Takip Edin

Haber

1 trilyon dolarlık küresel ticaretin lojistik krizine Seair ve Demiryolu çözümü

Yayınlanma tarihi

-

Kızıldeniz’de gemiler durdu, DHL Global Forwarding çözüm yollarını hızlıca devreye soktu. Dünya ticaret lojistiğinin yüzde 12’sinin gerçekleştiği Kızıldeniz rotasını kullanan gemilere gerçekleştirilen saldırılar Süveyş Kanalı’nı kullanan lojistik sektörünün işleyişini zora sokarken, alternatif rota arayışları başladı. 1 trilyon dolarlık ticaretin gerçekleştiği bölgede yaşanan kriz ile birlikte dünyanın önde gelen lojistik şirketi DHL GLOBAL FORWARDING ticaretin aksamaması için hem uygun maliyetli hem de pratik çözümler ortaya koydu.7

2023 yılının ilk günlerinden bu yana küresel ekonomideki dalgalanmalar, hammadde problemleri ve lojistik maliyetleri ile yılı birçok krizle mücadele ederek geçiren küresel ticaret aktörleri, Kızıldeniz'de gemilere gerçekleştirilen saldırılarla yeni bir zorlukla daha karşı karşıya kaldı. Asya ve Avrupa arasındaki en kısa nakliye rotası olmasının yanı sıra dünya ticaret lojistiğinin yüzde 12'sinin gerçekleştiği bölgede yaşanan
gerilim, Süveyş Kanalı’nı kullanan lojistik şirketlerini alternatif rotalara yönlendirdi. Yılda yaklaşık 1 trilyon dolarlık ticaretin gerçekleştiği bölgede yaşanan gerilim nedeniyle, küresel ticaretin aksamasını istemeyen DHL ise tedarik zincirini daha iyi yönetmek isteyen firmalara hem uygun maliyetli hem de pratik alternatif rotalar ortaya koydu. Denizyolu ve havayolunu kombine eden Seair ile lojistik süresini 21 güne kadar, demiryolu çözümleri ile de 28-35 güne kadar düşüren DHL Global Forwarding, müşterilerine hem maliyet hem de zamandan tasarruf sağlayacak.
Küresel Ticarette Kızıldeniz Krizi ve DHL Çözümleri DHL Global Forwarding Türkiye Genel Müdürü Berna Yılmaz Ciğeroğlu, Kızıldeniz’deki durumu ve gemilerin Ümit Burnu rotasına yönlenmesini yakından takip
ettiklerini söyleyerek, bölgedeki gerilimden etkilenen 40 gemi tespit edildiğini, bazı gemilerin Kızıldeniz üzerinden refakatçiler ile geçtiğini belirtti. Ciğeroğlu, “Kızıldeniz yerine Ümit Burnu rotasını kullanan gemiler için varış yerine ulaşmada ortalama 30 günlük bir gecikme olabileceğini tahmin ediyoruz ve oluşabilecek zamanlamayı
müşterilerimize bildiriyoruz” dedi. Müşterilerinin sevkiyatlarını “myDHLi” uygulaması üzerinden de takip edebileceklerini ve sevkiyatlarla ilgili yeni bilgilerin uygulamaya anlık yüklendiğini de belirten Ciğeroğlu, “Krize karşı iki yeni rota çıkardık. Denizyolu ile Dubai veya Colombo aktarmalı havayolu ile İstanbul’a getiriyoruz veya Rusya üzerinden Polonya tren ile ardından karayolu ile Türkiye’ye geliş rotasını kullanma
yolları içerisindeyiz” açıklamasında bulundu.

