Takip Edin

Sektörel Gündem

Dijitalleşmeye hız verdi ihracatta atağa geçti

İki buçuk asırdır hizmet veren Ali Muhiddin Hacı Bekir, perakende mağazalarında günlük ortalama 150 kilogram lokum, 40 kilogram akide satıyor. Markanın 6. kuşak temsilcisi Leyla Celalyan, pandemiyle birlikte e-ticaret platformu çalışmalarına hız verdiklerini, ihracatta da yeni pazarlara odaklandıklarını söyledi.

Yayınlanma tarihi

-

Fatma KAYTEZ

Kastamonu Araç ilçesinde temeli atılan, bugün 5 kıtada çeşitli kanallarla ticari faaliyetini yürüten Ali Muhiddin Hacı Bekir, 246 yılı geride bıraktı. Aylık ortalama 29 ton üretim yapan marka, dijitalleşme yatırımlarına da büyük önem veriyor.

Markanın altıncı kuşak yöneticisi Leyla Celalyan, “Hedefimiz online mağazamızı perakende mağazalarımızla aynı seviyeye taşımak” dedi. Ana ürün gruplarını; lokum, akide, ezme ve helvanın oluşturduğunu söyleyen Celalyan, yurtdışında en fazla tercih edilen ürünlerinin güllü, fıstıklı ve fındıklı lokum olduğuna işaret etti.

İhracat yaptıkları ülkeler arasında İngiltere’nin başı çektiğini söyleyen Celalyan, “İhracat noktalarımıza yeni ülkeler eklemek için çalışmalar yapıyoruz, 2024 yılında listemize iki, üç ülke daha eklenecek” açıklamasını yaptı Leyla Celalyan ile markanın dünden bugüne yolculuğunu, yatırımlarını ve hedeflerini konuştuk.

Atatürk’ten Hacı Bekir’e özel önem

Reklam

Markanızın sektördeki yolculuğunu markalaşma sürecini kısaca kilometre taşlarıyla özetler misiniz?

Hacı Bekir markasının hikayesi 1777 yılında Eminönü’nde başlıyor. Kastamonu’nun Araç ilçesinden gelen Bekir Efendi şu an hala faal olan dükkanımızda lokum ve akide imal edip satmaya başlıyor.

Sektördeki yenilikleri ve hammaddeleri inceleyen Bekir Efendi rafine şeker (o dönemde kelle şekeri olarak piyasada bulunuyor) ve mısır nişastasını geleneksel lokum reçetesine adapte edip bugün yediğimiz dokuda ve şekildeki lokumu imal etmeye başlıyor ve ünü saraya kadar ulaşıyor. Dönemin padişahı tarafından “Şekercibaşı” unvanına layık görülen Bekir Efendi ve daha sonra oğlu Mehmed Muhiddin ve torunu Ali Muhiddin Hacı Bekir Osmanlı Sarayı’nı temsil etmek üzere Avrupa ve Amerika’ya fuarlara gönderiliyorlar.

Bu fuarlarda markalaşma ve pazarlama alanındaki çalışmaları gören ikinci kuşak Mehmed Muhiddin Viyana Fuarı’nda kazandığı gümüş madalyanın ön ve arka yüzünü kullanarak şirketin ilk logosunu ortaya çıkarıyor, bu aynı zamanda Osmanlı’nın ilk tescilli logolarından biri oluyor. Kazanılan yeni madalyalar, ailedeki yönetim değişimi, daha sonrasında harf ve soyadı devrimi gibi şirketteki ve coğrafyadaki değişimler ile defalarca güncellenen logo bugünkü halini 1961’de alıyor.

Hacı Bekir markası Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin de dünyaya tanıtılmasında etkin rol alıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün genç Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtmak amacıyla planladığı Karadeniz Vapuru’na Hacı Bekir markası da ürünleri ile katılıyor. Bugün 5 kıtada çeşitli kanallarla ticari faaliyetini sürdüren markamız 246. yılını kutluyor

Reklam

Şu anda markanın yönetiminde kaçıncı kuşak yöneticiler var?

Şu an markanın yönetiminde beşinci ve altıncı kuşaklar olarak yer alıyoruz. Ben ailenin altıncı kuşak temsilcisiyim. 2015 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra kurumsal deneyim kazanmak adına 2,5 sene kadar otomotiv sektöründe çalıştım. 2018 yılının Şubat ayında ise Ali Muhiddin Hacı Bekir’de tam zamanlı olarak çalışmaya başladım.

e-ticaret platformuna ağırlık veriyor

Toplam kaç mağazanız var, nerelerde? Yeni yerler açmayı planlıyor musunuz?

