Takip Edin

Sektörel Gündem

MAKİNE SEKTÖRÜNDEN 1.7 MİLYAR DOLARLIK BAŞLANGIÇ

Abone Ol 

Yayınlanma tarihi

-

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından yapılan açıklamaya göre, Ocak ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 1,7 milyar dolar oldu. Geçen yılın Ocak ayına göre yüzde 10,4 artış sağladıklarını belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Makine ithalatı son çeyrekte hız kesmesine rağmen, geçen yıl yüzde 21,2’lik artışla 34,4 milyar dolara yükselerek Türkiye’nin toplam ithalatı içinde yüzde 13 paya ulaştı. Makine ithalatımızın yüzde 77’sini yapan genel imalat sanayimizin makine ihtiyacının yarısında yerli alternatifleri tercih etmesinin dahi ekonomiye katkısı, 2021 sabit fiyatlarıyla 10 yılda 760 milyar TL olur” dedi. 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bizzat açıklandığı üzere 2021 yılını 20 milyar doların üzerinde ihracatla tamamlayan üç sektörden biri olan makine imalat sanayii, Ocak ayına yüzde 10,4 artış ile başladı. Aylık ihracatı 1,7 milyar dolar olarak gerçekleşen sektörün en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Fransa ve Birleşik Krallık oldu. Bu 5 ülkeye yapılan aylık makine ihracatı 600 milyon doları bulurken, Rusya’ya makine ihracatındaki artış yüzde 41,4 seviyesine ulaştı. Yüzde 342 artışın yaşandığı Hindistan ile yüzde 28,5 artış gerçekleşen Mısır en büyük on ihraç pazarı listesine 6. ve 9. sıradan girdiler.

 BANKACILIĞIN YERİ ÖNEMLİ

Üçüncü çeyrek verilerine göre dünyada yıllık makine ihracatı 20 milyar doları aşan ülkeler arasında, oransal olarak en fazla artış sağlayan ülkenin yüzde 32 ile Türkiye olduğuna dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Orta-yüksek teknolojili mallar sınıfında tanımlanan makinelerin üretim ve ihracatında pandemi öncesinde başlayan yüksek performans rakiplerimizin üzerinde bir ivmeyle sürüyor. DTÖ’nün son verilerine göre Türkiye’nin yüzde 32 ile en yüksek ihracat artışı yakaladığı ilk 9 ayda, Tayvan ve İtalya’nın artışları yüzde 28 ve yüzde 27 olarak gerçekleşti. Makine ihracatımızın geçen yılın sonunda 23 milyar dolara ulaşmasında, ürünlerimizin teknoloji seviyesinde ve fiyatlarında sağladığımız artış ile pazarlarımızdaki çeşitlenmenin önemli bir rolü var. İhracat artışımız AB dışındaki Avrupa’da yüzde 30, merkezi ve Güney Asya’da yüzde 55, NAFTA’da yüzde 34, MERCOSUR’da yüzde 53 oldu” dedi.

GÜÇLÜ YATIRIM DÖNEMİ

Karavelioğlu, küresel canlılığın ilkbahar aylarından sonra kalıcı olarak devam etmesini beklediklerini ifade ederek, “2021 yılında küresel tedarik zincirlerindeki değişim, yeni kapasite yatırımlarını önemli ölçüde artırarak makine ve teçhizat yatırımlarını 5 trilyon doların üzerine taşıdı. Gerek sürdürülebilirlik ve dijitalleşme gerekse yeşil enerji alanlarında pek çok yatırım yapılıyor. Sadece bu yatırımların değil, tüketimin de giderek pahalanacağını arz kaynaklı enflasyonun emtia, lojistik ve enerji maliyetlerindeki etkilerinden görüyoruz. Güçlü yatırım dönemi ihracat konusundaki iyimserliğimizi artırsa da gelişmelerin üretim maliyetlerine önemli bir etkisi olacak” dedi.

