Takip Edin

Sektörel Gündem

Tüketici zamla savaşta online kanala sarıldı

PwC Türkiye “Tüketici Öngörüleri Araştırması 2022” sonuçlarına göre ekonominin gelecek dönemde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı yüzde 27’ye kadar düştü. Araştırma tüketicilerin ‘fiyat karşılaştırması yapabilmek için’ online kanalları kullandığını ortaya koydu.

Yayınlanma tarihi

-

Özlem ERMİŞ BEYHAN

Pandemide herkesin dilinde olan ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ öngörüsünün perakende açısından pek de gerçekleşmediği, tüketicilerin yine fiyat duyarlı olduğu ve fiziki mağazaları hayatından çıkarmayacağı yapılan son araştırmalara yansıyor.

PwC Türkiye, Ipsos işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Tüketici Öngörüleri Araştırması 2022″yi açıkladı. Araştırma bulgularına göre hazırlanan Yeni Tüketicinin Yeni Denklemi raporunda, ekonomik koşullar, dijital kanallardaki artış, mağazaların bilgi merkezine dönüşmesi, trend teknolojileri ve sürdürülebilirlik gelecek dönemde geçerliliğini koruyacak ve giderek önem kazanacak önde gelen 5 trend olarak öne çıktı.

Kişisel ekonomimize dair daha umutluyuz

PwC Türkiye Perakende ve Tüketici Ürünleri Lideri Adnan Akan ve Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektörü, Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Yiğit Arslan, araştırmanın detaylarını bir basın toplantısında açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre tüketiciler genel ekonominin gelecekte çok daha iyi olacağına dair umudunu kaybetmiş durumda. 2020 yılında gelecekte “Genel ekonomi çok daha iyi olacak” diyenlerin oranı yüzde 37 iken, bu oran 2022 yılının ağustos ayında yapılan araştırmada yüzde 27’ye kadar düştü. Ekonominin gelecekte çok daha iyi olacağını düşünmediğini belirtenlerin oranı ise yüzde 29’dan yüzde 40’a çıktı. Bu önemli değişim, tüketicinin ekonomiye dair umutsuzluğunu ortaya koydu. Adnan Akan araştırmanın dikkat çekici bir verisinin daha altını çizdi: Ülke makro ekonomisini olumsuz olarak nitelendirenlerin oranı yüzde 71 iken, kişisel ekonomi değerlendirmesinde bu umutsuzluk oranı yüzde 37 seviyesinde kaldı. Akan, bu verinin şirketler açısından tüketime dair bir fırsat penceresini ortaya koyduğunu belirtti.

Yiğit Arslan ise toplantıda yaptığı açıklamada dijital kanal kullanımındaki artışın arka planında yatan ilk 3 tetikleyici nedeni şöyle sıraladı: Fiyat karşılaştırma kolaylığı, ürün çeşitliliği ve daha ucuz olduğunu düşündüğü için. Bu veriler, tüketicilerin pahalılıkla mücadelede online siteleri bir araç olarak kullandığını da ortaya koydu.

Müşteri odaklı deneyim

Perakende ve tüketim sektörlerinde yer alan şirketlerin geleneksel stratejik bakış açıları ile yeni tüketiciye yaklaştıklarında içinden çıkılamaz sorunlar ile boğuşmak durumunda kaldıklarını belirten Akan, “Bu nedenle yeni bir yaklaşım sergilemek zorundalar” dedi. Akan şöyle devam etti: “Perakende sektöründeki öncü şirketlerin, farklı müşteri ve pazar beklentileri ışığında ortaya çıkan yeni denklemde rekabetçi duruşlarını koruyabilmesi için, müşterinin ekonomik endişelerine cevap verebilmek adına ürün, kanal, tedarik zinciri gibi alanlarda yapılabilecek iyileştirmeler üzerinde durması gerekiyor. Uzak olmayan bir gelecekte pazarda öne çıkmak isteyen perakende şirketleri “müşteri odaklı deneyim” tasarımını ajandalarına almalılar.”

Raporda öne çıkan 5 trend

1 Ekonomik koşulların tüketicilerin alım gücüne etkisi: Pandemi sürecinden bu yana, Türkiye’de makroekonomiye dair gelişmeleri olumsuz olarak değerlendirenlerin oranı yüzde 50’den yüzde 71’e çıktı.

2 Giderek artan dijital kanal kullanımı Kategoriye bağlı olarak, her 10 tüketicinin ortalama 6’sı mobil cihazlardan ve/veya bilgisayardan alışveriş yapıyor.

3 Mağazalar bilgi ve deneyim merkezine dönüşüyor Market alışverişinde tüketicilerin yüzde 81’i bilgi amaçlı mağaza ziyareti yaparken, giyim kategorisinde satın alma kanalı olarak, her 15 tüketiciden 7’si mağazaları, 5’i mobil telefondan online alışverişi ve 3’ü bilgisayardan online alışverişi tercih ediyor.

4 Trend teknolojilerin adaptasyonu beklentilerin altında Yeni bir ticaret kanalı olarak ön plana çıkması muhtemel sosyal medya, halen tüketicilerin öncelikle bilgi almak için kullandığı bir ortam konumunda.