Şu anda 5 adet perakende mağazamız, 1 adet fabrika satış noktamız, 2 adet franchise mağazamız bulunuyor. Ankara-Atakule’de 1, İstanbul Eminönü’nde 2, Kadıköy’de 1, Beyoğlu’nda ise 1 adet perakende mağazamız var. Bunlara ek olarak Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürekli ve süreli satış noktalarımız var. Pandemiyle beraber planlarımızda daha uzun vadeye yaymış olduğumuz e-ticaret platformunun yenilenmesini erkene aldık bu dönemde müşterilerimize hizmet vermek için. Şimdilik yeni mağaza açmak yerine bu platformdaki hacmimizi arttırmak için çalışmalar yapıyoruz.

Reklam

Üretiminizi nerede yapıyorsunuz? Aylık üretim miktarınız nedir?

Lokum, akide, şekerleme grubu, ezmeler, helva, reçel ve şeker leme grubunun üretimi İstanbul Pendik’te bulunan fabrikamızda, unlu mamuller ve pastaların üretimi ise Beyoğlu, Kadıköy ve Eminönü mağazalarımızda bulunan imalathanelerimizde gerçekleşiyor. Aylık ortalama 29 ton üretim yapıyoruz fabrikamızda. 2023 için büyümeden ziyade 2022 ile aynı kalmayı hedefliyoruz ekonomik koşullar nedeniyle.

30’un üzerinde lokum çeşidi var

Kaç kategoride kaç çeşit ürününüz var?

Bizim ana ürün gruplarımız lokum, akide, ezme ve helvadır. Bunlara ek olarak draje, şekerleme, çikolata, reçel gruplarını sayabilirim. 30’un üzerine lokum çeşidimiz var, bunlara sezonluk ürettiğimiz ayvalı, hurmalı ve kaymaklı lokumlar dâhil. En çok tercih edilen lokumumuz “çifte kavrulmuş” olarak da bilinen ekstra fıstıklı lokumumuz. Onu takip eden lezzetler ise güllü, cevizli, kaymaklı ve sade lokum. Akide çeşitlerimiz tüm yıl aynı, şu an ürettiğimiz 14 çeşit akide var, bunların arasında en sevilen çeşitler tarçınlı, limonlu ve fındıklı akide. Ezme grubunda ise klasik badem ezmesi ve fıstık ezmesine ek olarak farklı oranda badem içeren ezmelerimiz, kuru meyve ekleyerek ürettiğimiz sultan ezmesi ve damla sakızlı badem ezmemiz var. Yüzde 70 badem, yüzde 30 şeker ihtiva eden ekstra badem ezmemiz en çok tercih edilen ezmemiz.

Reklam

Sizin favoriniz nedir?

Benim favorim ekstra ezme, lokum grubundan da en çok tercih ettiklerim cevizli, kaymaklı ve portakallı.

Günlük ortalama 150 kilogram lokum satıyor

Günlük satış miktarınız nedir?

Günlük ortalama 150 kg lokum, 40 kg akide satılıyor perakende mağazalarımızda. Pastane ürünleri arasında ise en öne çıkan ürünlerimizi şu şekilde listeleyebilirim; acıbadem kurabiyesi, profiterol, Balkanik pasta, demirhindi şerbeti ve limonata.

Reklam

Online satışlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Bizim pandemiden önce de kullandığımız bir e-ticaret platformumuz vardı ancak çok düşük hacimli olarak çalışıyordu. E-ticaret platformumuzu yenilemek ve dijitalleşmeye yoğunlaşmak pandemiden önce uzun vadeli planlarımız arasındaydı ancak pandeminin başlaması, kapanmaların olması ve insanların e-ticarete büyük rağbet göstermesiyle bu planlarımızı öne aldık ve dijitalleşmeyi hızlandırdık. 2020 Mayıs ayında bayram öncesi geliştirilmiş alt yapısı ve çağa uygun görüntüsüyle yeni web sitemizi yayına aldık. Bayram dönemi olması hem ilgiyi ölçmek hem de olası aksaklıkları test etmek için iyi bir dönemdi bizim için, bu dönemi güzel değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Hedefimiz online mağazamızı perakende mağazalarımızla aynı seviyeye taşımak. Yatırımlarımız daha çok bu altyapıyı geliştirmeye, reklam ve pazarlama çalışmaları alanında oluyor.

“Her gün aynı rutine sahip olmayı sevmiyorum”

Güne saat kaçta başlıyorsunuz?

Benim için çalışmanın bir başlangıç veya bitiş saati yok aslında, işin yoğunluğu, içeriği gibi konulara göre çalışma yerim ve saatlerim değişebiliyor. Her gün aynı rutine sahip olmayı çok da sevmiyorum o yüzden bu durum hoşuma gidiyor, yeri geliyor mağazalarda müşterilerle beraber olup ortamı gözlemleyip çalışıyorum yeri geliyor yazıhanemde tek başıma olup daha konsantre çalışıyorum.