 YÜZDE 50’DEN FAZLA ARTIŞ

Türkiye’nin makine alanındaki başarısını sürdürebilmesini, işletme ölçeklerinin büyümesiyle elde edilen verimlilik ve karlılık artışına bağlayan Karavelioğlu şunları söyledi: Makine teçhizat yatırımlarımız son 2 yılda, hem yeni ve yüksek teknolojili ürünler hem de tevsi modernizasyon projeleri için yüzde 50’den fazla arttı. Küresel pazardaki payımızın yüzde 1’e varmış olmasında üst üste yakaladığımız yüzde 9 ve yüzde 31 üretim artışının büyük rolü oldu. 2 yılda yüzde 43 üretim artışı dünyada yok. Dünya makine üretiminin ancak yüzde 7 kadar artabildiği son 2 yılın sonunda AB, pandemi öncesi seviyesine henüz geri dönebildi. Parasal sıkılaşma adımlarının küresel likiditeyi olumsuz etkileyeceği yakın dönemde etkin tedbirler geliştirebilirsek, dünya makine liginde hızlı yükseleceğimiz çok açık.”

 

YÜZDE 31,2 ÜRETİM ARTIŞI

İmalatçıların dışsal etkileri yönetmek zorunda olduğu yeni dönemde, yurtiçindeki gelişmelerin yaşamsal önemde olacağını belirten Karavelioğlu şunları söyledi: “Ülkemizin en katma değerli sanayi dallarından biri olmasına rağmen makine sanayii, yüksek üretim maliyetleri sonucu yıllık yüzde 58 üretici enflasyonu ile karşılaştı. 2021 yılındaki yüzde 31,2 üretim artışımız da dikkate alındığında işletme sermayesi ihtiyacımız pandemi öncesinin 3 katına yaklaştı. Sektörün finansmana erişiminde sadece stratejik konumunun değil, KOBİ yapısının da dikkate alınması ve özel önlemler geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde 76’sının mal veya vesaik mukabili yapılıyor olması zorlu dönemlerde dikkatle yönetilmesi gereken bir risk. Eximbank kaynaklarının yüzde 94’ünün büyük işletmelerce kullanılıyor olması da bu riskin büyük ölçüde KOBİ’lerin üzerinde kaldığının ifadesi. KGF ve İGF gibi, bu dengesizliği bir ölçüde gidermeyi hedefleyen mekanizmaları çok önemsiyoruz. Reel eksi faizin enflasyona oranla uygun finansman imkanı sunduğu bu ortamda, işletmelere kredi sağlama konusunda bankacılık sektörüne büyük sorumluluk düşüyor. Bu çerçevede açıklanan yeni KGF destek paketlerine bankaların bir an önce işlerlik kazandırmalarını bekliyoruz.” 

 

10 YILDA 760 MİLYAR TL

Ekonomik dengelerin fevkalade hassas olduğu bir dönemde, ithal ikameci politikaların farklı biçimde de olsa bütün dünyada yeniden gözde olduğuna dikkat çeken Karavelioğlu, “Liberal ticarete yönelik cılız söylemlere rağmen, yerli üretim ve tarife dışı engellemelerin standartlar ve sertifikalar üzerinden güçlendirildiğini gözlemliyoruz. Sürdürülebilirlik başlığı altında bu politikalardaki yenilenme açık hale gelecek” dedi.

İthalat baskısı altında gelişemeyen sektörlere yatırım çekme çabası ile ara malı veya tedarik zincirlerinde dışa bağımlı sektörlerin yerli katma değerlerinin yükseltilmesi gayretlerinin bütün dünyada hızlandığını belirten Karavelioğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Makine ithalatı son çeyrekte hız kesmesine rağmen, geçen yıl yüzde 21,2’lik artışla 34,4 milyar dolara yükselerek Türkiye’nin toplam ithalatı içinde yüzde 13 paya ulaştı. Yüksek ithalatın genel ekonomi üzerindeki etkileri üzerine hazırlattığımız rapor, yatırım teşvik sisteminin evvel emirde yenilenmesi gereğini işaret ediyor. Makine ithalatımızın yüzde 77’sini yapan genel imalat sanayimizin makine ihtiyacının yarısında yerli alternatifleri tercih etmesinin dahi ekonomiye katkısı, 2021 sabit fiyatlarıyla 10 yılda 760 milyar TL olur. Avrupa’nın en büyük makine imalatçılarından biri olan ülkemizde sanki hiçbir uygun seçenek yokmuş gibi, sanayicimizi ithalata yönlendiren önyargılarla ve özendirici uygulamalarla yüzleşmeliyiz. Asya menşeli makinelerin ithalatımız içindeki payının yüzde 38,9’a ulaşması, bu sorunla yüzleşmeyi acil hale getirmiştir.”

