ayında ise yüzde 15.2 oranında azalma gerçekleşti. Gaziantep daha çok ihracat odaklı üretim yapan ve yaptığı ihracatla cari fazlası veren bir kent konumundadır.

Reklam

Ülke kalkınmamıza en büyük desteği sağlayan ve bölge ihracatının önemli bir kısmını tek başına gerçekleştiren şehrimizin bir an önce toparlanması bölge açısından da büyük önem taşımaktadır. Burada devletimizin vereceği destekler kritik önem taşıyor. Ancak bu sayede deprem dolayısıyla yaşadığımız sıkıntıları hızla aşabilir ve rekabet gücümüzü koruyarak, pazarlarımızı muhafaza edebiliriz” dedi.

Yıkım sadece evlerimizde, iş yerlerimizde olmadı

Öncelikle bölgenin ana başlıklar olarak; lojistik ve tedarik, yeni yatırım alanları-altyapı, ihracat destekleri, istihdam ve çalışma hayatı, bankalar ve finansmana erişim, vergisel destekler ile psikolojik ve sosyolojik anlamda desteğe ihtiyacı olduğunu bildiren Ünverdi, “Yıkım sadece evlerimizde, iş yerlerimizde olmadı.

Bölge insanımız ruhen bir çöküntü yaşadı ve bekleyerek değil işimize gücümüze sımsıkı sarılarak rehabilite olabilir ve kendimizi iyileştirebiliriz. Yaşamın normal akışına dönmesi için de insanımızın en başta barınma ihtiyacını tümüyle karşılamak, üretimin ve istihdamın devamlılığını sağlamak zorundayız. Bu çerçevede depremin yaralarını sarmak, bölge ticareti ve ekonomik faaliyetlerinin yeniden düzene girmesi, personellerimizin güven içerisinde çalışması için Oda olarak bizler de elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Firmalarımızla görüşerek sorunlarını ve taleplerini dinliyor, rapor haline getiriyoruz. Hazırlamış olduğumuz raporları ilgili Bakanlıklar, kurumlar ve üst kuruluşumuz olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile paylaşıyoruz. Bu doğrultuda, bölge ekonomisinin toparlanmasına katkıda bulunmak için özellikle büyük ölçekli şirketleri, hammadde ve yarı mamul tedariklerini deprem bölgesindeki firmalardan karşılamaya davet ediyoruz.

Reklam

Bu süreç te Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB), E-Ticaret Sektör Meclis kanalıyla başlatılan pazar yerlerinin, deprem bölgesindeki üreticilerden firmalardan tüketiciye ulaştırılacak ürünler için komisyon alınmaması uygulamasının sektör genelindeki tüm firmalara yaygınlaştırılması ve bölgedeki üreticilerin ön plana çıkarılması büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

İşveren sigorta primini devlet karşılasın

“Mavi ve beyaz yakalı kalifiye elemanların deprem sonrasında farklı şehirlere gitmeleri üretimde aksamalara neden oldu” diyen Başkan Ünverdi, “Bu noktada bölge insanımızın bir an önce tekrar kendi şehrine ve işine dönmesi için devletimiz tarafından teşvik edilmesi, cazip imkânlar sunulması gerekiyor. Bu çerçevede deprem bölgesinde 2023 yılı boyunca çalışanlardan kesilen gelir vergisi ve sigorta primlerinin çalışanlara iade edilmesinin faydalı bir teşvik olacağını çok defa dile getirmiş ve ilgili mercilere iletmiştik.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Bilgin de işveren sigorta priminin doğrudan doğruya devlet tarafından karşılanarak işverenin verdiği payın işçi maaşına ekleneceğini belirttiler. Konuya ilişkin düzenlemenin bir an önce yapılmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Sanayimizi geleceğe taşıyacağız

Reklam

Yurt dışından alım heyetlerinin bölge firmalarına yönlendirilmesinin önemli olduğunu aktaran Ünverdi, “Deprem sonrasında İskenderun Limanı’nda çıkan yangının da etkisiyle maalesef gemiler limana yanaşmadığı için hammaddemizi çekmekte sıkıntı yaşıyoruz ve Mersin Limanı’nda oluşan yoğunluk nedeniyle lojistik anlamda zor bir süreç geçiriyoruz. Zararımızın telafi edilmesi ve ticaretimizin devamlılığı için yaşanan yoğunluğun çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.

Alıcı kanallar aracılığı ile yurt dışından gelen alım heyetlerinin bölgemize yönlendirilerek firmalar ile bir araya getirilmesi de bölge ekonomisi ve ticaretin canlanmasına önemli katkıda bulunacaktır” diye konuştu. Kamu tarafından beklenti olduğu gibi kendilerinin de daha önce koymuş oldukları hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdüreceklerini söyleyen Başkan Adnan Ünverdi, “Bir taraftan yaralarımızı saracak, bir taraftan da sanayimizi geleceğe taşıyacağız.