Reklam

Yaz aylarında daha erken başlıyor günüm, güzel bir vapur yolculuğu sonrasında işyerime ulaşıp çalışmaya başlıyorum, işim uzunsa gece saatlerine kadar evde de devam edebilirim işim aslında hayatın tatlı tarafıyla ilgili olduğu için keskin bir çizgiyle ayırmıyorum işimi ve özel yaşamımı. Akşam arkadaşlarımla buluştuğum bir restoranda veya seyahat için gittiğim başka bir şehirde de iş devam edebiliyor benim için, etrafı gözlemlemek, menülere bakmak, servisi seyretmek… Bunlar hep bana yaptığım işte fayda sağlıyor. İnsanları, tercihlerini ve ihtiyaçlarını tanımak her işte olduğu gibi bizim işimizde de çok önemli.

Hobilerinizi öğrenebilir miyiz?

Doğada olmak çok hoşuma gidiyor bu nedenle her fırsatta doğa yürüyüşleri yapmaya çalışıyorum. Bunun yanında örgü örmek, seramik yapmak, kitap okumak ve spor müsabakaları seyretmek diğer hobilerim.

“En fazla ihracatı İngiltere pazarına gerçekleştiriyoruz”

İhracatlarıyla ilgili bilgi veren Markanın 6. kuşak temsilcisi Leyla Celalyan, en önemli ihracat noktalarını İngiltere, Yeni Zelanda, Kanada, Amerika, Fransa ve Güney Kore olarak sıraladı. Celalyan, “2023 yılı itibariyle en büyük ihracatımızı İngiltere’ye yapıyoruz. İngiltere pazarında hem marka işbirliği, hem özel marka hem de kendi markamızla yer alıyoruz. İhracat noktalarımıza yeni ülkeler eklemek için de çalışmalar yapıyoruz, umuyoruz ki 2024 yılında listemize 2-3 ülke daha eklenecek” diye konuştu.

Reklam
Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

STILL ARSER ÜST YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de sektörünün öncü ve en güvenilir markalarından biri olan STILL ARSER’in yönetiminde yeni bir dönem başladı. 2017’den beri Genel Müdürlük görevini sürdüren Mustafa Çiper bu görevi Turgut Kırış’a devrederken, 2019’dan bu yana sürdürdüğü yönetim kurulu üyeliği görevine ise devam edecek.

İç lojistik sektörünün global markası STILL ARSER’in üst düzey yönetiminde Mayıs 2024 itibarıyla görev değişimi yaşandı. Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci olan KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER iç lojistik alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

STILL ARSER’de 2019 yılından bu yana Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’nü yürüten Turgut Kırış, Mayıs 2024 itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başladı. Mustafa Çiper ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevine devam edecek. Mustafa Çiper, 2017 yılından bu yana STILL ARSER genel müdürlük görevini yürütüyordu.

Mayıs 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam eden Mustafa Çiper,

“STILL ARSER olarak 11 yıldır Türkiye’de iç lojistik sektörünün global markası olarak, satış ve satış sonrası hizmetler, ikinci el satış ve kiralama, otomasyon çözümleri ve iş güvenliği alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Lojistik, beyaz eşya, tekstil, gıda, kimya, perakende, cam sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinin en büyük firmaları ile uzun süredir güvene dayalı iş birliğimiz devam etmekte. Bu iş birliklerinin verdiği güçle, sektörün en önemli oyuncularından biri ve lokomotif markası olmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Reklam

STILL ARSER Genel Müdürlüğü’nü Mayıs 2024 itibarıyla üstlenen Turgut Kırış da görev değişimine ilişkin yaptığı değerlendirmede; ” Yetkin çalışanlarımız ile müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. İstanbul, İzmir, Gölcük ve Çerkezköy ofislerimiz ve Türkiye’nin her yerindeki güçlü bayi ağımızla kesintisiz hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini profesyonel bir yaklaşım ile belirliyor, onların çözüm ortağı oluyoruz. Bu yaklaşımımızla, müşterilerimizin işlerini daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcıoluyor ve uzun vadeli iş birlikleri kurarak karşılıklı başarıyı hedefliyoruz. Amacımız birlikte daha da büyümek’’ dedi.

STILL ARSER’İN YENİ GENEL MÜDÜRÜ TURGUT KIRIŞ

Lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamlayan Turgut Kırış, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptı. Kariyerine 2002 yılında Atlas Copco’da başlayan Kırış, sonrasında Munters ve Konecranes’te çalıştı. 2019-2024 yılları arasında ise STILL ARSER Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

 

Reklam
Devamını oku

Haber

KARE LOJİSTİK GENEL MÜDÜRÜ BERK YALÇINKAYA: YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE BEKLEMEYE SON VERİYOR, MÜŞTERİLERİMİZE ZAMAN KAZANDIRIYORUZ

Yayınlanma tarihi

-

Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü ve İzinli Gönderici Belgeleri Türkiye’de 59 güncel lojistik firmasında bulunuyor. Bunlardan birinin de KRE Kare Lojistik olduğunu ifade eden firmanın genel müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

Reklam

YYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Reklam

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Devamını oku

Haber

ASİL TRANSPORT CO. BAŞKANI ARMAĞAN ŞAHİN: TİCARET ÇİFT TARAFLIDIR, VERİLMEYEN HER VİZE TÜRKİYE KADAR AB’YE DE KAYBETTİRİYOR!