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel Gündem

Bilişim Zirvesi 22’inci yılında: Dünyayı Teknoloji Kurtaracak

Bireylerin, şirketlerin ve ülkelerin olmazsa olmazı haline gelen teknoloji ve bilişimin yol haritasının belirlenmesi, geliştirilmesi için her yıl …

Yayınlanma tarihi

-

Bireylerin, şirketlerin ve ülkelerin olmazsa olmazı haline gelen teknoloji ve bilişimin yol haritasının belirlenmesi, geliştirilmesi için her yıl düzenlenen Bilişim Zirvesi’nin 22.si, “Dünyayı Teknoloji Kurtaracak” temasıyla Fişekhane’de yapıldı. Teknoloji uğruna kirlettiğimiz doğanın ancak teknoloji ile temizlenebileceği, doğru ve akıllı kullanımla pek çok sorunun teknoloji tarafından çözüleceğinin altının çizildiği zirve, bu sene fiziksel ortamda konuklarını ağırladı.

Zirvenin ana tema konuşmasını SAP Amaç ve Sürdürülebilirlik Global Direktörü, Akademisyen, Yazar Dr. Erdem Aksakal gerçekleştirdi. “Dilekten Gerçeğe” başlıklı konuşmasında Aksakal, “Dünyayı kurtarmak için iyi temennileri gerçeğe dönüştürecek en büyük potansiyel teknolojide. Finansal kuruluşlar her an trilyonlarca veriyi işlemek ve eğitim kurumları neredeyse sonsuz miktardaki bilgiyi kaydetmek için teknolojiye güveniyorsa, dünyamız için gerekli bu güç de teknolojiden geçecek” dedi.

Açılış programı Dr. Erdem Aksakal’ın ana tema konuşmasının ardından Komedyen Tahsin Hasoğlu’nun stand-up gösterisiyle devam etti.

Bilişim Zirvesi’22’nin açılış programında konuşan T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, her sektör için dijital dünyadaki gelişmelere ayak uydurmanın bir zorunluluk olduğunun altını çizerek, “Teknoloji sadece geleceğimizi yapılandırmak için değil kurtarmak için de var. Günümüzde verinin depolanması, analiz edilmesi ve değere dönüşmesi konuları çok önemli bir pazar haline geldi. Bilişsel ve yapay zekâ sistemlerine yönelik küresel harcamanın 2025 yılında 190 milyar dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor. Ülkelerin, başkaları tarafından üretilen ürünleri kullanarak uzun vadede söz sahibi olamayacağının bilinciyle özellikle haberleşme ve savunma gibi yüksek teknolojiye dayalı sektörlerimiz için üretim çalışmalarına devam ediyoruz. Dünya çapında dijital dönüşüm hizmetlerine yapılan harcamaların 2023’te 2.3 trilyon dolara ulaşacağı görülüyor. Vatandaşlarımızın dijital teknolojiden tüm dünyayla birlikte faydalanabilmesi ve siber tehditlerden korunması için ulusal seviyede doğru politikaları uyguluyor, uluslararası seviyede ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Teknolojide doğa dostu çözümler ve sürdürülebilir çözümler bizim için çok önemli” diyerek, gelecek nesillerimiz ve dünyamız için bu çözümleri geliştirmeye öncelik verdiklerini kaydetti.