5 Sürdürülebilirliğin artan önemi Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 71’i sürdürülebilirlik kavramını duyduğunu söylüyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 64’ü halkın sürdürülebilir davranış ve/veya yaşam tarzına özendirilmesi konusunda en büyük sorumluluğun kamu yönetiminde olduğunu ifade ediyor.

Devamını oku
Reklam
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

Kentlerin gıda ihtiyacını dikey tarım karşılayacak

İGSAŞ’ın çözüm ortağı olduğu, Tarım ve Ormancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi” projesinde hasat başladı. 300 metrekarelik alanda 20 dekara karşılık gelecek üretim yapılıyor. İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, “Burası bir tarla ama toprak, güneş, rüzgar yok. Yüksek teknoloji barındırıyor” dedi.

Yayınlanma tarihi

-

Üzerinden geçip gittiğimiz zeminin metrelerce altında bir grup araştırmacı, laboratuvar ortamında beyaz önlükleriyle dolaşıyor, borularla döşenmiş led ışıklı odalarda bitki üretiyor, ürünlerini çeşitlendirmek, pazara çıkmak için planlar yapıyor.

Birkaç yıl öncesine kadar bir film karesi olabilecek bu görüntü bugün hayatın bir parçası olmuş durumda. İstanbul gibi bir metropolün tam merkezinde Kağıthane’de yerin 30 metre altında bulunan odalarda fesleğen, marul hatta çilek üretiliyor. İGSAŞ’ın çözüm ortağı olduğu Tarım ve Ormancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi” projesinde artık hasat yapılıyor.

Eksi 8’inci katta üretiliyor

2022 Aralık ayında açılan merkez, Kağıthane Belediyesi’ne ait kapalı otoparkın eksi 8’inci katında faaliyetlerini sürdürüyor. 30 metre derinlikte ve güneşsiz alanda sadece led ışıklarla tarım ürünleri yetiştiriliyor. Merkez, İngiltere’de 33 metre derinlikte hayata geçirilen projenin ardından dünyada kapalı tarım uygulamasının yapıldığı en derin ikinci proje olma özelliği taşıyor.

İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, merkezi “Burası bir tarla ama toprak, güneş, rüzgar yok. İşçilik ihtiyacı çok düşük. Yüksek teknoloji barındırıyor. Minimum gübre kullanılıyor. Zirai ilaca gerek yok. Lojistik maliyeti yok. İklim koşullarından bağımsız” olarak tanımlıyor. Merkezde 12 ay boyunca istenilen her ürünü üretmek mümkün.

Ünal, “Sibirya’da yetişen bir ürünle, ekvatorda yetişen bir ürünü yan yana odalarda üretebilirsiniz. Bir tarlada marulu yılda en iyi 3 kere ekersiniz. Bu sistemde 6-7 hasat elde etmek mümkün” diyor. Merkezde bitkiler raflardaki sıvıların içinde, yine led ışıkları altında büyüyor. İlkay Ünal, “Biz illa bitki topraktan çıksın istiyoruz. Bitki toprağın içinde minerale vitamine ulaşmak için çabalıyor zaten. Onu bulmakta zorlanıyor. Bana şöyle bir soru gelmişti; Artık toprağa ekilmeyecek mi?

Öyle bir şey mümkün değil siz buğdayı, mısırı, şeker pancarını hatta havucu bile burada yetiştirme şansına sahip değilsiniz. Burada yeşil sebzeleri yetiştirin, onları o sahalardan çekin toprağa daha fazla diğer hububat ürünlerini ekin. Yani alanları değiştirelim. Marul için tarlayı kullanmayalım, marulu buraya taşıyalım daha verimli olsun.

Toprak analizi yaparak o toprakta hangi element ihtiyacı varsa onu besleyelim ona göre o toprakta ona göre ekim yapalım” diyor. Ünal, merkezde 300 metrekarede yapılan üretimin dışarıda 20 dekar üretime eşdeğer olduğuna da dikkat çekiyor. Brüt 700, net 330 metrekare bir alanda üretim yapılıyor. Merkezin metrekare maliyeti yaklaşık 17 bin, toplam 5 milyon lira civarında. Bu hesabın içinde inşaat maliyeti yok. Çünkü yeri belediye tahsis etmiş. Sadece kurulum ve mühendislik var.

İnşaat, güneş paneli kurulumu da dahil edildiğinde yatırımın metrekare maliyeti 100 bin lira civarında hesaplanıyor. Dikey tarımın şimdilik tek dezavantajı elektrik maliyeti. Çünkü elektrik ihtiyacını şebekeden karşılıyor. Ancak çatı tipi GES kurulumuyla enerji maliyetini düşürmek mümkün. Öte yandan bu alanda yatırım yapmak isteyen girişimcilerin merkezden bilgi alabilecekleri belirtiliyor.