Deniz taşımacılığından daha hızlı, hava taşımacılığından daha ekonomik servis: SEAIR Berna Yılmaz Ciğeroğlu, DHL SEAIR adıyla müşterilere bu süreçte sundukları çözüme dikkat çekerek, DHL SEAIR taşımacılık modelinin kargo için hava ve deniz taşımacılığının birleşiminden oluştuğunu ve deniz taşımacılığından daha hızlı, hava taşımacılığından daha ekonomik olduğunu ifade etti. Gemilerin Kızıldeniz yerine alternatif rotaya yönelmesinin varış sürelerinin ortalama 30 gün uzamasına, maliyetlerin de yükselmesine sebep olacağını ifade eden Ciğeroğlu, bu süreçte hızlı ve ekonomik lojistik ile birlikte yaratılan alternatiflerin öneminin ortaya çıktığını vurguladı. Tedarik zincirlerini daha iyi yönetmek isteyen müşteriler için çok modlu çözüm olan DHL Seair alternatifinin kapsamlı çözümleriyle ticaretin aksamamasını hedeflediklerini belirtti. Demiryolu dünyada yaşanan aksaklıklardan daha az etkileniyor Çin’den Avrupa’ya hali hazırda Rusya üzerinden direkt giden trenler ile lojistik hizmeti sunduklarının altını çizen Berna Yılmaz Ciğeroğlu, “Polonya’ya varış yapan konteynerleri gümrük ve aktarma işlemlerinin ardından karayolu ile Türkiye’ye ulaştırıyoruz. Demiryolu ile lojistik, Avrupa için en gelişmiş taşıma modellerinden biri olup oldukça güvenli bir taşıma biçimidir. DHL Global olarak Çin ve Avrupa arasında tren ile sunduğumuz hizmetimizi yıllardır başarılı bir şekilde devam ettiriyoruz. Demiryolu taşımacılığının dünyada yaşanan aksaklıklardan daha az etkilendiğini bir kez daha görmüş olduk. Kızıldeniz rotasını göz önünde bulundurduğumuzda tedarik zinciri üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için demiryolu oldukça verimli bir çözüm olarak karşımıza çıktı tekrar. Gelecek süreçte güvenilir ve etkili bir alternatif olarak demiryolu taşımacılığı tedarik zincirini güçlendirmenin bir anahtarı olabilir” dedi. DHL Global Forwarding bu süreçte taşıyıcı ortakları ile sıkı iletişimde olduğu gibi acil durum planları ve hizmet değişiklikleri karşısında müşterileriyle anlık bilgilendirme paylaşıyor.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber

Türksat 6A uydusu haziranda fırlatılacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türksat 6A uydusunun Haziran 2024’te Uzay’a fırlatılmasının planlandığını bildirdi.

Yayınlanma tarihi

-

Uraloğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayiinin (TUSAŞ), Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesinde bulunan Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ni ziyaret etti.

Bakan Uraloğlu, buradaki konuşmasında, Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında dünyada söz sahibi olmak için, “uzayda iz sahibi olma” hususunda, çalışmalara kararlılıklara devam ettiklerini söyledi.

Uraloğlu, Türkiye’nin Türksat 1B ile başlayan uydu yayıncılığı serüvenini ilk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A ile taçlandıracaklarını dile getirerek, Bakanlık ile TÜBİTAK ve Türksat arasında imzalanan protokolle Türksat 6A’nın projesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 15 Aralık 2014’de imzalandığını anımsattı.

’11 ülkeden biri olacağız’

Türksat 6A haberleşme uydusunun Türkiye’yi dünya üzerinde haberleşme uydusu üretebilen ilk 11 ülkeden birisi haline getireceğine işaret eden Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

Reklam

“Türksat 6A tamamlandığında, 42 doğu boylamında hizmet verecek. 35 bin 786 kilometre uzaklıkta, yer merkezli bir yörüngede yer alacak. 7,5 kilovat güce sahip olacak yerli ve milli haberleşme uydumuz, 20 aktarıcıya sahip olacak. Türksat 6A uydumuz Ku Bantta hizmet verecek ve daha önceki Türksat uydularıyla kapsanamayan Güney-Doğu Asya gibi yeni coğrafyada da hizmet sunacak.”

Uraloğlu, uydunun görev süresinin 15 yıl olacağını belirterek, uçuş bilgisayarı, güç dağıtım birimi, elektrikli itki motoru, yakıt tankı, güç işleme ve kontrol birimi gibi kritik bileşenlerin yerli imkanlarla üretilmesi, yüksek yerlilik oranıyla uydu ve uzay sektöründe dışa bağımlılığı azaltacağını söyledi.

Türksat 6A’da tamamlanan çalışmalar

Türksat 6A uydusunun montaj, entegrasyon ve testlerinin, Türksat, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve TUSAŞ işbirliğiyle devam ettiğini anlatan Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Şu anda ‘Isıl Yapısal Yeterlilik Modeli’, ‘Mühendislik Modeli’ ve ‘Uçuş Modeli’ olmak üzere 3 ayrı model üretimi planlanan Türksat 6A uydu projesinde, Isıl Yapısal ve Mühendislik Modelleri’nin üretim, entegrasyon, testleri tamamlanmıştır. ‘Mühendislik Modeli’ entegrasyon faaliyetleri tamamlanmış olup, sistem seviyesi, ilk fonksiyonel testleri, termal vakum testi, titreşim testi ve akustik testi ile elektromanyetik uyumluluk testleri bitmiştir.”

Reklam

Uraloğlu, son test aşaması olan sistem seviyesi kompakt alan anten testi (CATR) hazırlıklarına başlandığını ifade ederek, anten ve güneş panellerinin açılma testlerinin ekimde, fırlatıcı uyum ve piro testleri ile son hizalama testlerinin de kasımda başlayacağını bildirdi.