Bu vizyon çerçevesinde önümüzdeki süreçte sürdürülebilir bir sanayi için üyelerimiz ve firmalarımızın ileri teknolojiye adapte olmaları, Sanayi 4.0 ve dijitalleşmeyi gerçekleştirmeleri, yüksek katma değerli ve AB Yeşil Mutabakatı kriterlerine uygun olarak yeşil üretimle daha rekabetçi bir yapıya bürünmeleri, kentimizin ihracat birim değerlerini artırmak, yeni pazarlara ulaşmak ve mevcut pazarlardaki payımızı daha yukarılara taşımak, yeni organize sanayi bölgeleri ile yatırım ve istihdam olanaklarını genişletmek öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Gaziantep ve bölge sanayisini İskenderun Limanı’na bağlayacak olan Amanos Tünelleri Projesi ile ilgili Ramazan Bayramı’nda Gaziantep’e gelen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amanos Tünelleri Projesi’nin yapımına yakın zamanda başlanacağını söylediler.

Bu bizim yıllardır beklediğimiz ve tamamlandığında Türkiye’nin En büyük OSB’si olacak Polateli-Şahinbey İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile entegre bir proje. Bölgemizi 87 kilometre ile İskenderun Limanı’na bağlayacak ve 6. bölge teşvikleri ile farklı avantajlar sunacak. Polateli-Şahinbey İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde ilk etapta 6,5 milyon metrekare arsanın tahsisini de deprem öncesinde gerçekleştirmiştik, çalışmalarımızı da sürdürüyoruz” dedi.

Reklam
Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

STILL ARSER ÜST YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de sektörünün öncü ve en güvenilir markalarından biri olan STILL ARSER’in yönetiminde yeni bir dönem başladı. 2017’den beri Genel Müdürlük görevini sürdüren Mustafa Çiper bu görevi Turgut Kırış’a devrederken, 2019’dan bu yana sürdürdüğü yönetim kurulu üyeliği görevine ise devam edecek.

İç lojistik sektörünün global markası STILL ARSER’in üst düzey yönetiminde Mayıs 2024 itibarıyla görev değişimi yaşandı. Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci olan KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER iç lojistik alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

STILL ARSER’de 2019 yılından bu yana Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’nü yürüten Turgut Kırış, Mayıs 2024 itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başladı. Mustafa Çiper ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevine devam edecek. Mustafa Çiper, 2017 yılından bu yana STILL ARSER genel müdürlük görevini yürütüyordu.

Mayıs 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam eden Mustafa Çiper,

“STILL ARSER olarak 11 yıldır Türkiye’de iç lojistik sektörünün global markası olarak, satış ve satış sonrası hizmetler, ikinci el satış ve kiralama, otomasyon çözümleri ve iş güvenliği alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Lojistik, beyaz eşya, tekstil, gıda, kimya, perakende, cam sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinin en büyük firmaları ile uzun süredir güvene dayalı iş birliğimiz devam etmekte. Bu iş birliklerinin verdiği güçle, sektörün en önemli oyuncularından biri ve lokomotif markası olmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Reklam

STILL ARSER Genel Müdürlüğü’nü Mayıs 2024 itibarıyla üstlenen Turgut Kırış da görev değişimine ilişkin yaptığı değerlendirmede; ” Yetkin çalışanlarımız ile müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. İstanbul, İzmir, Gölcük ve Çerkezköy ofislerimiz ve Türkiye’nin her yerindeki güçlü bayi ağımızla kesintisiz hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini profesyonel bir yaklaşım ile belirliyor, onların çözüm ortağı oluyoruz. Bu yaklaşımımızla, müşterilerimizin işlerini daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcıoluyor ve uzun vadeli iş birlikleri kurarak karşılıklı başarıyı hedefliyoruz. Amacımız birlikte daha da büyümek’’ dedi.

STILL ARSER’İN YENİ GENEL MÜDÜRÜ TURGUT KIRIŞ

Lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamlayan Turgut Kırış, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptı. Kariyerine 2002 yılında Atlas Copco’da başlayan Kırış, sonrasında Munters ve Konecranes’te çalıştı. 2019-2024 yılları arasında ise STILL ARSER Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

 

Reklam
Devamını oku

Haber

KARE LOJİSTİK GENEL MÜDÜRÜ BERK YALÇINKAYA: YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE BEKLEMEYE SON VERİYOR, MÜŞTERİLERİMİZE ZAMAN KAZANDIRIYORUZ

Yayınlanma tarihi

-

Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü ve İzinli Gönderici Belgeleri Türkiye’de 59 güncel lojistik firmasında bulunuyor. Bunlardan birinin de KRE Kare Lojistik olduğunu ifade eden firmanın genel müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

Reklam

YYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Reklam

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Devamını oku

Haber

ASİL TRANSPORT CO. BAŞKANI ARMAĞAN ŞAHİN: TİCARET ÇİFT TARAFLIDIR, VERİLMEYEN HER VİZE TÜRKİYE KADAR AB’YE DE KAYBETTİRİYOR!