Zirvede konuşan T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul, girişimcilik açısından Türkiye’nin ilginç bir ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Yeni iş yoğunluğu diye bir kavram var. Yani 15-64 yaş arası çalışan nüfusundaki insanlar yeni iş kuruyorlar. Türkiye 1000 kişiye düşen şirket sayısı 1.8 şirketle OECD’de sonuncu sırada. OECD ortalaması ise 6.3. Girişimcilik aslında bir ruh hali. Yani riski anlama, algılama, değerlendirme ve buna göre karar almayla ilgili bir hal. Ülkemizde risk alma konusunda muhafazakarlık mevcut. Asıl mesele bunun dönüştürülmesi. Bir değişim yaşıyoruz ama çok yavaş. Sermaye birikiminin artması gerekiyor. İnsanların ve şirketlerin dolara, altına, gayrimenkule, arsaya ve üretime yatırım yapmaları gerekiyor. Tasarrufların değişmesi ve ayrıca insan sermayesinin geliştirilmesi gerekiyor.”

Zirvenin premium sponsorlarından Turkcell Dijital İş Servisleri’nin Kurumsal Çözümler ve Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Alper Özkan yaptığı konuşmada, “Sürdürülebilir bir dijital dönüşüm stratejisi, dijitalleşmede gereken olgunluk seviyesine ulaşmak ve stratejik kararların doğru zamanda alınabilmesi adına kurumlar için kritik öneme sahip. Kurumlar, dijital dönüşüm stratejisini kapsayıcı ve işletmenin bütününe uygulanacak, devamlılık gerektiren bir yolculuk olarak değerlendirmeli” diyerek, sürdürülebilirlik konusuna vurgu yaptı.

Artık her şeyin çok hızlı değiştiğini ve varlığımızı korumanın dahi bu değişime ayak uydurmaya bağlı olduğunu hatırlatan Schneider Electric Türkiye, Orta Asya ve Pakistan Strateji ve Dijital Transformasyon Direktörü Cemal Tosun, “Bizim hedefimiz, ayak uydurmanın ötesinde bu değişikliğin öncüsü olmak. Yapay zekayla elektrik üretimiyle yaratılacak dünyayı hayal ediyor ve bu hayali gerçekleştiriyoruz. Gelecekte yaşayacağımız akıllı şehirlere hep birlikte şahit olacağız. Yeni iş modellerine ve henüz adını dahi duymadığımız mesleklere, kısacası akıllı bir dünyaya şimdiden her anlamda hazırlık yapıyoruz” diyerek, bu hikâyenin parçası olmak için çalıştıklarını ifade etti.

“Saldırılar artık daha sofistike”

DNS’in dijital dönüşümün omurgası olduğu söyleyen Roksit Global Pazarlar Çözüm Danışmanı Osman Karan yaptığı konuşmada, “Siber atakların evrimsel gelişimine baktığınızda çok ciddi bir şekilde karmaşık olduğunu görüyoruz. Bundan şunu anlıyoruz ki, saldırganlar bu genişleyen atak düzeyine karşı manipülasyon teknikleri geliştirmeye başladı. Burada önemli olan bir protokol var: DNS. Domainlerin %80’den fazlasının IP kaydı yok. Bu durum saldırganların temel tekniklerinin başında geliyor. Bu yüzden domain sınıflandırma konusunda dinamik ve değişken takip çok önemli. Bazı yeni nesil teknolojiler DNS tabanlı ataklar için maalesef kimi zaman yeterli olmuyor. Biz Roksit olarak 3 temel çözüm öneriyoruz: Secure DNS, DNS Visibility, Cyber X-Ray”, diyerek sundukları çözümleri katılımcılarla paylaştı.

