Takip Edin

Sektörel Gündem

Cumhuriyetin 100. yılında 100 uçak eşiğini geçeceğiz

Pegasus CEO’su Güliz Öztürk “2023 yılında filomuza ekleyeceğimiz yeni uçaklarla, toplam kapasitemizi yaklaşık yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında filo büyüklüğümüzde 100 uçak eşiğini aşacağız” dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Pegasus’u yakın, orta ve uzun dönemde dünya havacılığında nerde konumlandırıyorsunuz”sorusunu Güliz Öztürk, Pegasus Hava Yolları olarak 2022’yi operasyonel kârlılık göstergesi olan FAVÖK marjında global anlamda en yüksek gerçekleşmeyle tamamladıklarını belirterek şöyle yanıtladı; “Birim maliyet açısından da yine global hava yolları arasında en iyi performansı sergiledik. Pandemi çıkışında zorlu pazar şartları devam ediyorken elde ettiğimiz bu başarıdan gurur duyuyoruz.

Ana hedefimiz, 2023 ve takip eden yıllarda da yenilikçi, akılcı, ilkeli ve sorumlu yaklaşımımızla sektördeki bu öncü pozisyonumuzu korumak ve daha da ilerletmek… Diğer bir deyişle, lider konumda kalmanın yanında kendi kendimizle de rekabet ederek tüm metriklerde daha da iyi ve kuvvetli performans sergilemeyi temel hedef olarak alıyoruz.

Öncü dijital dönüşüm çalışmalarımız, yeni nesil uçaklarla filo dönüşümümüz, her geçen gün genişlettiğimiz uçuş ağımız, teknoloji ve insana yaptığımız yatırım, sürdürülebilir havacılığa desteklerimiz, kapsayıcılık ve çeşitlilik konusundaki öncülüğümüz; sürdürülebilir başarımızın mimarları olacak.”

Uçuş ağımızı genişletiyoruz

Uçak filosu ve yeni rotalar, destinasyonlar başta olmak üzere 2023 hedeflerini aktaran Güliz Öztürk şu bilgileri verdi; “Hava yolu işletmeciliği sektörünün doğası gereği, uzun vadeli uçak siparişleriyle çalışmak gerekiyor.

Reklam

Pegasus Hava Yolları olarak, Airbus ile ilk imzasını 2012’de attığımız ve zaman içerisinde eklemelerle revize ettiğimiz bir anlaşmamız bulunuyor. Bu doğrultuda, devam eden toplam 114 uçaklık siparişimizin hepsi de yakıt tasarrufu sağlayan yeni nesil uçaklar…

Önemli bir kısmını teslim aldık, 2025 yılının sonuna kadar yaklaşık 45 tane daha planlanmış teslimatımız var. Biz pandemi döneminde dahi siparişlerimizi iptal etmedik, uçaklarımızı teslim aldık. Bir yandan yeni uçaklarımızı teslim alırken, diğer yandan eski nesil uçaklarımızın filodan çıkışını da yönetiyoruz. 2023 yılında filomuza ekleyeceğimiz yeni uçakların da katkısıyla, toplam kapasitemizi yaklaşık yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz.

Mevcut planlarımıza göre; Cumhuriyetimizin 100. yılında filo büyüklüğümüz 100 uçak eşiğini aşacak ve büyümeye devam edecek.Filomuzu yeni nesil uçaklarla genişletirken ve gençleştirirken; yeni destinasyonları da uçuş ağımıza ekleyerek misafirlerimizi diledikleri şehirlere ulaştıracağız.”

Pegasus’un SAF kullanımı başta olmak üzere sürdürülebilirlik hedefleri hakkında da bilgi veren Öztürk şunları söyledi; “Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızdan ve burada hızla kat ettiğimiz mesafeden dolayı çok mutluyuz.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ile birlikte verdiğimiz “2050’ye kadar Net Sıfır Karbon Emisyonu” taahhüdü ve bu taahhüdümüzü pekiştirmek amacıyla belirlediğimiz 2030 ara dönem karbon emisyon azaltım hedefimiz. Buna göre, birim yolcu kilometre başına düşen uçuş kaynaklı karbon emisyonumuzu, 2030’a kadar 2019’a kıyasla yüzde 20 azaltmayı hedefliyoruz.