İGSAŞ tarım şirketi oluyor Projenin çözüm ortağı olan İGSAŞ son yıllarda yaptığı yatırımlarla bir tarım grubu olma yolunda. Şirketin tüketimi yüksek olan üre gübresinin tek üreticisi olduğunu kaydeden Ünal, 2022de hububat ticaretine başlandığını, Samsun’da organomineral gübre tesisi kurmak için çalışıldığını ve yem sektöründe yeni bir yatırım hazırlıkları yapıldığını belirtiyor. Yem yatırımı için bir danışman firmayla anlaşan İGSAŞ, bölge analizlerini bitirmiş. İlk etapta 500 bin tonluk bir kapasiteyle işe başlanması planlanıyor.

Yatırımın tahmini tutarı ise 40-50 milyon dolar civarında. Ünal, Samsun’daki organomineral yatırımı hakkında şu bilgileri veriyor: “Ürün gamında organomineral eksikti. Samsun’a 200 bin tonluk tesisi kuruyoruz. Bu senenin son çeyreğinde deneme üretimi başlayacak. İhracat yapmak gibi bir hedefimiz de var.” Kocaeli’nde üre fabrikası olan şirket aynı yerde ikinci bir üre fabrikası daha kuracak. Bununla ilgili yatırım teşvik belgesi açıklandı. Grup bütün yatırımları tamamladığında 2 milyonluk gübre üretim kapasitesine ulaşacak. Bu, Türkiye’nin üretim kapasitesinin dörtte biri anlamına geliyor.

Su tüketiminde yüzde 95 tasarruf

İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Ar-Ge Merkezi, Kağıthane Belediyesi’nin tahsis ettiği Yeni Kültür Merkezi binasının -8. katında, 700 metrekare büyüklüğündeki otopark alanında -30 metre derinlikte bulunuyor. Bu özelliği ile dünyanın en derin ikinci tarımsal üretim tesisi. Tesiste toplam 330 metrekare alanda 3 adet bitki üretim ünitesi ve 1 adet tohum çimlendirme ünitesi bulunuyor. Üretim her biri 1 metrekarelik tablalarda gerçekleştiriliyor. 3 üretim ünitesinde toplam 384 adet üretim tablası bulunuyor. Fide yetiştirme ünitesinde ise toplam 26 adet tabla yer alıyor.

Toplam 275 metre kareden oluşan 3 ünitede yapılan bitkisel üretim tarlada yapılan yaklaşık 20 dekar üretime eşdeğer durumda. Bir fide ortalama 20 günde ekime hazır olurken, tesisin fide yetiştirme ünitesi yıllık 540 bin adet kapasiteye sahip. Şu anda fesleğen ve marul olmak üzere iki adet ürün yetiştiriliyor. Tam kapasite üretimde yıllık 24 bin adet marul, 4 ton fesleğen yetiştiriliyor. Fideden hasada ortalama 30 günlük bir süreç geçiyor. Su tüketiminde yüzde 95 oranında tasarruf sağlanıyor. Bir laboratuvar ortamı gibi çalışıldığı için tarımsal zararlılar bulunmuyor. Bu yüzden tarımsal ilaç tüketimi sıfır.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Şarj ağı alan ilk perakende şirketi Migros oldu

Migros, elektrikli araçlara şarj hizmeti sunmak ve Türkiye’deki elektrikli araç dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla kurduğu Migen Enerji ile “Şarj Ağı İşletmeci Lisansı” alan ilk perakende şirketi oldu.

Yayınlanma tarihi

-

Migros, elektrikli araçlar için şarj hizmeti sunan istasyonlarını bu ay içinde hizmete açacak. Migros Ticaret Yatırım Geliştirme ve İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Şevki Tuncer, ilk etapta şarj istasyonlarının İstanbul’daki mağazalarda hizmete gireceğini ardından da Türkiye’ye yayacaklarını söyledi. Tuncer, “Yılın ilk yarısına kadar 19 ilde 50’yi aşkın mağazada hizmet vermeye başlayacağız” dedi.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Çırağan Palace Shop’tan özel lezzetler

Çırağan Sarayı’nın online alışveriş sitesi Çırağan Palace Shop, Sevgililer Günü’nü romantik dokunuşlarla taçlandırmak isteyenlere özel benzersiz ve leziz hediyelikler sunuyor.

Yayınlanma tarihi

-

Çırağan Palace Shop lezzetleri, Şubat ayında Sevgililer Günü’ne özel romantizm ve aşk temalı el yapımı konsept lezzetleriyle sevgililerin kalbini çalıyor.

Birbirinden leziz kalpli çikolatalar, frambuazlı pembe makaronlar, çeşit çeşit aşk temalı pastalar, kırmızı renkte kalpli ekmekler, Çırağan Sarayı’nın baklava oda sında Gaziantepli baklava şefleri tarafından hazırlanan kalpli mor baklavalar ve çok daha fazla romantik hediye, sevdiğine Saray mutfağından bir lezzet armağan etmek isteyenleri bekliyor. Birbirinden benzersiz lezzetlerle dolu Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan beş çayı konsepti ise romantik sohbetlerin en keyifli eşlikçisi oluyor.

Devamını oku

Trend olan

EnglishTurkish