“Parayı dijitalleştirerek bir değer yaratmak istiyoruz”

Paranın dijitalleşmesi ihtiyacının zorunluluktan öteye geçmeye başladığını belirten Param Grup CTO’su Bahadır Aktan, “Parayı dijitalleştirerek insanlar, şirketler ve dünyanın geleceği için bir değer yaratalım istiyoruz. Biz dünyayı teknoloji kurtaracak ve sürdürebilirliğe ihtiyacımız var diyoruz. Paranın dijitalleşmesi de bu yolculukta çok önemli bir yer buluyor. Dünyayı kurtarmak gibi bir vizyona ortaklık ettiğimiz için sektörü de finansal teknolojileri de geliştirmeye çalışıyoruz. Bu işi yapmak isteyen herkese Param’ın bütün teknolojileri açık. Amacımız, bu pazarı büyütmek. Bunu ne kadar hızlı ve ne kadar etkin yaparsak insanların ve şirketlerin sürdürülebilirliğine de o kadar katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Yapay zekâ teknolojisi hayat kolaylaştırıyor

Bilişim Zirvesi’22’de yapay zekâ uygulamalarının hayatımızı kolaylaştırma noktasında sağladığı faydaları anlatan Knowledge Club DevOps Ekip Lideri Erdeniz Ünvan, “Bunu yapabilmek için dünyanın ilk ve tek Türkçe Yapay Zeka API’ı (Uygulama Programlama Arayüzü) olan Ayşe’yi (aiSHE) geliştirdik. Yapay zekâ asistanımız Ayşe bizlere; tarih, matematik, coğrafya, finans, hava durumu, haberler, kovid 19, popüler şarkılar hakkında bilgiler veriyor. Günlük hayatta birbirimizle yaptığımız sohbetleri aynen Ayşe ile yapabiliyoruz. Hatta Ayşe’nin bize fıkra anlatma, şaka yapma, internette arama yapma ve istediğimiz şarkıları çalma özelliği var. Ayşe’nin yapay zekâ asistanı olarak en büyük özelliği ise İMKB’de faaliyet gösteren şirketlerimizin hisse senetleri için %99 başarı oranı ile gelecek tahminlemesi yapmasıdır” diyerek, geliştirdikleri uygulamaya ilişkin bilgiler paylaştı.

Bulut servisleri iş yükünü azaltıyor

Açılış programında konuşan GlassHouse Ülke Müdürü Özer Erdoğan, “GlassHouse Cloud’u müşterilerimize yönetilen servislerle sunuyoruz. Bulut servisimiz hem Türkiye’de kendi kurduğumuz yedekli bulut ortamını hem de Microsoft Azure üzerinde desteklediğimiz ortamları kapsıyor. GlassHouse olarak tek bir çatı altında yönetilen bulut hizmetleri yetkinliği, SAP hizmetleri yetkinliği ve iş sürekliliği tecrübesini birleştiriyoruz. Bu sayede GlassHouse’la çalışan BT yöneticileri, işletmelerinin tüm BT altyapı ihtiyacını tek bir ortakla çalışarak giderebiliyorlar” dedi.

İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan zirvede yaptığı konuşmada Telekom sektörünün sürekli yenilendiğini belirterek şunları söyledi: “Bilişim teknolojisi dünyayı kurtaracak yeteneğe sahip ama yanlış kullanılırsa ve yönlendirilirse aynı teknoloji dünyayı da mahvedebilir. Bundan sonraki savaşlar aslında siber güvenlik savaşları ve bu savaşların da en büyük silahı veridir. Veriyi doğru üretebilen, doğru kullanabilen ülkeler, sektörler aslında dünyayı kurtaracak. Her on yılda bir telefon sektörü kendini yeniledi ve sürdürülebilir bir hale geldi. Sesli haberleşme olarak başlayan bu sektörde insanlar birbirleriyle veri alıp vermeye başladı. Günümüzde 5G ile telekom sektörüne artık Telekom 1.0 diyebiliriz. Telekom sektörü haberleşmenin ötesine geçti. 6G ile biz bu misyonu daha da ilerletip teknolojileri buna uygun bir hale getirmeye çalışıyoruz.”