Reklam

Ekim 2021’den itibaren aylık karbon emisyonumuzu geçmiş yıllarla karşılaştırmalı olarak şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Baz yıl olan 2019’daki emisyon oranımız 64,9 grCO2/RPK seviyesindeydi. 2030’da bunu 52,0 grCO2/RPK seviyesinin altına çekmeyi hedefliyoruz.”

Airbus Neo uçaklara yatırım önemli

Pegasus’un kendi sınıfında en genç uçak ilosuna sahip hava yollarından biri olduğuna dikkat çeken Öztürk “Sürdürülebilirlikte verimliliği sağlayan çok sayıda etken var. Öncelikle filo dönüşümümüz ve sınıfının en verimli uçak tipi olan Airbus neo uçaklara yaptığımız yatırımlar burada önemli. Geçtiğimiz yıl 17 adet yeni A321neo uçak teslim aldık. 2023 yılında 15 adet yeni A321neo uçak teslim almayı hedefliyoruz.

Türkiye’nin en genç filosuna ve aynı zamanda tüm dünyada düşük maliyetli taşıyıcılar arasında en genç filolardan birine sahibiz. Bu verimliliğin yakıt tüketimi ve emisyon azaltımına ciddi katkısı var. Bunun dışında birçok operasyonel verimlilik çalışması yürütüyoruz. Önem verdiğimiz bir diğer konu da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF). Mart 2022’de Petrol Ofisi ile iş birliği yaparak yurt içi uçuşlarımızda SAF kullanımını başlattık.

Şubat 2023’te ise bu iş birliğini sürdürme kararı aldık; iş birliğimiz 2023 ve 2024 yıllarında artan SAF hacmiyle devam edecek. BIST Kurumsal Yönetim Endeksinde %97,1 ile en yüksek derecelendirme notlarından birine sahibiz” dedi.

Reklam

Zor günlerde dayanışmanın önemine gönülden inanıyoruz

Güliz Öztürk “Türkiye’de havacılıkta ilk kadın CEO olarak bu zor dönemde kaptan köşkünde idiniz. Gözlemleriniz ve deneyimleriniz nasıldı bu süreçte”şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi“Tahliye uçuşları için yoğun ve titiz bir operasyon yürüttük ancak sürecin en zorlu tarafı şüphesiz yaşanılan acı… Kaybedilen canların geri gelmeyeceğini bilmek, depremin milyonlarca insana yaşattığı olumsuz etkiyi görmek çok üzücü.

Havacılık sektörü anlık operasyonlarda hızla aksiyon alınan, zorlu şartlara alışık olduğumuz bir sektör ama kayıplarımız için duyduğumuz üzüntü çok zorlayıcı oldu hepimiz için. Ülke olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz. 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketinin acısı hâlâ çok taze.

Bu zorlu günleri aşmak ve iyileşmek için dayanışmanın önemine gönülden inanıyoruz. Milletçe, dayanışma içerisinde yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Elbette şu anda hepimizin en öncelikli görevi; depremden etkilenenlere en hızlı ve etkin şekilde destek olabilmek, desteğimizi uzun soluklu bir şekilde sürdürebilmek… Bu süreçte, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun Mor Yerleşke projesini desteklemeye karar verdik.”

IATA Genel Kurulu İstanbul’da

Reklam

Haziran’da İstanbul ‘da gerçekleşecek IATA’nın Yıllık Genel Kurul toplantısına Pegasus ‘un ev sahipliği yapacağını belirten Güliz Öztürk “Pegasus Hava Yolları olarak 4-6 Haziran’da İstanbul’da gerçekleştirilecek IATA Yıllık Genel Kurul toplantısına ev sahipliği yapacağız.

Dünya çapında üst düzey havacılık profesyonellerini bir araya getiren bir organizasyon bu. Hava yolları, sektör ortakları, uluslararası ve bölgesel kuruluşlar, havacılık sektörünün önde gelen üreticileri ve tedarikçilerinden oluşan yaklaşık 1.000 katılımcı bir araya gelecek.