CATR, kompakt alan anten testi sonrası güneş panelleri entegrasyonu ve kütle özellikleri ölçümünün Şubat 2024’te gerçekleştirileceğini belirten Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Tüm bu testlerin tamamlanmasıyla uydumuz, fırlatma sahasına sevk için hazır hale gelecek. Bugünkü ziyaretimizde bizim bütün çözüm ortaklarımızla beraber yaptığımız değerlendirmelerde Türksat 6A uydumuzun mart ayı içinde yerde teslimini planlıyoruz. Sonrasında bu uydunun fırlatılmak üzere Space X firmasıyla yapılan anlaşma gereği fırlatma alanına gönderilerek muhtemelen haziran ayı içinde gerekli fırlatma işlemlerini yapmayı planlıyoruz. Bulunduğumuz alan gerçekten Türk mühendisliğinin uzay sanayisinde ne seviyeye geldiğini gösteren önemli yapılardan bir tanesidir. Gerçekten burada bir emek, gayret var. Biz de onu gururla, takdirle yerinde görmüş olduk.”

Uraloğlu, projede emeği geçen herkese Türk milleti adına teşekkür ederek, başarılarının daim olmasını diledi.

Reklam
Devamını oku

Haber

Opel’den ‘türünün tek örneği’ Rocks e-Xtreme!

Opel’in elektrikli modeli Rocks, yakın dönemde düzenlenen “Design Hack” yarışmasının birincisi ve türünün tek örneği olarak, Opel Rocks e-Xtreme adıyla üretildi.

Yayınlanma tarihi

-

Opel’in, “kentsel ulaşımda elektrikli mobilite çözümleri” temasıyla düzenlediği yarışmada Lukas Wenzhöfer’in konsepti birinci olmuştu. Model, Rocks e-Xtreme adıyla üretilerek proje hayata geçirildi.

Opel Design Hack jürisi tarafından değerlendirmeye alınan tasarımlar arasında en öne çıkan model, markanın “Sen Tasarla, Biz Üretelim” vaadi kapsamında gerçeğe dönüştü. Opel Rocks Elektrik’in seri üretim versiyonu, sıra dışı tasarımıyla yenilikçi ulaşımı temsil ediyor. Ancak her şeyden önce Rocks Elektrik, kullanıcısına Avrupa’da 15 yaşından itibaren iki kişi için emisyonsuz sürüş keyfi sunuyor.

‘Yeni bir etkileşim yolu’

Endüstriyel tasarım öğrencisi Lukas Wenzhöfer’in bu tasarımı yaparken hayal gücünün sınırlarını zorladığı noktalar sebebiyle aracın adına “Extreme” eklendi.

Opel/Vauxhall Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rebecca Reinermann, Opel Design Hack ile yeni bir etkileşim ve iletişim yoluna girdiklerini belirterek, Opel’in, bu proje için endüstrinin genelde kapalı olan kapılarını açtığını bildirdi.

Reklam

Reinermann, şunları kaydetti: “Marka, alışılmışın dışına çıkarak, samimi ve şeffaf bir şekilde Opel tutkunlarının bir konsept otomobilin üretiminde yer alarak söz sahibi olmasına izin verdi. Ortaya, Rocks Elektrik ürünümüzün benzersiz, havalı bir versiyonu olan Rocks e-Xtreme çıktı. Bir tasarım yarışmasında ortaya çıkan bu modelin ‘perde arkası’ herkes tarafından yakından takip edildi. Çok başarılı bir işbirliği gerçekleştirdik.”

Arazi becerileri ön planda

Yarışmayı kazanarak hayalindeki aracın üretilmesine şahit olan endüstriyel tasarım öğrencisi Lukas Wenzhöfer ise arazi becerileri sayesinde herhangi bir hedefe kolaylıkla ulaşabilen konsept modelin özünde özgürlük temasını barındırdığını anlattı.

Wenzhöfer, “Rocks e-Xtreme’in sportif ve sıra dışı yapısı, elektrikli ulaşımın bir mobilite çözümünden çok daha fazlasını kullanıcısına vaat ettiğini gösteriyor.” açıklamasında bulundu.

Maceracı karakter

Reklam

Opel Rocks e-Xtreme’in yolda güven veren bir duruş için çıkıntılı tekerlekleri, önde çift salıncaklı süspansiyonları ve parlak sarı rengiyle dikkat çeken takla kafesi bulunuyor. Tüm bu tasarım ayrıntılarıyla konsept modelin maceracı karakterine vurgu yapılıyor.