Özak Global Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akbalık, “Sektörel verileri doğru analiz eden şirketler, gelecekte neler yapabileceklerini somut bir şekilde görüp buna göre stratejilerini belirliyorlar. Yazılımları doğru kullandığımız takdirde şirketler içerisinde verimli ve sürdürülebilir iş modelleri oluştururuz” dedi. Özak Global olarak sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacını görerek bilişim, yazılım ve tasarım üzerine sosyal sorumluluk projesi kapsamında yeni bir meslek okulu kurduklarının bilgisini paylaşan Ahmet Akbalık, bu okulla birlikte bundan sonraki süreçte bilişim ve yazılım tarafında ülkemize önemli değerler kazandırmayı amaçladıklarını ifade etti.

Konuşmasında küresel problemler arasında bulunan “şehirleşme, eğitim, sağlık ve güvenlik” konularına dikkat çeken SAP Genel Müdürü Uğur Candan, bu sorunları çözmek için verinin kullanış şeklinin önemine vurgu yaptı. Verinin değerinin, kullanış şekline bağlı olarak her seferinde katlanarak arttığının altını çizen Uğur Candan, “Bu büyük problemlerle mücadele etmek için teknolojiler mevcut günümüzde. Ancak veriyi, çoklu ve hızlı şekilde kullanabilmemiz gerekiyor” dedi.

Devamını oku

Sektörel Gündem

Makine ihracatı 20,5 milyar dolar oldu

Türkiye’nin makine ihracatı yılın birinci 10 ayı sonunda, geçtiğimiz yılın tıpkı periyoduna nazaran yüzde 7,7 artarak 20,5 milyar dolar oldu …

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’nin makine ihracatı yılın birinci 10 ayı sonunda, geçtiğimiz yılın tıpkı periyoduna nazaran yüzde 7,7 artarak 20,5 milyar dolar oldu. Birinci iki sırada yer alan Almanya ve ABD’ye toplam makine ihracatının 4 milyar doları bulduğu bu devirde, ihracatın 1 milyar dolar eşiğine dayandığı Rusya, bölüm için üçüncü sıraya yükseldi. Rusya’ya sağlanan makine ihracat artışı bu devirde yüzde 43,8’i buldu. Özgür bölgeler dışında sevk edilen makinelerin geçtiğimiz yılın tıpkı periyoduna nazaran yüzde 2,2 artışla 3 milyon tonu geçtiği 10 aylık süreçte ortalama ünite fiyat KG başına 6,3 dolar olarak gerçekleşti.

Makine bölümünün ihracat fırsat ve potansiyelinin, Türkiye’nin ihracat bazlı büyüme modeline geçtiği yıllar içindeki en yüksek düzeyinde olduğuna dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Lideri Kutlu Karavelioğlu, şunları söyledi:

“Küresel stagflasyon korkuları giderek güçlenirken önlemlerin giderek muğlaklaştığı bu devirde, makine imalat bölümümüz Türkiye iktisadı için sıra dışı bir potansiyel sunuyor. 2019 yılına kıyasla yüzde 60 daha fazla makine üretir hale gelen yapılanmamızla, ülkemizin yıllık 100 milyar dolar civarında seyreden makine teçhizat yatırımlarının ihtiyaçlarını büyük ölçüde ve yerli paramızla karşılayabilecek güce eriştik. İhracat gelirimizin yüzde 70 kadarını gelişmiş ülkelerden sağlıyor, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yüzde 10’u aşmış bulunan hissemizi istikrarlı biçimde artırıyoruz. Tüm göstergeler, rekabetçi olduğumuzu ve kullanıcılarımıza kalite fiyat ekseninde optimal tahliller sunduğumuzu teyit ediyor.”

Küresel ticarette zorluklar arttıkça yer kazanmayı sürdüreceklerini belirten Karavelioğlu, kendi yatırım ve ihracat stratejileri üzerine 20 yıldan fazladır baş yormuş, güçlü örgütleriyle milletlerarası temsilde aktif olmuş bir bölümün muvaffakiyetinin rastlantısal olmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Makine imalat sanayii sınai rekabette ve ekonomik büyümede en değerli kaldıraç. İleri ülkelerin pandemi sonrasındaki yeni konjonktüre ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarına uygun biçimde güncellemekte oldukları sanayi stratejilerinde kesime atfedilen ehemmiyet, bu gerçeğin bir kez daha altını çiziyor. Aralık ayı prestijiyle ülke gündemimizde 12. Kalkınma Planı’nın hazırlıkları olacak. Bu süreçte sektörel örgütlere de değerli vazifeler düşüyor. Endüstriyel dönüşümün gereklerine uygun derinlikte bir plan ortaya çıkmasına katkı sağlamak birincil misyonumuzdur.”