Hava taşımacılığı sektörünün karşı karşıya olduğu önemli ekonomi, teknoloji ve sürdürülebilirlik temelli sorunlarına odaklanacağız. Böyle önemli bir etkinliğin İstanbul’da gerçekleştirilecek olması, Türk sivil havacılığının dünyadaki konumu açısından da gurur verici” diye konuştu.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

STILL ARSER ÜST YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de sektörünün öncü ve en güvenilir markalarından biri olan STILL ARSER’in yönetiminde yeni bir dönem başladı. 2017’den beri Genel Müdürlük görevini sürdüren Mustafa Çiper bu görevi Turgut Kırış’a devrederken, 2019’dan bu yana sürdürdüğü yönetim kurulu üyeliği görevine ise devam edecek.

İç lojistik sektörünün global markası STILL ARSER’in üst düzey yönetiminde Mayıs 2024 itibarıyla görev değişimi yaşandı. Sektöründe Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci olan KION Group ile Arkas Holding ortaklığı olan STILL ARSER iç lojistik alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

STILL ARSER’de 2019 yılından bu yana Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’nü yürüten Turgut Kırış, Mayıs 2024 itibarıyla Genel Müdür olarak göreve başladı. Mustafa Çiper ise Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevine devam edecek. Mustafa Çiper, 2017 yılından bu yana STILL ARSER genel müdürlük görevini yürütüyordu.

Mayıs 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam eden Mustafa Çiper,

“STILL ARSER olarak 11 yıldır Türkiye’de iç lojistik sektörünün global markası olarak, satış ve satış sonrası hizmetler, ikinci el satış ve kiralama, otomasyon çözümleri ve iş güvenliği alanlarında müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Lojistik, beyaz eşya, tekstil, gıda, kimya, perakende, cam sanayi, otomotiv ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerinin en büyük firmaları ile uzun süredir güvene dayalı iş birliğimiz devam etmekte. Bu iş birliklerinin verdiği güçle, sektörün en önemli oyuncularından biri ve lokomotif markası olmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesini yaptı.

Reklam

STILL ARSER Genel Müdürlüğü’nü Mayıs 2024 itibarıyla üstlenen Turgut Kırış da görev değişimine ilişkin yaptığı değerlendirmede; ” Yetkin çalışanlarımız ile müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutarak büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. İstanbul, İzmir, Gölcük ve Çerkezköy ofislerimiz ve Türkiye’nin her yerindeki güçlü bayi ağımızla kesintisiz hizmet veriyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini profesyonel bir yaklaşım ile belirliyor, onların çözüm ortağı oluyoruz. Bu yaklaşımımızla, müşterilerimizin işlerini daha verimli bir şekilde yürütmelerine yardımcıoluyor ve uzun vadeli iş birlikleri kurarak karşılıklı başarıyı hedefliyoruz. Amacımız birlikte daha da büyümek’’ dedi.

STILL ARSER’İN YENİ GENEL MÜDÜRÜ TURGUT KIRIŞ

Lisans derecesini İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde tamamlayan Turgut Kırış, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yaptı. Kariyerine 2002 yılında Atlas Copco’da başlayan Kırış, sonrasında Munters ve Konecranes’te çalıştı. 2019-2024 yılları arasında ise STILL ARSER Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldı.

 

Reklam
Devamını oku

Haber

KARE LOJİSTİK GENEL MÜDÜRÜ BERK YALÇINKAYA: YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE BEKLEMEYE SON VERİYOR, MÜŞTERİLERİMİZE ZAMAN KAZANDIRIYORUZ

Yayınlanma tarihi

-

Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü ve İzinli Gönderici Belgeleri Türkiye’de 59 güncel lojistik firmasında bulunuyor. Bunlardan birinin de KRE Kare Lojistik olduğunu ifade eden firmanın genel müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

Reklam

YYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Reklam

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Devamını oku

Haber

ASİL TRANSPORT CO. BAŞKANI ARMAĞAN ŞAHİN: TİCARET ÇİFT TARAFLIDIR, VERİLMEYEN HER VİZE TÜRKİYE KADAR AB’YE DE KAYBETTİRİYOR!