Yayınlanma tarihi

-

Ticaretin çift taraflı bir işlem olduğunu aktaran Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Alınamayan her vize, Türkiye kadar AB ülkelerine de zarar vermektedir. Demode vize uygulamasının kalkması, yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde bunun yerine hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

 İhracat odaklı büyümeyi hedef edinen Türkiye’de sanayicinin en önemli paydaşı konumunda bulunan lojistik sektörünün en büyük sorunlarından birini vize konusu oluşturuyor. TIR sürücülerinin vize konusunda yaşadığı problemler, son yıllarda zirve yapmış durumda.

Vize konusunda şoförlerin randevu almak için bile uzun süreler beklemek zorunda bırakıldığını kaydeden Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Sektörde sürücülerimize yönelik kısa süreli vize veriliyor. Uzun süreli vizeler verilmemesini anlayabiliyorum. Kısa süreli verilen vizeler için hızlı vize almayı sağlayabilecek bir sistem oluşturulmalıdır. Hızlı vize alabilmemiz durumunda sektör olarak birçok sıkıntımızın önüne geçeceğiz. Çünkü şu anda vize alabilmek konusunda en az 1-2 aylık randevularla uğraşmak zorunda kalıyoruz” dedi.

ALINAMAYAN HER VİZE, ÜLKEMİZE EKONOMİK OLARAK KAYBETTİRİYOR

TIR sürücülerinin Avrupa Birliği (AB) bölgesine girebilmeleri için öncelikli olarak vize alabilmeleri gerektiğini aktaran Şahin, Schengen randevusunda sorunlar olduğunu, yeni sürücülerin vize başvurularının reddedildiğini, deneyimli sürücülere ise kısa süreli vize verildiğini belirtti. Vize konusundaki bu kaotik durum nedeniyle AB’nin Türkiye’den talep ettiği ürünlerin Türk lojistik firmaları ve Türk vatandaşı profesyonel TIR sürücülerince teslim edilemediğinin altını özenle çizen Şahin, bu durumda sadece Türkiye’nin değil, küresel yatırımcıların, üreticilerin, ticari işletmelerin ve tüketicilerin kısacası uluslararası ticaretin yara aldığını vurguladı.

Reklam

Alınamayan her vizenin ülkemize ekonomik açıdan kaybettirdiğine işaret eden Şahin, “Şoförlerimizin vize alamaması araçlarımızın işleyememesi demektir. Şoföre bağlı olarak kullanılamayan ve atıl durumda bekleyen TIRlarımız ülkemiz ekonomisine eksi yazılmasına neden olmaktadır. Yollarda Türk TIRlarının serbestçe dolaşması, vize engeline takılmadan kilometrelerce yol kat etmesi gerekmektedir. Dünya ticaretini vizelerle, kotalarla, geçiş engellemeleri ile zora sokan sistemin artık değişmesi gerekmektedir. Yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde daha hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Vize konusunda AB’nin kolaylık tanıması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Turizm vizeleri ile ticari vizelerin birbirinden ayrı işlemlere tabi tutulması gerektiğini aktaran Şahin, özellikle tatil dönemlerinde kimseyi yormayacak şekilde yeni bir vize sistemini talep ettiklerini belirtti.

VİZE UYGULAMASI İLE EN ÇOK ZARARI AB ÜLKELERİ GÖRÜYOR!

Türkiye’de çok önemli AB sermayeli şirketlerin olduğunu belirten Şahin, bu demode vize uygulaması ile en çok zararı gören taraflardan birinin AB ülkeleri olduğunu belirtti. Türkiye-AB arasında çok ciddi bir ticaret yaşandığını kaydeden Şahin, AB’ye alınmayan Türkiye’nin aslında dolaylı olarak AB ülkesi olduğunu, çünkü Türkiye’de çok sayıda AB ülkesi yatırımcının fabrikası ve ürünleri ile ticarette başı çektiğini söyledi. Büyük potansiyeli olan AB-Türkiye ticaretindeki büyümeye engel olan vize probleminin faturasını Türkiye kadar AB’nin de ödediğini aktaran Şahin, ticaretin çok yönlü bir süreç olduğunu ve bu sürecin tıkanmaması gerektiğini son olarak özenle vurguladı.

Devamını oku

Trend olan