Araçta Opel Vizör de yeniden yorumlanıyor; LED ön farlar ve turkuaz vurgulu Opel logosu konsept modelde yerini alırken, ağırlığı düşük tutmak ve elektromotorun performansını desteklemek için Opel Vizör ve çamurluklar 3 boyutlu baskı kullanılarak üretildi. Bir diğer önemli unsur ise karbon arka spoyler oldu.

Rocks e-Xtreme, konsept otomobil üretme süreciyle üretildi. Opel Konsept Atölyesi’ndeki uzmanlar, tasarımı adım adım hayata geçirdi. Böylece ilk ve türünün tek örneği olan Opel Rocks e-Xtreme gerçek oldu..

Devamını oku

Haber

Toyota, yeni nesil tam elektrikli araçlarını 2026’da satışa sunmayı planlıyor

Toyota, yeni nesil tam elektrikli araçlarını ilk olarak 2026’da satışa sunmayı planlıyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Toyota, yeni nesil elektrikli araçların üretimine 2026’dan itibaren başlamaya hazırlanıyor.

Yayınlanma tarihi

-

Toyota, yeni nesil tam elektrikli araçlarını ilk olarak 2026’da satışa sunmayı planlıyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Toyota, yeni nesil elektrikli araçların üretimine 2026’dan itibaren başlamaya hazırlanıyor.

Yeni nesil elektrikli araçlarıyla ileri sürüş deneyimi sunan otomobiller geliştiren Toyota, müşterilerin ihtiyaçlarını ve beklentilerini aşacak yeni batarya çalışmaları da gerçekleştiriyor.

Toyota özel olarak elektrikli araç üretecek

“Otomobillerin Geleceğini Değiştirelim” temalı bir çalıştayda gelişmiş batarya yol haritasını açıklayan şirket, yeni nesil elektrikli araçlarla çığır açmaya hazırlanıyor. Yeni batarya teknolojisi planlarını gösteren Toyota, özel olarak elektrikli araç üretecek fabrikasıyla da fark yaratacak.

Toyota’nın planlamasına göre yeni nesil tam elektrikli araç ilk olarak 2026’da satışa sunulacak. Bununla birlikte 2030’da satılacak 3,5 milyon Toyota tam elektrikli aracın 1,7 milyonunu bu yeni nesil elektrikli modeller temsil edecek.

Reklam

Toyota, içten yanmalı motorlarda ihtiyaç duyulan farklı teknolojiler gibi tam elektriklilerde de ihtiyaca ve beklentilere göre bataryalar geliştiriyor. Bu kapsamda 4 yeni nesil batarya tanıtan Toyota, likit ve katı elektrolitlerle batarya teknolojisinde de öncü rol oynayacak.

Yeni nesil elektrikli araçlarda 2026’da kullanılması planlanan performans lityum-iyon bataryalar, mevcut bZ4X modelindeki bataryalara göre yüzde 20 daha düşük maliyetle üretilebilecek. Bununla birlikte hızlı şarj süresi 20 dakika veya daha kısa olacak. Bu bataryalar 800 kilometreden daha fazla menzil sunacak.

Elektrikli araçların daha ulaşılabilir olarak yaygınlaşmasını hedefleyen Lityum Demir Fosfat bataryalar, mevcut bZ4X modelindeki bataryalara göre yüzde 40 daha az maliyete ve yüzde 20 daha fazla menzile sahip olacak. 30 dakikadan daha kısa sürede şarj edilebilecek bataryaların, 2026-2027 yıllarında üretilmesi planlanıyor.

Toyota ayrıca bipolar mimariyi lityum-iyon batarya kimyasıyla bir araya getirerek yüksek performanslı batarya da geliştiriyor. Araçlarda sunacağı daha iyi aerodinami ve daha düşük ağırlık sayesinde 1000 kilometreden daha fazla menzil sunulabilecek. Performans bataryalarına göre yüzde 10 daha düşük maliyete sahip olacak yüksek performanslı bataryalar, 20 dakikadan daha kısa sürede şarj olabilecek ve 2027-2028 yıllarında kullanılmaya başlanacak.

Elektrikli araçlarda büyük bir potansiyeli olduğu düşünülen katı-hal bataryalar için de çalışmalar yapan Toyota, hızlı şarja uygun, uzun ömürlü ve daha kompakt ürünler geliştiriyor. 2027-2028 yıllarında ticari olarak kullanıma hazır olması planlanan katı-hal bataryalar, ilk gelişim fazında 1000 kilometreden fazla; ikinci gelişim fazında 1200 kilometreden daha fazla menzil sunacak. Bununla birlikte 10 dakikadan daha kısa sürede şarj edilebilecek.

Reklam
Devamını oku
Reklam hba.com.tr
Reklam hba.com.tr
Bumerang - Yazarkafe

Trend olan