Yayınlanma tarihi

-

Ticaretin çift taraflı bir işlem olduğunu aktaran Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Alınamayan her vize, Türkiye kadar AB ülkelerine de zarar vermektedir. Demode vize uygulamasının kalkması, yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde bunun yerine hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

 İhracat odaklı büyümeyi hedef edinen Türkiye’de sanayicinin en önemli paydaşı konumunda bulunan lojistik sektörünün en büyük sorunlarından birini vize konusu oluşturuyor. TIR sürücülerinin vize konusunda yaşadığı problemler, son yıllarda zirve yapmış durumda.

Vize konusunda şoförlerin randevu almak için bile uzun süreler beklemek zorunda bırakıldığını kaydeden Asil Transport Co. Yönetim Kurulu Başkanı Armağan Şahin, “Sektörde sürücülerimize yönelik kısa süreli vize veriliyor. Uzun süreli vizeler verilmemesini anlayabiliyorum. Kısa süreli verilen vizeler için hızlı vize almayı sağlayabilecek bir sistem oluşturulmalıdır. Hızlı vize alabilmemiz durumunda sektör olarak birçok sıkıntımızın önüne geçeceğiz. Çünkü şu anda vize alabilmek konusunda en az 1-2 aylık randevularla uğraşmak zorunda kalıyoruz” dedi.

ALINAMAYAN HER VİZE, ÜLKEMİZE EKONOMİK OLARAK KAYBETTİRİYOR

TIR sürücülerinin Avrupa Birliği (AB) bölgesine girebilmeleri için öncelikli olarak vize alabilmeleri gerektiğini aktaran Şahin, Schengen randevusunda sorunlar olduğunu, yeni sürücülerin vize başvurularının reddedildiğini, deneyimli sürücülere ise kısa süreli vize verildiğini belirtti. Vize konusundaki bu kaotik durum nedeniyle AB’nin Türkiye’den talep ettiği ürünlerin Türk lojistik firmaları ve Türk vatandaşı profesyonel TIR sürücülerince teslim edilemediğinin altını özenle çizen Şahin, bu durumda sadece Türkiye’nin değil, küresel yatırımcıların, üreticilerin, ticari işletmelerin ve tüketicilerin kısacası uluslararası ticaretin yara aldığını vurguladı.

Reklam

Alınamayan her vizenin ülkemize ekonomik açıdan kaybettirdiğine işaret eden Şahin, “Şoförlerimizin vize alamaması araçlarımızın işleyememesi demektir. Şoföre bağlı olarak kullanılamayan ve atıl durumda bekleyen TIRlarımız ülkemiz ekonomisine eksi yazılmasına neden olmaktadır. Yollarda Türk TIRlarının serbestçe dolaşması, vize engeline takılmadan kilometrelerce yol kat etmesi gerekmektedir. Dünya ticaretini vizelerle, kotalarla, geçiş engellemeleri ile zora sokan sistemin artık değişmesi gerekmektedir. Yeni dünya ekonomik düzeni içerisinde daha hızlı bir vize sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Vize konusunda AB’nin kolaylık tanıması gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Turizm vizeleri ile ticari vizelerin birbirinden ayrı işlemlere tabi tutulması gerektiğini aktaran Şahin, özellikle tatil dönemlerinde kimseyi yormayacak şekilde yeni bir vize sistemini talep ettiklerini belirtti.

VİZE UYGULAMASI İLE EN ÇOK ZARARI AB ÜLKELERİ GÖRÜYOR!

Türkiye’de çok önemli AB sermayeli şirketlerin olduğunu belirten Şahin, bu demode vize uygulaması ile en çok zararı gören taraflardan birinin AB ülkeleri olduğunu belirtti. Türkiye-AB arasında çok ciddi bir ticaret yaşandığını kaydeden Şahin, AB’ye alınmayan Türkiye’nin aslında dolaylı olarak AB ülkesi olduğunu, çünkü Türkiye’de çok sayıda AB ülkesi yatırımcının fabrikası ve ürünleri ile ticarette başı çektiğini söyledi. Büyük potansiyeli olan AB-Türkiye ticaretindeki büyümeye engel olan vize probleminin faturasını Türkiye kadar AB’nin de ödediğini aktaran Şahin, ticaretin çok yönlü bir süreç olduğunu ve bu sürecin tıkanmaması gerektiğini son olarak özenle vurguladı.

Devamını oku

Trend olan