“Biz jeopolitiği, yalnızca riskler üzerinden okumuyoruz”

Global endüstride ihracat siparişlerindeki düşüşün sürdüğünü, Türkiye’de makine imalat endüstrinin bilhassa son 5 yılda başardığı büyük dönüşüm ve kriz vakitlerinde tesis ettiği sağlam bağlarla bu daralmayı zorlanmadan aşabileceğinin işaretlerini verdiğini tabir eden Karavelioğlu, şunları söyledi:

“Makine ve teçhizat sanayiindeki üretim artışımız, üçüncü çeyrekte yılın öteki devirlerine yakın bir ortalama ile yüzde 14,1 düzeyinde gerçekleşti. Global kriz periyotlarını en az 6 aylık bir faz farkı ile izleyen dalımızda rakip ülkelerin makine imalatı beklenilenden evvel inişe geçti. Bizim siparişlerimizde de bir yavaşlama olmakla birlikte bunun üretime tesirinin hudutlu kaldığını görüyoruz, ki kasım ayının birinci yarısında tekrar ivmelenen ihracat datalarımız de bu durumu teyit ediyor.”

Karavelioğlu, ayrıcalıklı müşterileri olan ülkelerin yatırım ve risk iştahını etkileyen ögelerini yakından izlediklerini kaydederek, şunları belirtti:

“İhracatımızın yüzde 60’ını yaptığımız Avrupa ülkelerinde uygulamaya koyulan tasarruf önlemleri, başta güç ağır bölümlerdeki müşterilerimizi etkileyecek. Lakin peş peşe ilan edilen devlet dayanaklarını ve nükleer santral üretimlerini de dikkate alarak, baharla birlikte amaç pazarlarımızın sabit sermaye yatırımlarında bir güzelleşme görmeyi bekliyoruz. Euro Bölgesi’nde en belirleyici aktör ise Almanya olacak. Almanya’nın 200 milyar doları bulan yerli imalatçıyı muhafaza şemsiyesinin, ülkedeki yatırım ortamını canlandıracağını kestirim ediyoruz. Alman sanayiine entegrasyonu en üst düzeyde olan bölümümüz bu furyadan azami biçimde yararlanacaktır. Makine teknolojilerinin daha süratli geliştirilebilmesi ve dala yatırım çekilebilmesi için emsal önlemlerin Türkiye’de de faal hale gelmesi gerekiyor. Birçok ülke jeopolitik risklerle yeni yeni tanışıyor, biz ise fırsatlarına odaklanmak alışkanlığımızla bu durumu jeo-ticari yarara dönüştürmeye herkesten daha yakınız.”

“Fuarlarda en çok stant açan birkaç ülkeden biri olduk”

Türkiye’nin Makinecileri’nin son bir ayda katıldıkları Euro Blech, K-Düsseldorf, Bauma ve EIMA fuarlarının kıymetli gelişmelere sahne olduğunu belirten Karavelioğlu kelamlarını şöyle tamamladı:

“Çinlilerin karantina sebebiyle uzak kaldığı fuarlarda, bizim makinelerimiz çok daha görünür ve ilgi çeker hale geldi. Birtakım fuarlarda ise en çok stant açan birkaç ülkeden biri haline geldik, bunu kalıcı hale getirmenin yollarını bulmalıyız. Fuarlar esnasında, makinelerin dizaynında dijitalleşmenin ana tanıtım ögesi haline geldiğini, algılama, büyük bilgiye ulaşım ve karar verme yeteneklerinin çok süratli gelişmekte olduğunu gördük. Konstrüksiyonlar güçlenirken ömür uzunluğu maliyetler düşürülüyor, artan randıman ve performansla sürdürülebilirlik gereksinimlerine karşılık verilmeye çalışılıyor. Bir öbür müşahedemiz de kümelenme yoluyla dış ticaret ölçeğinin arttırılması gayretleri. Stant metrekarelerinin büyümesi ve işin gösteri tarafına özel ehemmiyet verilmesi Bakanlığımızın fuar takviyelerini belirlerken dikkate alması gereken farklılıklar olarak ortaya çıkıyor. Start-up’lara özel holler ise bizim de yeni takviyeler üzerine çalışmamızı gerektiriyor.”

Devamını oku

Sektörel Gündem

Bin 994 Öğrenci Mercedes-Benz Laboratuvarlarından (MBL) Mezun Oldu

Yayınlanma tarihi

-

2014’te başlayan proje kapsamında 3,5 milyon Euro’yu aşkın yatırımla Endüstri Meslek Liselerinde açılan Mercedes-Benz Laboratuvarlarında (MBL) 2 bin 416 öğrenci eğitim alırken mezun olanların sayısı bin 994’e ulaştı.

Mercedes-Benz Otomotiv, Mercedes-Benz Türk, Milli Eğitim Bakanlığı ile Mercedes-Benz Yetkili Bayi ve Servisleri iş birliğiyle hayata geçirilen, 2014’ten bu yana yürütülen ‘EML’miz Geleceğin Yıldızı’ projesi mesleki eğitim ve istihdamda Türkiye’ye katma değer oluşturuyor. Verilen bilgiye göre proje kapsamında Mercedes-Benz tarafından 28 şehirde eğitim veren 32 Endüstri Meslek Lisesinde (EML) Mercedes-Benz Laboratuvarları (MBL) hayata geçirildi. Her laboratuvara öğrencilerin üzerinde çalışması için Mercedes-Benz diagnostik cihazı, 3 binden fazla ölçü aleti, notebook, masaüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı, 329 motor, şanzıman ve çeşitli modelleri ile güncel otomotiv teknolojisine uygun hazırlanmış eğitim materyalleri kazandırılırken Mercedes-Benz’in okullara toplam desteği 3,5 milyon Euro’yu geride bıraktı.

 

2 Bin 416 Öğrenci

2014’ten bu yana MBL’lerde eğitim alan öğrenci sayısı 2 bin 416, mezun sayısı ise bin 994 oldu. MBL eğitiminin ardından öğrencilerin yüzde 63’ü istihdam fırsatına sahip oldu ve işe girenlerin yüze 67’si de otomotiv sektörüne yöneldi. Bu öğrenciler arasından 165’i ise Mercedes-Benz’de iş başı yaparken programa katılan 38 kız öğrenciden 2’si de şirket bünyesinde istihdam edildi.

 

“Öğrencilerin En İyi Kariyer Planını Yapmalarına Destek Olacağız”

Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Şükrü Bekdikhan, proje kapsamında gelecek yıldan itibaren atılacak yeni adımları anlattı. Bekdikhan, “Etki analizi çalışmamız sonrasında okullarımızda ve bayilerimizde alabileceğimiz temel aksiyonları değerlendirdik. Bu doğrultuda öğrencilerimizin laboratuvarlarda kullandıkları seçim kriter seti yaygınlaştırılmaya çalışılacak ve bayilerin de katılımıyla en iyi hale getirilmesi sağlanacak. Böylelikle öğrencilerin MBL’den mezuniyetlerine dek devamlılığı sağlanmaya çalışılacak. Aynı şekilde CV hazırlama yetkinliğini artırma amacıyla öğrenci ve öğretmenlerimize eğitimler verilecek. Stajları boyunca öğrencilerimizin gelişimlerini de yakından takip ederek bayilerimizle beraber en iyi kariyer planını yapmaları sağlanacak” dedi.

Devamını oku

Trend olan

EnglishTurkish