Yayınlanma tarihi

-

Ticaretin çift taraflı bir işlem olduğunu aktaran Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Alınamayan her vize, Türkiye kadar AB ülkelerine de zarar vermektedir. Demode vize uygulamasının kalkması, yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde bunun yerine hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

 İhracat odaklı büyümeyi hedef edinen Türkiye’de sanayicinin en önemli paydaşı konumunda bulunan lojistik sektörünün en büyük sorunlarından birini vize konusu oluşturuyor. TIR sürücülerinin vize konusunda yaşadığı problemler, son yıllarda zirve yapmış durumda.

Vize konusunda şoförlerin randevu almak için bile uzun süreler beklemek zorunda bırakıldığını kaydeden Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Sektörde sürücülerimize yönelik kısa süreli vize veriliyor. Uzun süreli vizeler verilmemesini anlayabiliyorum. Kısa süreli verilen vizeler için hızlı vize almayı sağlayabilecek bir sistem oluşturulmalıdır. Hızlı vize alabilmemiz durumunda sektör olarak birçok sıkıntımızın önüne geçeceğiz. Çünkü şu anda vize alabilmek konusunda en az 1-2 aylık randevularla uğraşmak zorunda kalıyoruz” dedi.

ALINAMAYAN HER VİZE, ÜLKEMİZE EKONOMİK OLARAK KAYBETTİRİYOR

TIR sürücülerinin Avrupa Birliği (AB) bölgesine girebilmeleri için öncelikli olarak vize alabilmeleri gerektiğini aktaran Şahin, Schengen randevusunda sorunlar olduğunu, yeni sürücülerin vize başvurularının reddedildiğini, deneyimli sürücülere ise kısa süreli vize verildiğini belirtti. Vize konusundaki bu kaotik durum nedeniyle AB’nin Türkiye’den talep ettiği ürünlerin Türk lojistik firmaları ve Türk vatandaşı profesyonel TIR sürücülerince teslim edilemediğinin altını özenle çizen Şahin, bu durumda sadece Türkiye’nin değil, küresel yatırımcıların, üreticilerin, ticari işletmelerin ve tüketicilerin kısacası uluslararası ticaretin yara aldığını vurguladı.

Reklam

Alınamayan her vizenin ülkemize ekonomik açıdan kaybettirdiğine işaret eden Şahin, “Şoförlerimizin vize alamaması araçlarımızın işleyememesi demektir. Şoföre bağlı olarak kullanılamayan ve atıl durumda bekleyen TIRlarımız ülkemiz ekonomisine eksi yazılmasına neden olmaktadır. Yollarda Türk TIRlarının serbestçe dolaşması, vize engeline takılmadan kilometrelerce yol kat etmesi gerekmektedir. Dünya ticaretini vizelerle, kotalarla, geçiş engellemeleri ile zora sokan sistemin artık değişmesi gerekmektedir. Yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde daha hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Vize konusunda AB’nin kolaylık tanıması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Turizm vizeleri ile ticari vizelerin birbirinden ayrı işlemlere tabi tutulması gerektiğini aktaran Şahin, özellikle tatil dönemlerinde kimseyi yormayacak şekilde yeni bir vize sistemini talep ettiklerini belirtti.

VİZE UYGULAMASI İLE EN ÇOK ZARARI AB ÜLKELERİ GÖRÜYOR!

Türkiye’de çok önemli AB sermayeli şirketlerin olduğunu belirten Şahin, bu demode vize uygulaması ile en çok zararı gören taraflardan birinin AB ülkeleri olduğunu belirtti. Türkiye-AB arasında çok ciddi bir ticaret yaşandığını kaydeden Şahin, AB’ye alınmayan Türkiye’nin aslında dolaylı olarak AB ülkesi olduğunu, çünkü Türkiye’de çok sayıda AB ülkesi yatırımcının fabrikası ve ürünleri ile ticarette başı çektiğini söyledi. Büyük potansiyeli olan AB-Türkiye ticaretindeki büyümeye engel olan vize probleminin faturasını Türkiye kadar AB’nin de ödediğini aktaran Şahin, ticaretin çok yönlü bir süreç olduğunu ve bu sürecin tıkanmaması gerektiğini son olarak özenle vurguladı.

Devamını oku

Trend olan